-
“BUNLAR DA EVELALLAH TEMİZLENECEKLER”!..
Görüşünü açıklama olanağına sahip emekli subayların ortak görüşü: Sivil üniversitelerin mezuniyet törenlerinde öğrencilerin keplerini havaya fırlatması ne ise, askeri okulların mezuniyet törenlerinde “kılıç çatıp” yemin etmek de odur… Başka bir ifade ile bu gelenek, öğrencilikten mesleğe geçişin hüzünlü sevinç gösterisidir… Yemin sonrasında; “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganını atmak ise akışın gereğidir. Hepimiz Mustafa Kemal’in askerleri değil miyiz? Yemin ederim, Türk halkının kahir ekseriyetinin görüşü de bu yöndedir… *** Cumhurbaşkanının resmi törenden birkaç gün sonra; “Siz bu kılıçları kime çekiyorsunuz?” diye sorarak başlattığı tartışmaya; “15 Temmuz’da biz bunları temizledik… FETÖ’cü hainlerden ve vesayet artıklarından temizlendikçe ordumuz terör örgütleriyle mücadele ve vatan savunmasında destanlar yazıyor” (1) vurgusunu yapınca, kamuoyunda sanki TSK içerisinde FETÖ’cü…
-
AVUKAT GÖZÜYLE OTEL YANGINI!..
Kim istemez çocukları (veya torunları) ile birlikte, karne tatilini dağ tesislerinde kayak yaparak geçirmek. Turizm Bakanlığının veya işletme sahibinin misafiri olarak da olsa, ömrümde hiç değilse bir kere davet üzerine böyle bir tesise giderek kış tatili yapmak isterim. Emekli maaşı 20 bin TL civarında olan benim gibi bir kişinin, kendi olanakları ile gecelik konaklama ücreti 30 bin TL olan turistik bir otelin müşterisi olması zaten olanak dahilinde değildir. Bu imkânsızlığa bugün seviniyorum! İlk defa yoksulluk bir işe yarıyor diyebilirim ve bu dünyada cehennemi yaşamaktan yoksul olduğum için kurtulmakla şanslıyım… Çok şükür, şükrümü biliyorum!… *** Gecenin 03’ünde, uykunun en derin bölümünde insan çığlıkları ile uyanmak nasıl bir duygu yaşatır? Rüyada değildiler.…
-
EŞEĞİN BÜYÜĞÜ AHIRDADIR!..
Reis, “Bu kılıçları kime çekiyorsunuz” deyince, olanlar oldu: Kara Harp Okulu Mezuniyet Resmi Töreni’nden sonra, içerisinde “Atatürk’ün askerleriyiz” ifadesi geçen geleneksel yemini, kılıç çatarak okudukları için, TSK’dan ihraç edilmeleri istenen teğmenlerin, bu eylemleri ile “Ordu’nun itibarını düşürdüklerini” iddia edenler oldu. Teğmenler “Atatürk’ün askerleriyiz” dedikleri için, Ordu’dan atılmalarını isteyenler de vardı. “Ne ilgisi var, bu bir disiplinsizlik olayıdır ve Ordu’da disiplinsizliğe göz yumulamaz” diyenler ise çoğunluktaydı, onların dediği gibi de oldu. Köşeli masa kuruldu. Yüksek Disiplin Kurulu toplandı; 5 teğmen ve 3 komutanın savunmalarını aldılar… 10 gün içerisinde de kararlarını açıklayacaklar… Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinden bir tuğgeneral, Teğmen İzzet Talip Akarsu’ya, “Deizm hakkında ne düşünüyorsunuz? Bayan Harbiyeliler nasıl ibadet ediyorlar?”…
-
“EMPERYALİZM”LE BİR KEZ DAHA SAVAŞACAKSAK!..
