KONUK YAZARLAR

“VAKİT TAMAMDIR”!..

 

AKP içerisindeki etkili bir grubun (1) diğerini “SOROSÇU” olarak damgalayıp, boy ölçüsünü hatırlatmasını sadece not ediyoruz.

İktidar ortağı MHP’nin AKP’ye yaptığı “Yalnız kalırsın bazen… en yakının bile anlamaz sizi” sitemini (2) de görmezden gelelim şimdilik.

Vakit tamamdır” videosunu (3) daha sonra izleriz.

Ama:

Kamuoyu yoklamalarına sırtımızı dönemeyiz.

ORC Araştırma şirketi, katılımcılarından “Bu pazar seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz” sorusunun yanıtlarını topladı:

CHP yüzde 36,4 ile birinci çıktı.

AKP’ye yüzde 29,2; MHP’ye yüzde 8,5 ; İYİ Parti’ye yüzde 6,7; Zafer Partisi’ne yüzde 5,5; Yeniden Refah Partisi’ne yüzde 3,5 ve DEM Parti’ye yüzde 3,5 oranında oy çıktı… (4)

Anlaşılan o ki, vakit tamamdır Abbas yolcu,…

***

Seçmen Cumhur İttifakı’nı yolcu etmeye hazırlanıyor da gitmek öyle kolay değil ki!

AKP’yi iktidarda tutan; cemaatler, tarikatlar, müteahhitler ve darı ambarı etrafında oturan işsiz-güçsüz takımı ile 4-5 yılda bir müracaat edilen ve içerisine evet mührü basılı oy pusulasından başka bir şey bulunmayan mühürsüz zarfları tutan yandaşlar, öyle “git” demekle kalkıp gidebilirler mi ki?

Abbas’la iktidara gelip, hiçbir hizmet üretmeden fakat iktidarın nimetlerinden olabildiğince istifade edenler, Abbas’ın gitmesini asla ve asla kabullenemezler!?

Bu 23 yıllık dönemde:

Layik olmadıkları halde önemli görevlere atananlar mı ne yapacak!?

Birkaç yerden maaş alanların durumu daha da mı kötü!?

Eşini-dostunu “mülakat” maymuncuğu ile Devlet kadrolarına yerleştirerek, gariban çocukların geleceğini çalanlar; evlerinize dönerken damadı-gelini, bacanağı-yengeyi de götürebilecek misiniz?

Peki, “erkek arılar”dan farkı olmayan ve hiçbir zaman bal üretmeyen; cemaat ve tarikatlar ile bağlantılı dernekleri, yerleştikleri kamu ve vakıf taşınmazlarından çeketlerini alıp, öylece sessiz-sedasız gidebilecekler mi!?…

Kim ne derse desin, ayrılık vakti yaklaştı…

Devr-i sabık yaratmayacağız”, “intikamcı olmayacağız”, “beyaz bir sayfa açacağız” diyenlerin (5) de dönemi kapandı…

***

Asıl sıkıntıyı yaşayanlar:

Kamu mallarına el uzantanlar olacaktır.

Görevlerini kötüye kullananlar, yolsuzluk yapanlar, devletin kasasından çalanlar, ihale yolsuzlukları ile bu fakir milleti soyanlar hakkında ya “yurt dışına çıkma yasağı” tedbiri de uygulanırsa o zaman seyredin sınırlardaki gümbürtüyü.

FETÖ kaçkınlarına mı benzerler!..

Bu guruh; sınırın öte tarafına geçip birkaç füze atarak Suriye ile savaş bile çıkartmayı göze alabilir…

***

Bütün demokratik-hukuk devletlerinde olduğu gibi iktidar değişikliğinden sonra “hesap sorma-hesap verme dönemi” elbette açılmalıdır.

23 yıldır bu fakir halkın sırtında tepinenler; yakın tehlike olarak değerlendirilmesi olanaksız masa başında üretilmiş senaryoları “beka meselesi” olarak halka anlatıp, “sabretmelerini” öğütleyenler, acaba bir gecede “tövbe” edip, işin içerisinden sıyırabilecekler mi?

Suçlu ayağa kalk!

Bu dünyada sorulacak sorulara cevaplarını hazırladın mı?..

***

“Çok alametler belirdi, vakit tamamdır!”

Ama iktidardakiler gitmeye hazır değiller.

