• “HANE HALKINA YAPILAN TRANSFER HARCAMALARI”!..

    Sayın Reisimiz ile Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek sağ olsunlar, fırsat buldukça milli gelirimizin kişi başına (yıllık) 18.000 ABD dolarına çıktığını söyleyerek ekonomimizin iyiye gittiği müjdesini veriyorlar… Umarız öyledir, yalan söyleyecek değiller ya… Dolayısıyla resmi rakamlara bir itirazımız olmadığından, onların üzerinden gideceğiz… ☆☆☆ 2025 yılı itibariyle nüfusumuzun 87 milyona ulaştığı açıklandı. Demek ki, Gayri Safi Milli Hasılamız: 87.000.000 x18.000 = 1.566.000.000.000 ABD dolarıdır. (Bu uzun rakam bir trilyon beş yüz altmış altı milyar dolar olarak okunur.) Maşallah!.. ☆☆☆ Şimdi de bu resmi bilgiden yola çıkarak, bir kişinin payına aylık ne düşer onu hesaplayalım: 18.000:12 = 1.500 dolar… Türk lirasına çevirelim: 1.500 x 43.13 = 64.701,75 TL Bu miktar kişi başına düşen…

  • ATATÜRK’ÜN DİNİ İÇERİKLİ KONUŞMALARI…

    SEVGİLİ ARKADAŞLARIM; Atatürk’ün konuşmalarını okurken özellikle “din, toplum ve devlet düzeni” konularındaki yaklaşımını görmek istedim. Bu amaçla ATAM’ın açık erişimli yayınlarından yararlanarak kısa bir seçki PDF oluşturdum. (*) Sonra kendime sordum: Bunu arkadaşlarımla neden paylaşmıyorum? Cevabımı biliyorsunuz: PAYLAŞIYORUM 📌 İçerik: • Balıkesir Paşa Camii konuşması (Balıkesir Hutbesi) • Hilafetin kaldırılması üzerine açıklamalar • Dinî kurumlar üzerine demeçler • “Din” başlığı geçen bir basın demeci Kaynak: Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM) – Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri (Cilt I–III) Metinler ATAM’ın açık erişimli yayınlarından derlenmiştir; kaynak gösterilmiştir. (*) Kitapçığa ulaşmak için tıklayınız… Ataturkun_Dini_Icerikli_Konusmalari_Kitap_TR

  • “İÇ CEPHEYE GÜÇLENDİRME” TARTIŞMALARI!..

    ABD’nin Venezuela Başkanı Maduro’yu bir gece yarısı kaçırmasından sonra, haklı olarak bütün dünyada “iç cephenin güçlendirilmesi” tartışıyor… Bugünkü konumuz: İç Cepheyi Güçlendirmek!.. ☆☆☆ Halkın refah düzeyini sürekli düşüren ve ulusal çapta kayda değer iyileştirici bir tek icraatı olmayan AKP, 23 yıldır nasıl iktidarda kalmıştır? Bu sorunun akla, mantığa yatkın yanıtını bulmadan, nasıl bir siyasi rota izleneceği de tespit edilemez. Dolayısıyla iktidar da değiştirilemez! Işığın veya dalgaların iki zıt yönde hizalanması anlamına gelen “polarizasyon” (kutuplaştırma) 20. yüzyılda sosyoloji ve psikoloji bilimlerince de benimsenmeye başlandı. 23 yılın sonunda hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıktı ki, AKP’nin iktidarını sürdürmesinin anahtarı halkı “kutuplaştırma”sındadır… Kutuplaştırmanın toplum üzerindeki etkilerini/sonuçlarını bütçelerden bile görmek mümkün hale gelmiştir:…

  • “BİZ YÖNETECEĞİZ”!..

    Lepiska saçlı o pis adam geçti kameraların karşısına; “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” dedi! Kulaklarıma inanamadım! O sırada SZC TV’yi izliyordum, Trump’ın saçmalamalarını canlı olarak veriyordu. Ne söylediğini ODTÜ mezunu ünlü sunucu Özlem Gürses başlıklar halinde tercüme ediyordu. “Yok daha neler, demek ki Özlem Hanım İngilizceyi o kadar da iyi bilmiyor” diye düşünerek, başka kanallara geçtim. Hepsinde haber aynı şekilde veriliyordu, Trump dünyanın gözünün içerisine bakarak: “Güvenli, doğru ve adil bir geçiş sağlanana kadar ülkeyi biz yöneteceğiz” diyordu… Trump’ın konuşmasının tamamını görmek istedim. Olur ya, metnin tamamından cımbızlanarak alınan bir cümle, bağlamından kopartılarak anlatılır ve bu şekilde anlaşılabilir. “Koskoca Amerika”nın Başkanı, uluslararası hukuku ayaklar altına alacak şekilde, böyle bir pot kırar mı?..…

  • RUS KIZLARI İLE “DEMİR KUBBE” ALTINDA!..

    Devletlerin (ve günümüzde uluslararası örgütlerin) birbirleriyle ilişkilerini barışçıl yollarla yürütme, çıkarlarını koruma ve sorunları müzakereyle çözme sanatı olan diplomasi, yerine göre silâh kullanmaktan çok daha etkili sonuçlar doğurur… Ciddi devletlerin olmazsa olmazı olan diplomasinin, tarihi çok eskilere; yazılı tarihlerin başladığı tarihlere (M.Ö.3000) kadar uzanır. “Monşer” (1) sözcüğünü alaycı bir tarzda dile getiren Erdoğan’ı hariç tutarsak, çok özenle yetiştirilen ve çok özel bir “dil” kullanan diplomatları, devletlerin olmazsa olmazı kabul etmemiz, hakkın hamiline teslimidir. Onu bunu bilmem, “hariciyeci” (2) dediler mi orada duracaksın ve kızını vereceksin”!.. ☆☆☆ Devletler arası ilişiklerde “dost” sözcüğü sıkça kullanılır ama devletlerin sürekli dostlukları veya düşmanlıkları olmaz. Her dönemde çıkarları olur.(3) Bu çıkarları da yetkin diplomatlar ustalıkla…

  • MİZAHIN KARŞI KONULAMAZ GÜCÜ!..