DEM Parti heyeti, 11.01.2025 günü Edirne F Tipi Cezaevi’nde eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve önceki Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret ederek yeni bir pencere açtı. Cezaevi çıkışında heyet adına açıklamayı Sırrı Süreyya Önder yaptı: “Gelişmekte olan sürece katkılarının ve desteklerinin tam olduğunu size iletmemi istediler” dedi. (1) Anlaşılan o ki, tam olarak açıklanmasa da bir “süreç” devam ediyor… *** Demirtaş, X Hesabından daha geniş bir açıklama yaparak biraz ipuçu verdi. Açıklamasında öne çıkan şu cümleler oldukça dikkat çekicidir: “Sayın Abdullah Öcalan’a güven ve desteğimin tam olduğunu belirtmek istiyorum… Şeffaflık son derece önemli ve gereklidir… Barış dilinin tüm çevrelere hakim olması da önemlidir… Yenme ve yenilme…
-
“YENİ PARADİGMA”!..
85 milyon iki haftadır “paradigma” (1) sözcüğünün anlamını öğrenmeye çalışıyoruz. Kavramı (bence bilinçli olarak) gündeme taşıyan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dır. 25 yıl cezaevinde kitap okumaktan başka önemli bir aktivitesi olmayan Öcalan’ın, bazı sosyal konulara, konunun uzmanlarından daha fazla hakim olduğunu kabul etmek gerekir. 25 yıl dile kolay, bu kadar zamanda 5 üniversite bitirilir… Dolayısıyla özellikle seçildiğine inandığım “paradigma” sözcüğünün içerisini bir tek Abdullah Öcalan, o da istediği zaman, istediği gibi doldurabilir!.. *** Boş çerçeve gibi kabul edebileceğimiz “paradigma” sözcüğünün içeriği nasıl doldurulup, “yeni paradigma”ya dönüşeceğini anlayabilmek için yakın geçmişte neler olup bittiğini hatırlamakta yarar var: Malumunuz olduğu üzere, Devlet Bahçeli’nin, 22 Ekim’de, Öcalan’a “umut hakkı” vaadini de içeren, “örgütün…
-
“TÖVBE İSTİĞFAR” EDEREK HALİNİZE “ŞÜKREDİN”!..
Geçtiğimiz Perşembe günü Rize’de merkez camii avlusunda öğlen namazını bekleyen emekliler, asgari ücretin ne kadar olması gerektiğini konuşurken, birkaç cümle ile Türkiye’nin yoksulluk haritasını da çizdiler: ANKA ajansının genç muhabiri, elindeki mikrofonu ezanı bekleyenlerden emekli Mehmet Sönmez’e uzattı. “Süper emekli” (1) olarak emeklilik yaşamına adım attığını belirten Sönmez dede, kısa süre içerisinde diğer emekliler ile maaşlarının eşitlendiğini, kendilerinin fazladan ödedikleri primlerin karşılığını hiçbir şekilde alamadıklarını vurgulayarak, iktidar tarafından aldatılarak birikimlerinin ellerinden alındığının altını çizdi. AKP iktidarlarının yolsuzluklara bulaştığını, iktidardakilerin ve yandaşların ceplerini doldurduğunu ifade ettikten sonra, bir emekli olarak çocukları ile birlikte yaşamaya mahkum edilmenin hesabını “indellah’ta (2) soracağını” söyledi. AKP’ye oy verdiği belli olan yanındaki bir başka emekli ise,…
-
SURİYE’DE KİM KAZANDI?..
Rus lider Putin, Suriye’de asıl kazananın İsrail’in olduğunu söyledi. Suriye’den ”Sadece çıkmamakla kalmayacaklar, buradaki yerlerini de güçlendirecekler.” dedi (1) ABD Başkanı Trump: “Erdoğan çok zeki biri. Bunu binlerce yıldır istiyordu ve başardı. Kimse gerçekten kazananın kim olduğunu bilmiyor ama bence Türkiye kazandı” dedi ve; “Erdoğan çok zeki ve sert bir adam. Türkiye çok fazla can kaybı olmadan dostane olmayan bir şekilde kontrolü ele geçirdi. Esad bir kasaptı. Çocuklara neler yaptığını gördük” diye devam etti. (2) “Binlerce yıl” ve “çok zeki” vurgulaması akıllardan çıkmayacak gibi… *** Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, D-8 Zirvesi’ne katılmak için gittiği Mısır’dan dönüşünde uçakta gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bir gazetecinin sorusunu şöyle yanıtladı: “Sayın Trump da aslında…
-
EMPERYALİZME KUL-KÖLE OLMAK KADER DEĞİLDİR!..
El-Cezire (Al- Jazeera), Katar merkezli uluslararası “saygın” bir haber kanalı olarak kabul edilir. Daha yeni ABD’nin terör örgütlerine bakış açısını ve ilişkilerini Dışişleri Bakanı Antony John Blinken ile Senatör Chris Murphy’nin ağzından haberleştirdi. Blinken, 2018’den bu yana “yabancı terör örgütü” olarak tanımladıkları Heyet Tahrir Eş Şam (HTŞ) ile görüştüklerini kabul etti. Bir gazetecinin sorusuna yanıt olarak: “Evet, HTŞ ve diğer taraflarla temas halindeyiz” (1) dedi… Demek ki, ABD’nin çıkarları söz konusu olduğunda sınır tanınmıyorlar! Routers Haber Ajansı’na konuşan Senatör Murphy de “Herkesin içinde olduğu bir odadan ABD’nin kendini dışarı çıkartacağını düşünmüyorum” dedi… Mayıs 2018’de ABD Dışişleri Bakanlığı bir El Kaide (2) üyesi olan ve El-Nusra Cephesi‘ne (3) bağlı olması nedeniyle…
-
BOP KALDIĞI YERDEN DEVAM EDİYOR!..
Emevi halifeliğinin merkezi, Memlük Sultanlığı‘nın başkenti olan ve yüzyıllar süren Osmanlı yönetiminin ardından; 23 yıl Fransız mandası olarak kaldıktan sonra, 24 Ekim 1945’de bağımsızlığını ilân eden Suriye Cumhuriyeti’ne başkentlik yapan Şam; 07.12.2024 cumartesi gecesi “Suriye Muhalefeti” adı verilen güçler tarafından teslim alındı. Sadece 12 gün süren bu yürüyüşte: ciddi bir direnişle karşılaşılmadı, kimsenin burnu kanamadı da denebilir… Ve: Manda yönetimi 78 yıl sonra Suriye’ye geri geldi!.. *** Suriye’de bağımsızlık sonrası dönem, çok sayıda askeri darbelerle çalkantılı olarak geçti. Arap Sosyalist Baas Partisi Askeri Komitesi tarafından tek partili devlet kuruldu. 1963 darbesi sonrası dönem ise Olağanüstü Hal Yasası ile 2011’e kadar sürdü. 1966 ve 1970 darbeleriyle yönetimi ele geçiren Hafız Esad‘ın…
-
“VENEDİKLİ KORSAN KIZI SEN DE BENİM PAYIMSIN”!..
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in belediyelere ait kreşlere el koyma hesapları (1) şimdilik tutmadı. Bu konuda söylenecek çok söz var; onu sonra konuşuruz. Bağışçıların ÇYDD‘ye “şartlı olarak” bağışladığı; okul, yurt ve kreşlerin -şartlı da olsa- AKP yönetimindeki MEB‘e devredilmesinin (2) ne büyük bir hata olduğu anlaşıldı. Olur şey değildir: Bakanlık bağışçıların iradesine hilafına bu binaları tarikat ve cemaatlere peşkeş çekti. (3) Bunu da daha sonra konuşuruz. Gerçekleşen enflasyon oranını göz önüne aldığımızda, asgari ücrette gerçek anlamda artış olmayacağı (4) anlaşıldı, dolayısıyla onun da üzerinde konuşmaya gerek kalmadı! Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinin 91 milyar 824 milyon liradan 130 milyar 119 milyon liraya (yüzde 41) yükseltilmesi(5) çalışanların ücretlerinin ne oranda zam yapılması…