-
“ORTADOĞU SAVAŞI”NDA NE YAPABİLİRİZ?
30 Ocak günü Trump, Beyaz Saray’da başkanlık kararnamesi imza töreninde yaptığı konuşmada, özellikle dış politika ve İran meselesine dair önemli değerlendirmelerde bulundu: “Anlaşma yaparsak bu iyi olur, yapamazsak neler olacağını göreceğiz” (1) dedi… ☆☆☆ Ardından İran’dan arka arkaya “reform” çağrıları yükseldi: Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, İran İslâm Devrimi’nin 47. yılı münasebetiyle düzenlenen törende, İmam Humeyni’nin ilkelerine bağlılığını vurguladıktan sonra, protestocuların sesine kulak vermek gerektiğini işaret etti ve: “Eğer halk genel olarak memnun olmazsa belirli bir azınlığın memnuniyetinin hiçbir faydası olmaz. Halka karşı davranış biçimlerimizi değiştirmeliyiz. Onları emir verdiğimiz kimseler olarak değil, hizmet sunduğumuz kimseler olarak görmeliyiz” (2) dedi… Yedinci Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de 11 ve 12. dönem bakanları ile bir araya…
-
İNŞAAT İŞİ ACAYİP ÖNEMLİDİR!..
Bu hafta TBMM’ndeyiz. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı raporu (1) okuyacağız. 16 sayfa kadardır. İktidara kısa vadede “gündem ve manevra alanı” kazandırabilen fakat orta vadede “MHP tabanı ve toplumsal tepki” açısından ciddi risk üretme kapasitesi bulunan bu tutanak, neden Suriye’de SDG’nin geri çekilmesi ile eş zamanlı olarak gündeme getirilmiştir? En doğrusunu büyüklerimiz bildiği için bu soruya yanıt vermeden devam ediyoruz! Komisyon, beklenen yararı sağlayabildi mi acaba? Devleti terör örgütü ile masaya oturtmaya değdi mi? Terör örgütü liderine “kurucu önder” (2) denildiğini duyduğunda dünyası yıkılanlar, biraz olsun toparlanabildiler mi? Bu soruların yanıtlarını da şimdilik aramıyoruz. Şimdilik… ☆☆☆ Gazi Meclis’in resmi internet sayfasında yayınlanmış tutanaklardan satır satır okuyabilirsiniz: Ben özetin…
-
“HANE HALKINA YAPILAN TRANSFER HARCAMALARI”!..
Sayın Reisimiz ile Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek sağ olsunlar, fırsat buldukça milli gelirimizin kişi başına (yıllık) 18.000 ABD dolarına çıktığını söyleyerek ekonomimizin iyiye gittiği müjdesini veriyorlar… Umarız öyledir, yalan söyleyecek değiller ya… Dolayısıyla resmi rakamlara bir itirazımız olmadığından, onların üzerinden gideceğiz… ☆☆☆ 2025 yılı itibariyle nüfusumuzun 87 milyona ulaştığı açıklandı. Demek ki, Gayri Safi Milli Hasılamız: 87.000.000 x18.000 = 1.566.000.000.000 ABD dolarıdır. (Bu uzun rakam bir trilyon beş yüz altmış altı milyar dolar olarak okunur.) Maşallah!.. ☆☆☆ Şimdi de bu resmi bilgiden yola çıkarak, bir kişinin payına aylık ne düşer onu hesaplayalım: 18.000:12 = 1.500 dolar… Türk lirasına çevirelim: 1.500 x 43.13 = 64.701,75 TL Bu miktar kişi başına düşen…
-
ATATÜRK’ÜN DİNİ İÇERİKLİ KONUŞMALARI…
SEVGİLİ ARKADAŞLARIM; Atatürk’ün konuşmalarını okurken özellikle “din, toplum ve devlet düzeni” konularındaki yaklaşımını görmek istedim. Bu amaçla ATAM’ın açık erişimli yayınlarından yararlanarak kısa bir seçki PDF oluşturdum. (*) Sonra kendime sordum: Bunu arkadaşlarımla neden paylaşmıyorum? Cevabımı biliyorsunuz: PAYLAŞIYORUM 📌 İçerik: • Balıkesir Paşa Camii konuşması (Balıkesir Hutbesi) • Hilafetin kaldırılması üzerine açıklamalar • Dinî kurumlar üzerine demeçler • “Din” başlığı geçen bir basın demeci Kaynak: Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM) – Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri (Cilt I–III) Metinler ATAM’ın açık erişimli yayınlarından derlenmiştir; kaynak gösterilmiştir. (*) Kitapçığa ulaşmak için tıklayınız… Ataturkun_Dini_Icerikli_Konusmalari_Kitap_TR
-
“İÇ CEPHEYE GÜÇLENDİRME” TARTIŞMALARI!..
ABD’nin Venezuela Başkanı Maduro’yu bir gece yarısı kaçırmasından sonra, haklı olarak bütün dünyada “iç cephenin güçlendirilmesi” tartışıyor… Bugünkü konumuz: İç Cepheyi Güçlendirmek!.. ☆☆☆ Halkın refah düzeyini sürekli düşüren ve ulusal çapta kayda değer iyileştirici bir tek icraatı olmayan AKP, 23 yıldır nasıl iktidarda kalmıştır? Bu sorunun akla, mantığa yatkın yanıtını bulmadan, nasıl bir siyasi rota izleneceği de tespit edilemez. Dolayısıyla iktidar da değiştirilemez! Işığın veya dalgaların iki zıt yönde hizalanması anlamına gelen “polarizasyon” (kutuplaştırma) 20. yüzyılda sosyoloji ve psikoloji bilimlerince de benimsenmeye başlandı. 23 yılın sonunda hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıktı ki, AKP’nin iktidarını sürdürmesinin anahtarı halkı “kutuplaştırma”sındadır… Kutuplaştırmanın toplum üzerindeki etkilerini/sonuçlarını bütçelerden bile görmek mümkün hale gelmiştir:…
-
“BİZ YÖNETECEĞİZ”!..
Lepiska saçlı o pis adam geçti kameraların karşısına; “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” dedi! Kulaklarıma inanamadım! O sırada SZC TV’yi izliyordum, Trump’ın saçmalamalarını canlı olarak veriyordu. Ne söylediğini ODTÜ mezunu ünlü sunucu Özlem Gürses başlıklar halinde tercüme ediyordu. “Yok daha neler, demek ki Özlem Hanım İngilizceyi o kadar da iyi bilmiyor” diye düşünerek, başka kanallara geçtim. Hepsinde haber aynı şekilde veriliyordu, Trump dünyanın gözünün içerisine bakarak: “Güvenli, doğru ve adil bir geçiş sağlanana kadar ülkeyi biz yöneteceğiz” diyordu… Trump’ın konuşmasının tamamını görmek istedim. Olur ya, metnin tamamından cımbızlanarak alınan bir cümle, bağlamından kopartılarak anlatılır ve bu şekilde anlaşılabilir. “Koskoca Amerika”nın Başkanı, uluslararası hukuku ayaklar altına alacak şekilde, böyle bir pot kırar mı?..…
-
BİZ SUÇLUYUZ!..
-
RUS KIZLARI İLE “DEMİR KUBBE” ALTINDA!..
Devletlerin (ve günümüzde uluslararası örgütlerin) birbirleriyle ilişkilerini barışçıl yollarla yürütme, çıkarlarını koruma ve sorunları müzakereyle çözme sanatı olan diplomasi, yerine göre silâh kullanmaktan çok daha etkili sonuçlar doğurur… Ciddi devletlerin olmazsa olmazı olan diplomasinin, tarihi çok eskilere; yazılı tarihlerin başladığı tarihlere (M.Ö.3000) kadar uzanır. “Monşer” (1) sözcüğünü alaycı bir tarzda dile getiren Erdoğan’ı hariç tutarsak, çok özenle yetiştirilen ve çok özel bir “dil” kullanan diplomatları, devletlerin olmazsa olmazı kabul etmemiz, hakkın hamiline teslimidir. Onu bunu bilmem, “hariciyeci” (2) dediler mi orada duracaksın ve kızını vereceksin”!.. ☆☆☆ Devletler arası ilişiklerde “dost” sözcüğü sıkça kullanılır ama devletlerin sürekli dostlukları veya düşmanlıkları olmaz. Her dönemde çıkarları olur.(3) Bu çıkarları da yetkin diplomatlar ustalıkla…
-
MİZAHIN KARŞI KONULAMAZ GÜCÜ!..
Nihayet, 3900 sayfa tutan iddianame ile 482 klasör tutan ekleri UYAP‘a yüklendi. 17 gün sonra düzenlenebilen “Tensip Zaptı”na göre davanın öngörülen sonuçlanma süresi 4 bin 600 gün. Yıla çevirirsek 12,5 yıl kadar ediyor. İlk duruşma 9 Mart 2025 günü Silivri’de yapılacak. Süre gayet makul!.. ☆☆☆ Dua etsinler ki, “Asmayalım da besleyelim mi?” diyenlerin iktidarı sona erdi. Sanıklar, Silivri’de 12 yıl 6 ay “ekmek elden su gölden” yan gelip yatacaklar!.. En önemlisi: Kanıt olarak “gizli tanıklar”ın kullanılacağı bu yargılamanın “adil” yapılacağına kimsenin kuşkusunun olamaması!… “Masumiyet karinesi”ne ise azami özen gösterileceğine şüphe yok!.. Her şey halkın gözleri önünde cereyan edecek… ☆☆☆ İlke TV yayınında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Gizli tanık…
-
KIBLE DEĞİŞTİRENLER!..
Kurulan tuzaklara çok kolay düşüyoruz. Bize tuzak kuranların, aramızdaki “birlik ve dayanışma”yı bozarak kendi siyasi varlıklarını sürdürme ve şahis çıkarlarını korumayı amaçladıklarını gözden kaçırıyoruz. Muhalefeti bölerek gücünü azaltmayı amaçladıklarını anlamak için alim mi olmak gerekiyor?.. ☆☆☆ Son derece açıktır ki: Siyasi rakiplerimiz; en küçük görüş ayrılığını kaşıyarak büyütmeye, ortada ciddi bir sorun olmadığı halde, varmış gibi göstererek, hem kendi tabanlarını yerinde tutmaya (konsolide etmeye) hem de bizim dayanışma bağlarımızı zayıflatmaya çalışıyorlar… Doğru mu?.. ☆☆☆ İşte bizler de bu tartışmaların nasıl sonuçlar ortaya çıkartacağını hesaplamadan, siyasi rakiplerimizin kurguladığı, basit tuzaklara; duygusal tepki verip, yorum yaparak katılıyor ve küllenmiş bir ateşi yeniden harlandırıyoruz… Bu noktada daha dikkatli olmamız gerekmiyor mu?.. ☆☆☆ Şimdi…





