    Nihayet, 3900 sayfa tutan iddianame ile 482 klasör tutan ekleri UYAP‘a yüklendi. 17 gün sonra düzenlenebilen “Tensip Zaptı”na göre davanın öngörülen sonuçlanma süresi 4 bin 600 gün. Yıla çevirirsek 12,5 yıl kadar ediyor. İlk duruşma 9 Mart 2025 günü Silivri’de yapılacak. Süre gayet makul!.. ☆☆☆ Dua etsinler ki, “Asmayalım da besleyelim mi?” diyenlerin iktidarı sona erdi. Sanıklar, Silivri’de 12 yıl 6 ay “ekmek elden su gölden” yan gelip yatacaklar!.. En önemlisi: Kanıt olarak “gizli tanıklar”ın kullanılacağı bu yargılamanın “adil” yapılacağına kimsenin kuşkusunun olamaması!… “Masumiyet karinesi”ne ise azami özen gösterileceğine şüphe yok!.. Her şey halkın gözleri önünde cereyan edecek… ☆☆☆ İlke TV yayınında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Gizli tanık…

  • KIBLE DEĞİŞTİRENLER!..

    Kurulan tuzaklara çok kolay düşüyoruz. Bize tuzak kuranların, aramızdaki “birlik ve dayanışma”yı bozarak kendi siyasi varlıklarını sürdürme ve şahis çıkarlarını korumayı amaçladıklarını gözden kaçırıyoruz. Muhalefeti bölerek gücünü azaltmayı amaçladıklarını anlamak için alim mi olmak gerekiyor?.. ☆☆☆ Son derece açıktır ki: Siyasi rakiplerimiz; en küçük görüş ayrılığını kaşıyarak büyütmeye, ortada ciddi bir sorun olmadığı halde, varmış gibi göstererek, hem kendi tabanlarını yerinde tutmaya (konsolide etmeye) hem de bizim dayanışma bağlarımızı zayıflatmaya çalışıyorlar… Doğru mu?.. ☆☆☆ İşte bizler de bu tartışmaların nasıl sonuçlar ortaya çıkartacağını hesaplamadan, siyasi rakiplerimizin kurguladığı, basit tuzaklara; duygusal tepki verip, yorum yaparak katılıyor ve küllenmiş bir ateşi yeniden harlandırıyoruz… Bu noktada daha dikkatli olmamız gerekmiyor mu?.. ☆☆☆ Şimdi…

  • TEŞEKKÜRLER BAY KEMAL!..

      TEŞEKKÜRLER BAY KEMAL!.. (Hodri meydan!..) Çok haklısın Çoooooooooook!.. Elbette ki CHP hırsızlara bırakılamaz!.. Bırakılmadı da!.. ☆☆☆ Kuvayı Milliyecilerin partisi: CHP’li olmayanlara; Atatürkçü Düşünce’yi, 6 Ok’u içselleştirmeyenlere; Eşkıya hayranı ve Cumhuriyet düşmanlarına da bırakılamaz… ☆☆☆ Şeriat yanlısı ve İngiliz işbirlikçisi olduğu kesinleşen, “Dini ve geleneksel düzenin tehdit altında olduğu” yalanı ile halkı isyana teşvik eden eşkıya Seyit Rıza’nın hayranlarına; Onu, mazlum ve masum gösterenlere de CHP bırakılamaz!.. ☆☆☆ Peygamber soyundan geldiğini ve “Seyyid” olduğunu iddia edenlerin; Şeyh Said‘i kanaat önderi ve fikir adamı gibi sunmaya çalışanların; Kuvayı Milliye ruhuna inanmayanların da CHP’de yeri olamaz… ☆☆☆ Laik bir parti içerisinde mezhepçilik yapanların da CHP caka satma yeri değildir. Bu ülkeyi yönetmeye…

  • DURDURUN DÜNYAYI “TERÖRSÜZ TÜRKİYE”DE İNECEK VAR!..

      Söze her giren besmele gibi “Terörsüz Türkiye’yi kim istemez ki?” cümlesi ile başlamak zorunda hissediyor. Bu cümleyi kurmadan AKP’nin politikalarını eleştirenler, terörsüz Türkiye’ye karşı çıkmakla veya “vatan hainliği” ile suçlanacaklar endişesini taşıyorlar… Haksız da değiller… Görünen köy kılavuz istemez… ☆☆☆ Ben, besmelesiz doğrudan konuya giriyorum: Terörü bitirmek iki türlü olur: Ya terör örgütünü yenersiniz ya da arkasındaki güçle anlaşmaya varırsınız, terör biter. Biz terör örgütünü yendik, (1) o halde ikinci adımı neden deniyoruz? Bu soruya doğru yanıt verebilmek için bazı tespitleri öne çıkartmak gerekiyor: PKK terör örgütünün arkasında, ABD ve AB vardır, artık bunu tartışmıyoruz bile. PKK, iddia edildiği gibi Kürtlerin temsilcisi değil, emperyalizmin Türkiye’ye doğrulttuğu ve kullandığı bir…