“Sokaktaki silahlı ve sopalı adamlar, siyasi ömürlerini uzatmak için ellerinden ne gelirse yapmaya kararlı gözüküyorlar, ama nafile…

Siyasi iktidar ise iktidarını uzatmak için bazı tedbirler almaya başladı bile.

En akla yatkın tedbir:

İktidar alternatifi olan ana muhalefet partisini iç tartışmalarla yıpratıp, alternatif olmaktan çıkartmaktır.

İkinci önemli hamle:

Son yerel seçimlerde CHP’yi “kent uzlaşısı” ile birinci parti yapan DEM Parti’yi CHP’den uzaklaştırmaktır.

Bahçeli’nin Apo’ya uzattığı “TBMM’den konuşma” ve “umut hakkı” havucu ile DEM Partili belediyelere “kayyum atama” sopasını bu kapsamda değerlendirmek gerekir.

CHP’nin güçlü Cumhurbaşkanı adayları arasındaki görünmez yarışı, görünür kılmak için yandaş medyanın gösterdiği yoğun çabalar ile İBB Başkanı İmamoğlu’nun “ahmak davası”nı sürekli gündemde tutmayı başka şeye yorumlamak olanaksızdır…

İBB’ye de kayyum atanması yakındır!

Demek ki:

Duyuldu ‘tik’ ettiği yumurtada civcivin!”…

***

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin son derece mütevazi olduğu açıklanan konser masraflarını abartılı gösterip, köpürtmenin de elbette bir sebebi vardır.

AKP’li belediyelerin israfı ile şatafata yaptıkları gereksiz harcamalar hakkında yapılan şikayetler, yıllardır işleme neden konmuyor acaba?

Mahkemelerde hala “tarafsız ve bağımsız” yargıç ve savcıların bulunmasından korkuluyor olabilir mi?!..

***

Etki ajanlığı” yasası, neden çıkartılmak istendi ve neden ertelendi hiç düşündünüz mü?

Bir süre daha etki ajanlığı yapılsın diye olabilir mi acep?

Ceza yasaları geriye yürümez ki!

İhtiyaç varsa neden erteleniyor, değil mi ama?

“Etki ajanlığı” yasası insanlarda “otosansür” uygulamak sonucunu doğurur.

Bir başka deyişle “sansür yasası”dır bu…

Örneğin; yasa yürürlükte olsaydı eğer, ben bu yazıyı yazmazdım/yazamazdım.

Her cümlemi düşman bir devlet yararına kurulmuş gibi değerlendiren bir savcıya toslamayacağımı nereden/nasıl garanti edebilirim ki?

Çünkü, “düşman devlet” tanımı yapılmış değildir.

Örneğin; ABD için “dost” mu “düşman” mı ne diyeceğiz belli değil!

Sıradan basit bir yorumu “düşman devletin çıkarlarını koruma” gibi değerlendirmek mümkündür.

Nelerdir düşman devletin yararları, o da belli değildir…

Bu yasa çıkartılsaydı eğer, İsrail’le ticaretin sürdürülmesi haberi ve bu konudaki yorumlar sorunsuz bir şekilde cezalandırılabilirlerdi.

Mürekkep karıştırılmış bir havuzda lekelenmeden kulaç atmak mümkün mü?

En iyisi “neme lazım” deyip kenarda beklemektir!!…

İşte “etki ajanlığı” yasası ile elde edilmek istenen sonuç budur…

***

Hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıktı ki: Cumhur İttifakı ülkeyi yönetemiyor.

23 yıldır topladıkları vergileri har vurup harman savurdular; üretime dönük hiçbir yatırım da yapmadılar.

Cumhuriyet Tarihi boyunca kazanılan ne varsa hepsini satıp, parasını yandaşlara kredi verdiler, gereksiz işlere harcadılar.

Hazineyi adeta tefecilere tahsis ettiler; 22 yılda ödedikleri faizler ve garanti ödemeleri ile neredeyse yeni bir devlet kurulurdu.

Şimdi:

Tulumbanın suyu bitti!

Dışarıdan sıcak para bulamadıkları için günü de kurtaramıyorlar.

Vergiler ve harçlarla çarkı döndürmek mümkün görünmüyor.

Halkın ödeme gücü de sıfıra yaklaştı…

O halde:

Çok alametler belirdi vakit tamamdır!”..

***

Vaktin tamam olduğunun en çarpıcı kanıtını gösteriyorum:

Oğlu eski Beyoğlu Belediye Başkanı ve şimdiki Tunus Büyükelçisi olan AKP’li Ahmet Misbah Demircan’ın ilahiyatçı babası 79 yaşındaki Ali Riza Demircan bile duvara dayandı.

Diyor ki:

Katıldığınız ve kazandığınız bütün seçimlerde size oy verdim. Oy vermekle de kalmadım, yazılarımla ve özel sohbetlerimle de destek verdim. Artık yalnızca vasıflarını Rabbimin belirlediği adayları seçmek istiyorum… Ahiretime zarar vermek istemiyorum.”

Vasıf meselesi”nde bayağı bir geç kaldı ama yine de anlamış olması önemlidir…

***

Titanik kemancıları”nın çıkarttığı gürültüye asla aldanmayınız.

Gemi hızla su alıyor, alt katlardan boğulanların çığlıkları yükseliyor…

Yedi kat yerin altından gelen uğultular onlardır..

Tek adam sistemi”ni Türk halkının başına bela eden MHP ise, gemi batmadan filikaya binmeye hazırlanıyor:

MHP Milletvekili Mustafa Kalaycı TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’dan –sanki yapabilirmiş gibi– birçok alandaki sorunlara çare bulmasını istedi. (6)

Çare nedir?” sorusuna yanıt olarak ise bir tek cümle dahi söyleyemedi…

***

MHP, “beka endeksli” politikalarına haklılık zemini oluşturabilmek için ortaya attığı “Apo örgütünü lağvetsin” atağını, AKP’nin 23 yıllık icraatlarından sorumlu olmadıklarına halkı inandırmak için yaptığı çok belli oluyor.

Demeye getiriyorlar ki:

Biz ne yaptıysak ülkenin “beka meselesi” için yaptık, icraatları AKP yaptı!..

Bahçeli’nin “sözümün arkasındayım” sözü, iktidarın ne kadar zor durumda olduğunu göstermekten başka, MHP’nin pek yakında AKP’yi “günah keçisi” ilan edip, uçurumdan aşağı yuvarlamaya hazırlandığını gösteriyor…

***

Ne kadar direnirse de dirensin Abbas ilk seçimlerde yolcudur.

Abbas’ın yolcu olduğunun en çarpıcı ikinci kanıtı şudur:

Yandaşlık halkaları”nın en sonundakine tutunan “vitrin yalayıcıları” bile, günlük işlerini güçlerini bırakmışlar; yapay gündem oluşturmak için; Cumhuriyet’e, ülkemizi düşman işgalinden kurtaran ve Devletimizi kuran tarihi şahsiyetlere ve bütün değerlerimize düşman ağzı ile dil uzatıyorlar, kara çalıyorlar. Salya-sümük saldırıyorlar…

Demek ki:

Vakit tamamdır!”.. (7)

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/akpli-samil-tayyar-mehmet-ucumun-ifadelerini-elestirdi-ayhan-2269168

(2) https://www.karar.com/guncel-haberler/mhpden-bahceli-videosu-bazen-en-yakininiz-bile-anlamaz-sizi-1908683 @KararHaber

(3) MHP’den üç gün üst üste aynı saatte aynı paylaşım: “Vakit tamamdır” | Euronews

(4) https://www.yenicaggazetesi.com.tr/secim-anketinde-akp-ve-mhpye-soguk-dus-vatandastan-cumhur-ittifakina-ocalan-tepkisi-859390h.htm @Gazete_Yenicag

(5) https://chp.org.tr/haberler/chp-lideri-kilicdaroglunun-ikinci-yuzyil-dergisinin-ilk-sayisi-icin-yaptigi-soylesi

(6) https://www.sozcu.com.tr/mhp-den-akp-ye-ev-odevi-gibi-ultimatom-p104592 #gazetesozcu @gazetesozcu

(7) Yazı içerisinde geçen “vakit tamamdır, çok alametler belirdi, duyuldu ‘tik’ ettiği yumurtada civcivin” gibi vurucu ifadeleri büyük şair Nazım’ın KIYAMET SURELERİ adlı şiirinden esinlenerek yazdım. (Nazım Hikmet Ran : Kiyamet Sureleri şiiri )

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir