ANIRANLAR VE ARINANLAR !..

Meğer Bay Kemal’i de aldatmışlar!
Duydunuz mu?
Vah, vah, vah!…
☆☆☆
Dersimli Kemal, 30 Mayıs 2026 günü CHP Genel Merkezi önünde yaptığı bayramlaşma konuşmasını özetle:
1. Kendisini suçlanan değil, “aldatılmış lider” olarak konumlandırmıştır.
Konuşmada dikkat çeken husus, kendisini olayların faili olarak değil, olayları geç fark etmiş kişi olarak sunmasıdır.
Erdoğan’ın FETÖ için “Ne istediler de vermedik” dedikten sonra “Yanılmışız, aldatılmışız. Allah bizi affetsin, milletimiz de affetsin” mesajını tekrar etti denebilir.
Kim kaleme aldı bilmiyoruz ama metin dışına çıkmama endişesini taşıdığı çok belli oluyordu.
Sık sık elindeki kağıtlara bakarak oradan okuması, adeta verilen ağır bir görevi yerine getiriyor gibiydi…
Metinde şu temalar sürekli tekrar ediliyordu:
“Benim terör örgütleriyle bağım olmadı, ben dürüst davrandım, ben iyi niyetliydim, kötü niyetli kişiler araya sızdı, bunları zamanında fark edemedim, bunun için özür diliyorum…”
Yani konuşmanın psikolojik çerçevesi:
“Kandıranlar var, kandırılan değil ama geç fark eden bir lider var” şeklindedir.
Bu noktada Bay Kemal’de bir” Erdoğanlaşma” var demek hiç de yanlış olmayacaktır…
“Erdoğan’ı taklit ediyor” diyen arkadaşlar da var!..
Dersimli Kemal dün tek adam olarak seçtiklerini bugün “FETÖ artığı” olarak nitelendirebiliyor…!..
Kendisi “Akmatik”le yıkanmış ter temiz, pir-ü pak!..
☆☆☆
2. Parti içinde “ahlaki çürüme” yaşandığını söylüyor.
Konuşmanın önemli kısmı FETÖ‘den bile çok: Rüşvet, yolsuzluk, kişisel çıkar, delegelerin etkilenmesi, belediyelerdeki usulsüzlük iddiaları üzerine kurulu.
Burada vermek istediği mesaj:
“Sorun sadece siyasi değil, ahlaki bir bozulmadır” şeklindedir.
Kılıçdaroğlu’nun bu noktadaki iddiası:
Başta İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan dava olmak üzere, CHP’li diğer belediye başkanlarına açılan davaların iddianameleri ile bire bir örtüşmektedir…
İnsanın aklına konuşma metnini acaba savcılar mı yazdı sorusu geliyor!
İktidar hakkında bir tek söz söylememiş olması normal mi?
Bu noktada Dersimli Kemal’in “etkin pişmanlık” gösterdiğini söylemek de yanlış olmayacaktır…
Bay Kemal, bu davalar için artık “gizli tanık” değil açık tanık durumundadır!..
☆☆☆
Demek ki:
Bay Kemal 13 yıllık genel başkanlığı boyunca Genel Merkez’de oturup en yakın adamları ile kılı kırk yararak listelerini hazırladıkları: Delegeler, parti meclisi üyeleri, belediye başkanları ve milletvekilleri ile diğer görevlere atadıkları; “siyasetçilerin” siyasi ahlâk sorunları bulunduğunu, kendilerinin de “liyakati” değil “sadakati” esas aldıklarını, “söz dinletenleri değil söz dinleyenleri” öne çıkarttıklarını kabul ediyor…
☆☆☆
Ve şimdi ise:
Bu adamlarının kendisine “ihanet ettiğini”, onlara hesap sormak için bu “kayyumluk” görevi kabul ettiğini itiraf ediyor.
Kemal’in amacının halka hizmet etmek, demokrasinin yerleşmesi için mücadele edip CHP’yi iktidara getirmek değil, gizli tutmayı ve ustaca başarabildiği o lanet olası ilkel duygularını tatmin etmek olduğu bu cümlelerinden açıkça anlaşılıyor…
☆☆☆
3. Partiyi “yeniden” kurma çağrısı yapıyor.
107 yıllık CHP’yi de Yeni-CHP (Y-CHP) yapmaya kalkışmıştı ya…
Dersimli’nin konuşması boyunca sık kullanılan kavramlar: Arınma, yeniden doğuş, kuruluş kodları, güvenli liman ve temiz siyasettir.
Dolayısıyla konuşma yalnız geçmişe dönük bir savunma değil aynı zamanda: “Partiyi yeniden inşa etme projesi” olarak kurgulanmıştır…
Bu tutumu, “CHP’nin şanlı mirasının reddi” olarak kabul etmek hatalı olmayacaktır…
Bu noktadan sonra ne Kemal Kılıçdaroğlu’na CHP’lidir denebilir ne de onun başında bulunduğu CHP’yi Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu CHP olarak kabul edilebilir…
Bu tespitten ortaya çıkmaktadır ki:
“Yeni bir parti” kurarak veya “kurulu bir parti içerisinde yer alarak” iktidarı değiştirme ve ondan sonra CHP’yi geri alma ancak mümkün olabilecektir…
☆☆☆
4. Bay Kemal utanmadan-sıkılmadan kendisini Atatürk çizgisine yerleştiriyor.
Konuşmanın son bölümlerinde: Atatürk, kurucu irade, üniter devlet, milli bütünlük, emperyalizmle mücadele vurguları yoğunlaşmaktadır.
Bu nedenle konuşma yalnız parti içi konuşma değildir.
Aynı zamanda: “Ben hâlâ CHP’nin kurucu çizgisini temsil ediyorum” iddiasını da taşımaktadır.
Samimi olmayan bu iddialara az da olsa inanlar çıkacaktır…
Bunlar da siyasi iktidarın artı hanesine yazılacaktır…
KK, CHP’nin başında durdukça partiyi “AKP’nin CHP Kolları” olarak nitelendirmek pek de yanlış olmayacaktır…
☆☆☆
5. En güçlü duygusal mesaj “Beni değil, partiyi kurtarın” mesajıdır.
Konuşmanın tamamında dikkat çeken bir başka nokta da şudur:
Kılıçdaroğlu kişisel mağduriyet anlatısı kurmaktan çok partinin itibarının zedelendiğini, CHP’nin mahkeme kapılarına düşürüldüğünü ve partinin temizlenmesi gerektiğini söylüyor.
Bu nedenle konuşmanın duygusal özü: “Benim şahsımı değil, CHP’yi ve onun tarihsel mirasını koruyun” çağrısıdır…
Bu duygu sömürüsüne kendini kaptırarak işgal edilmiş CHP’de kalacak partili olacağını hiç sanmıyorum…
☆☆☆
BAY KEMAL’İN BAYRAM KONUŞMASINI BİRİ TEK CÜMLEYE İNDİRGERSEK ŞUNU SÖYLEYEBİLİRİZ:
“Parti içine sızan çıkar gruplarını ve yanlış kadroları zamanında temizleyemedim; bunun için özür diliyorum, ancak şimdi CHP’nin kuruluş ilkelerine dönmesi ve ahlaki bir arınma yaşaması için yeniden mücadele edeceğim.”
İnananlar bir adım öne çıksın…
Av. Cemil Can


