KONUK YAZARLAR

KOZİNOĞLU 2011’DE NELERİ GÖRMÜŞTÜ?

Zaman hangi belgeleri ortaya çıkardı?

Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde kaleme aldığı el yazıları, aradan on beş yıl geçtikten sonra yeniden okunmayı hak eden bir dönem belgesi niteliğindedir.

2011’de henüz 17–25 Aralık süreci yaşanmamış, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi gerçekleşmemişti. FETÖ/PDY yapılanmasına ilişkin bugün elimizde bulunan çok sayıdaki soruşturma dosyası ve mahkeme kararı da henüz ortada yoktu.

Kozinoğlu ise devletin bazı kurumlarında Fethullah Gülen yapılanmasıyla bağlantılı olduğunu ileri sürdüğü kadrolardan söz ediyordu.[1]

Bugün önemli bir imkâna sahibiz: 2011’de ne yazdığını biliyoruz; sonraki on beş yılda hangi belgelerin ortaya çıktığını da biliyoruz.

Bu nedenle bu çalışmanın amacı Kozinoğlu’nu peşinen haklı ya da haksız ilan etmek değil, iddialarını sonradan ortaya çıkan belgelerle karşılaştırmaktır…

☆☆☆

OKULLARDAN DEVLET KADROLARINA

Kozinoğlu’nun “Fethullah Gülen ve Okulları” başlıklı notlarındaki temel iddialardan biri, bu okulların yalnızca eğitim amacı taşımadığıdır.[1]

Öğrencilerin özenle seçildiğini; özellikle bürokratların, siyasetçilerin ve toplumda etkili kişilerin çocuklarının tercih edildiğini ileri sürmektedir.

Burada ilk ayrımı yapmak gerekir: Kozinoğlu’nun el yazısı, olayların gerçekten gerçekleştiğinin değil, bu iddianın 2011’de ileri sürüldüğünü kanıtıdır.

İddianın maddi doğruluğu için bağımsız deliller gerekir.

Sonraki yıllarda FETÖ/PDY’nin kamu kurumlarındaki yapılanması çok sayıda soruşturma ve ceza davasına konu oldu.

Yargıtay kararlarında örgüt mensuplarının Emniyet, Jandarma, MİT ve Genelkurmay gibi kurumlara yerleştirilmesine ilişkin yargısal değerlendirmeler bulunuyor.[2][3]

Bu nedenle Kozinoğlu’nun devlet kurumlarında örgütsel yapılanma bulunduğuna ilişkin genel iddiası ile sonraki yargısal tablo arasında önemli bir kesişme vardır.

Ancak bu durum, okullardaki öğrencilerin sistematik biçimde bürokrat ve siyasetçi çocukları arasından seçildiği özel iddiasını tek başına kanıtlamaya yetmez…

☆☆☆

EN ÇARPICI DOSYA: MİT

Kozinoğlu’nun en somut iddiaları MİT’le ilgilidir.

Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarı olmasından sonra Gülen okullarında çalışan bazı kişilerin isim bazında MİT’e davet edildiği ileri sürülmektedir.[1]

Başka bir el yazısında Afganistan ve Gürcistan’daki Gülen okullarında görev yapan öğretmen kadrolarından kişilerin MİT’e çağrıldığını yazar.[4]

Daha sonraki notlarında ise ilk grubun Mart 2011’de, isimleri önceden belirlenerek ve sınava tabi tutulmadan alındığını iddia eder.[5]

Bu noktadan sonra iddialar soyut değildir: Kurum, dönem, personel grubu ve yöntem tarif edilmiştir. Dolayısıyla sonraki belgelerle sınanabilir…

☆☆☆

YARGITAY KARARLARI NE SÖYLÜYOR?

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 09.10.2023 tarihli, E.2021/11217, K.2023/6993 sayılı kararında, ilk derece mahkemesinin kabulüne göre sanığın örgütle ilişkisinin üniversite yıllarında, MİT’e girişinden önce başladığı belirtiliyor.

Aynı kişi 2010 yılında MİT’e giriyor ve mahkeme kabulüne göre 2010–2016 arasında örgütün MİT mahrem yapılanmasında “öğrenci” konumunda faaliyet gösteriyor.[2]

Bu karar önemlidir; çünkü yalnızca “MİT’te örgütlenme vardı” biçiminde genel bir değerlendirmeden değil, örgütsel ilişkisinin kuruma girişinden önce başladığı kabul edilen ve 2010’da MİT’e giren somut bir personel hakkındaki mahkûmiyet hükmünden söz ediyoruz.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 21.09.2023 tarihli, E.2021/8882, K.2023/6043 sayılı kararında da MİT personeli, örgütün mahrem yapılanması ve teşkilata ilişkin gizli bilgilerin temini yargılamanın konusudur.[3]

Başka bir dosyada örgütle ilişkisinin lise yıllarında başladığı kabul edilen kişinin 2012’de MİT’e girdiği ve MİT mahrem yapılanmasında “öğrenci” konumunda faaliyet gösterdiği aktarılıyor.[6]

Bir diğer kararda ise ilk derece mahkemesinin kabulüne göre kişinin örgütle ilişkisi 1997’de başlıyor; TSK mahrem yapılanmasının ardından “MİT’e örgüt tarafından yönlendirildiği” ve 2012’de MİT’e katıldığı belirtiliyor.[7]

Bu kararlar birlikte okunduğunda, Kozinoğlu’nun 2011’de sözünü ettiği MİT içerisindeki örgütsel yapılanma iddiasının sonraki yargı kayıtlarında ciddi bir karşılığı bulunduğu görülüyor.

Fakat burada durmak gerekiyor; çünkü bu kararlar Kozinoğlu’nun bütün ayrıntılarını doğrulamıyor…

☆☆☆

EKSİK HALKA: GÜLEN OKULU ÖĞRETMENLERİ

Kozinoğlu’nun özel iddiası, Afganistan ve Gürcistan’daki Gülen okullarında öğretmenlik yapan kişilerin isim isim MİT’e çağrıldığı yönündeydi.[4]

İncelenen Yargıtay kararlarında ise “bu kişi Afganistan’daki/Gürcistan’daki Gülen okulunda öğretmendi” veya “Hakan Fidan tarafından isim verilerek MİT’e davet edildi” şeklinde bir tespit bulunmuyor.

Mart 2011’de belirli bir grubun sınavsız biçimde MİT’e alındığını gösteren kamuya açık bir personel listesi veya resmî atama belgesi de bu araştırmada tespit edilemedi.[5]

Bu nedenle mevcut belge durumuyla söylenebilecek sonuç sınırlıdır: MİT içerisinde FETÖ/PDY mahrem yapılanmasına ilişkin yargı kararları vardır; örgütsel ilişkisi MİT’e girişinden önce başlayan personel hakkında mahkûmiyet hükümleri bulunmaktadır. Buna karşılık Afganistan ve Gürcistan’daki Gülen okulu öğretmenlerinin Hakan Fidan tarafından isim verilerek MİT’e alındığı iddiasının bütün unsurları kamuya açık belgelerle doğrulanmış değildir…

☆☆☆

“ÖĞRETMEN” SÖZCÜĞÜNÜN TUZAĞI

Yargıtay kararlarında “öğretmen”, “öğretmen-temsilci” gibi ifadeler kullanılabiliyor.[2][6][7]

İlk bakışta bunların Kozinoğlu’nun sözünü ettiği okul öğretmenleri olduğu düşünülebilir.

Oysa karar bağlamında bu kavramlar, örgütün mahrem yapılanmasında kamu personelini takip eden veya yöneten sivil örgüt görevlilerini ifade edebiliyor.

Bu nedenle Gülen okulunda çalışan öğretmen ile MİT mahrem yapılanmasındaki “öğretmen” aynı kavram değildir.

Belgenin söylemediğini belgeye söyletmemek gerekir…

☆☆☆

TAM O SIRADA MİT’TE NE OLUYORDU?

MİT’in resmî kronolojisi de tarihsel bağlam bakımından dikkat çekicidir.

Teşkilatın kendi açıklamasına göre MİT, “tarihindeki en büyük dönüşüme” 2010 yılında başlamış; 2011’de MİT Eğitim Merkezi, yeni alınan ve mevcut personelin geliştirilmesi amacıyla İstihbarat Akademisi ve Eğitim Merkezi Başkanlığına dönüştürülmüştür.[8]

Bu kayıt, Kozinoğlu’nun personel alımlarına ilişkin iddialarını yazdığı dönemin MİT açısından önemli bir kurumsal dönüşüm dönemine rastladığını gösterir.

Fakat kronolojik örtüşme, Gülen okulu öğretmenlerinin MİT’e alındığının kanıtı değildir…

☆☆☆

TSK VE EMNİYET

Kozinoğlu 2011’de Gülen yapılanmasının TSK’ya da sızdığını ileri sürüyor.[9]

Sonraki yıllarda TSK içerisindeki FETÖ/PDY yapılanması çok sayıda soruşturma ve yargılamaya konu oldu.

Bu nedenle genel iddia ile sonraki yargısal tablo arasında belirgin bir kesişme vardır.

Ancak Kozinoğlu’nun aynı bağlamda adını verdiği kişilerin her biri bakımından ayrı delil gerekir.

Bir kurumda örgütlenmenin ortaya konulmuş olması, o kurumla ilişkilendirilen her kişi hakkındaki iddiayı kendiliğinden doğrulamaz.

Emniyet bakımından Anayasa Mahkemesinin 2026 tarihli Mehmet Emin Okyay ve Doğan Doğan kararları ayrıca öğreticidir.

AYM, “Garson” dijital materyallerinin idari ve yargısal süreçlerde kullanılmasını değerlendirirken, kişi hakkında “irtibat veya iltisak” sonucuna varılmasının ciddi ve objektif nedenlerle ve ilgili-yeterli gerekçeyle ortaya konulması gerektiğini vurgulamıştır.[10]

Bu ilke bizim araştırmamızın da yöntemini özetliyor: İsim yetmez, iddia yetmez, benzer olayların sonradan ortaya çıkması da tek başına yetmez.

Kişiyle olay arasındaki bağın somutlaştırılması gerekir…

☆☆☆

PEKİ KOZİNOĞLU HAKLI ÇIKTI MI?

Bu soruya tek kelimelik bir cevap vermek, yüzlerce farklı iddiayı aynı torbaya koymak olur.

Daha doğru soru şudur: Kozinoğlu 2011’de ne yazdı ve bunların hangileri sonraki belgelerle desteklenebiliyor?

Bugünkü belgeler üç ayrı tablo gösteriyor.

Birincisi, FETÖ/PDY’nin MİT, TSK, Emniyet ve diğer devlet kurumlarında örgütlenmesine ilişkin genel iddialarla sonraki yargı kayıtları arasında önemli kesişmeler bulunuyor.

İkincisi, MİT örneğinde olduğu gibi genel çerçevesi desteklenen fakat bütün ayrıntıları doğrulanamayan iddialar var.

Üçüncüsü ise belirli kişilere, atamalara ve yöntemlere ilişkin olup kamuya açık belgelerle henüz doğrulanamayan özel iddialar.

Afganistan ve Gürcistan’daki Gülen okullarından öğretmenlerin isim verilerek MİT’e alınması, Mart 2011’de sınavsız personel alımı ve önceden hazırlanmış isim listeleri bugün için bu üçüncü gruptadır.

Bu nedenle “Kozinoğlu’nun her söylediği doğru çıktı” demek de “yazdıklarının hiçbir karşılığı çıkmadı” demek de belgelerin söylediğinden fazlasını söylemek olur…

☆☆☆

SON SÖZÜ BELGE SÖYLEMELİ

Kaşif Kozinoğlu’nun 2011’de Silivri’den bıraktığı el yazılarını değerli kılan şey, onları bir “kehanet” metni gibi okumak değil; zamanın sınamasına bırakılmış bir dönem belgesi olarak incelemektir.

Doğru yöntem zahmetlidir: Her iddianın karşısına belgesini koymak; varsa karar numarasını, resmî kaydı ve bağımsız doğrulamayı göstermek; yoksa da açıkça “bu iddiayı doğrulayacak kamuya açık belgeye ulaşılamadı” diyebilmektir.

Tarih, insanların birbirleri hakkında ne söylediklerinden ibaret değildir.

Tarih, söylenenlerle sonradan ortaya çıkan belgelerin birlikte okunmasıdır.

Bu nedenle son sözü ne Kozinoğlu’nun el yazısı söylemeli ne de bugünün siyasi yorumcusu.

SON SÖZÜ BELGE SÖYLEMELİDİR…

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR VE KAYNAKLAR

[1] Birincil kaynak. Kaşif Kozinoğlu, Kaşif Kozinoğlu’nun Mezara Götürmediği Sırlar – El Yazıları Tıpkıbasım, haz. Ergün Gedek, Aydınlık Yayınları, 1. Basım, Mart 2012, “Fethullah Gülen ve Okulları” bölümü. Kaynak, Kozinoğlu’nun iddiaları 2011’de ileri sürdüğünü gösterir; iddiaların maddi doğruluğunu tek başına kanıtlamaz.

https://www.scribd.com/document/499834028/Ka%C5%9Fif-Kozino%C4%9Flu-Nun-Mezara-Goturmedi%C4%9Fi-S%C4%B1rlar-El-Yaz%C4%B1lar%C4%B1-T%C4%B1pk%C4%B1bas%C4%B1m-Haz-Ergun-Gedek

[2] Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 09.10.2023, E.2021/11217, K.2023/6993. İlk derece mahkemesi kabulüne göre sanığın örgütle ilişkisi MİT’e girişinden önce başlamış; 2010’da MİT’e girmiş ve 2010–2016 arasında MİT mahrem yapılanmasında faaliyet göstermiştir. Yargıtay temyiz istemlerini esastan reddederek hükümleri onamıştır. Karar, kişinin Gülen okulunda öğretmen olduğunu veya Hakan Fidan tarafından seçildiğini kanıtlamaz.

https://www.sonkarar.com/kararlar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-11217-esas-2023-6993-karari-0fc9ca70-7021-5ade-9636-6c2c07b4b558

[3] Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 21.09.2023, E.2021/8882, K.2023/6043. MİT personeli hakkında örgüt üyeliği ve devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçlarından verilen hükümler Yargıtay incelemesine konu olmuştur. Üyelik hükmü denetimli serbestlik yönünden düzeltilerek, casusluk hükmü ise onanmıştır. Karar, Gülen okullarından öğretmenlerin MİT’e alındığı özel iddiayı kanıtlamaz.

https://www.sonkarar.com/kararlar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-8882-esas-2023-6043-karari-b153f655-796e-5271-b3e8-7906137a00d1

[4] Birincil kaynak – Afganistan/Gürcistan iddiası. Kozinoğlu’nun 16 Ekim 2011 tarihli “MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Yaptığı Atamalar ve Büyükanıt’ın Bildiği RTE Sırları” başlıklı el yazısı. İddianın 2011’de ileri sürüldüğünü gösterir; olayın gerçekleştiğini tek başına kanıtlamaz.

https://www.scribd.com/document/499834028/Ka%C5%9Fif-Kozino%C4%9Flu-Nun-Mezara-Goturmedi%C4%9Fi-S%C4%B1rlar-El-Yaz%C4%B1lar%C4%B1-T%C4%B1pk%C4%B1bas%C4%B1m-Haz-Ergun-Gedek

[5] Birincil kaynak – Mart 2011/sınavsız alım iddiası. Kozinoğlu’nun MİT personel alımlarına ilişkin el yazısı. İlk grubun Mart 2011’de, isimleri önceden belirlenerek ve sınava tabi tutulmadan alındığını ileri sürer. Bu araştırmada iddiayı doğrulayan kamuya açık personel listesi veya resmî atama belgesi tespit edilememiştir.

https://www.scribd.com/document/499834028/Ka%C5%9Fif-Kozino%C4%9Flu-Nun-Mezara-Goturmedi%C4%9Fi-S%C4%B1rlar-El-Yaz%C4%B1lar%C4%B1-T%C4%B1pk%C4%B1bas%C4%B1m-Haz-Ergun-Gedek

Daha sonra ise tam aksine gelişmeler olmuştur: İstanbul’daki özel yetkili savcılık, KCK soruşturması kapsamında dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Taner, eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ve iki MİT görevlisini ifadeye çağırdı. Hakan Fidan’ın telefonla çağrılması 7 Şubat 2012 saat 17.00 civarında gerçekleşti. Fakat Babakanın kararı ile Fidan ifadeye gitmedi. Hükümetin esas karşı hamlesi ise 2937 sayılı MİT Kanunu’nun 26. maddesini değiştirmek oldu. MİT mensupları ile Başbakan tarafından özel görev verilen kişiler hakkında görevleriyle bağlantılı suç iddiaları nedeniyle soruşturma yapılması Başbakan’ın iznine bağlandı. Böylece savcılığın Fidan ve diğer görevliler hakkında doğrudan soruşturma yürütmesinin önüne yasal bir izin mekanizması konuldu. Bu olay Hakan Fidan’ın da Fetullah Gülen Hareketinin hedefindeki bürokratlardan biri olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla Fetullah Gülen Haraketi tarafından hazırlanmış bir listenin sınavsız olarak MİT’e alındığı iddiası dayanaksız kalmaktadır… Kaldı ki, siyasi iktidar kendi güvenliklerini en üst seviyede sağlayacak olan ve devletin güvenliğinden birinci derecede sorumlu olan MİT’e personel alımını, salt müsteşarın inisiyatifine bırakacak kadar deneyimsiz ve tedbirsiz olduğu kabul etmek için bir neden yoktur.

[6] Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 12.06.2023, E.2021/10324, K.2023/4165. İlk derece mahkemesi kabulüne göre örgütsel ilişki lise döneminde başlamış, kişi 2012’de MİT’e girmiş ve MİT mahrem yapılanmasında “öğrenci” olarak faaliyet göstermiştir. Karar 2011’deki personel alımı iddiasını veya kişinin Gülen okulunda öğretmen olduğunu kanıtlamaz.

https://www.sonkarar.com/kararlar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-10324-esas-2023-4165-karari-941db04f-32f3-516f-bbf1-adce035f99e2

[7] Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 12.06.2023, E.2021/19525, K.2023/4166. İlk derece mahkemesi kabulüne göre sanığın örgütle irtibatı 1997’de başlamış, TSK mahrem yapılanmasının ardından MİT’e örgüt tarafından yönlendirilmiş ve 2012’de MİT’e katılmıştır. Bu karar da 2011’deki sınavsız alım veya Gülen okulu öğretmenleri iddiasını doğrudan kanıtlamaz.

https://www.sonkarar.com/kararlar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-19525-esas-2023-4166-karari-99e0ff9b-22b9-529e-86ee-f1b944f6c0d5

[8] Millî İstihbarat Teşkilatı – 2011 resmî kronolojisi. MİT’in açıklamasına göre Teşkilat tarihindeki en büyük dönüşüme 2010’da başlamış; 2011’de MİTEM, İstihbarat Akademisi ve Eğitim Merkezi Başkanlığına (İSAKEM) dönüştürülmüştür. Kayıt kurumsal dönüşümü doğrular; personelin Gülen okullarından seçildiğini göstermez.

https://www.mit.gov.tr/kronoloji-detay_2011_26.html

[9] Birincil kaynak – TSK iddiası. Kozinoğlu, a.g.e., “Fethullah Gülen ve Okulları” bölümündeki TSK’ya ilişkin pasaj. Kaynak, Kozinoğlu’nun TSK’ya sızıldığı iddiasını ileri sürdüğünü gösterir; adı geçen belirli kişilerin örgüt mensubu olduğunu tek başına kanıtlamaz.

https://www.scribd.com/document/499834028/Ka%C5%9Fif-Kozino%C4%9Flu-Nun-Mezara-Goturmedi%C4%9Fi-S%C4%B1rlar-El-Yaz%C4%B1lar%C4%B1-T%C4%B1pk%C4%B1bas%C4%B1m-Haz-Ergun-Gedek

[10] Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 02.04.2026; BB 6/26, 23.06.2026. Mehmet Emin Okyay (B. No: 2023/47320) ve Doğan Doğan (B. No: 2023/1011) başvuruları. AYM, “Garson” dijital materyallerinin değerlendirilmesini ele almış; kişi bazındaki irtibat/iltisak sonucunun ciddi ve objektif nedenlere, ilgili ve yeterli gerekçeye dayanması gerektiğini vurgulamıştır. Kararlar, kodlama veya kaydın tek başına her kişi için aynı hukuki sonucu doğurduğunu göstermez.

https://anayasa.gov.tr/tr/haberler/bireysel-basvuru-basin-duyurulari/fetopdy-ile-iltisaklari-ve-irtibatlari-olduklari-degerlendirilerek-kamu-gorevinden-cikarilmalari-nedeniyle-yapilan-basvurulara-iliskin-kararlar

KAYNAK KULLANIM İLKESİ

Bu yazıda el yazısı, Kozinoğlu’nun iddiayı ileri sürdüğünün; mahkeme kararı, yargısal tespitin; resmî kurum kaydı ise kurumun açıkladığı olgunun kanıtı olarak kullanılmıştır. Bu belge türleri birbirinin yerine geçirilmemiştir.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir