SİYASETTE “KÖPEK ULUMASI”NA ÇARPICI BİR ÖRNEK!..
Ne zaman ciddi bir konu üzerinde bir şeyler karalamaya çalışsam gündemi değiştiriyorlar.
Bu defa da birinci sıraya “İmamoğlu’nun diploması”nı koydular.
Önce espri yapıyorlar sandım; bir de baktım ki, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ciddi ciddi soruşturma açmış, 26 Şubat’ta İmamoğlu’nu ifadeye çağırmış.(1)
Bu konuda bir makale yazmayı zaman israfı kabul ettiğim için sadece Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesi ile 204. maddelerini hatırlatarak geçiyorum. (2)
☆ ☆ ☆
Üzerinde kafa yoracağımız daha önemli bir konu vardır.
Ona geçmeden önce bir tanım vermek istiyorum.
“Emperyalizm” ne demekti hatırlayalım:
Tarih boyunca farklı şekillerde insanlığın karşısına çıkan emperyalizmi, en yalın tarifi ile bir devletin başka devletler veya halklar üzerinde ekonomik, siyasi, askeri ya da kültürel egemenlik kurma politikası olarak, tarif edebiliriz.
Emperyalizm, genellikle güçlü devletlerin zayıf devletleri sömürmesi, onların doğal kaynaklarını ve iş gücünü kendi çıkarları doğrultusunda kullanması şeklinde ortaya çıkar.
Günümüzde doğrudan işgal yerine; ekonomik bağımlılık, kültürel etki, medya gücü ve çok uluslu şirketler aracılığıyla ülkeler üzerinde hakimiyet kurulması, “Modern Emperyalizm” olarak tanımlanmaktadır.
Modern Emperyalizm; küreselleşme, neoliberalizm ve ekonomik bağımlılık üzerinden tartışılmaya devam etmektedir/edecektir… (3)
☆ ☆ ☆
Şimdi kuzeyimizde devam etmekte olan “emperyalist savaşı” irdelemeye başlayabiliriz:
Ukrayna Lideri Volodimir Zelenskiy’nin NATO’ya girmek amacıyla başlattığı girişimler üzerine, güvenliğinin tehlikeye düşeceği devlet refleksi ile Rusya’nın silâhlı mücadeleye başlamaya mecbur bırakıldığını söylersek yanlış olmaz.
Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) silâh ve para desteği ile savaşın 3’ncü yılını doldurduğu ve yeni ABD Başkanı Donalt Trump‘ın seçilmeden önce söylediği gibi, bu savaşı durdurmak için bazı girişimleri başlattığını takip ediyoruz.
Bunların en göze batanı, Rus ve ABD heyetlerinin Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da yaptıkları görüşmeye Ukrayna’yı davet etmemiş olmalarıdır.
Düşünebiliyor musunuz Ukrayna savaşan taraftır ama savaşın sona erdirilmesi ile ilgili görüşmelere davet bile edilmiyor!
Sadece buradan bile anlaşılıyor ki, Zelenskiy bugüne kadar bir “vekalet savaşı”nı yürütmüş ABD ve AB’nin kullanılmaya elverişli bir elemanıdır…
☆ ☆ ☆
Emperyalist devletler tarafından kullanılıp çöpe fırlatılması yakın olan Zelenskiy, söz konusu toplantıdan haberdar olmadıklarını söyleyerek, feryat-figan yakınıyor:
“Ukrayna, Ukrayna hakkında ve Ukrayna olmadan yapılacak herhangi bir müzakerenin sonuçsuz olduğunu düşünüyor. Biz olmadan bizimle ilgili hiçbir şeyi veya hiçbir anlaşmayı kabul edemeyiz. Biz bu tür anlaşmaları tanımayız“ diyor… (4)
Ülkesine “güçlü güvenlik garantileri”nin verilmesi için “müttefik ülkelerin askerlerinin Ukrayna’da konuşlandırılması gerektiğini” vurgulayarak, Ukrayna’nın yabancı güçler tarafından bir anlamda “işgal” edilmesini bile kabullenebiliyor!..
☆ ☆ ☆
Ukrayna’yı NATO’ya alma vaadi ile Rusya ile savaşmaya teşvik eden ve 300 milyar dolar parayı önlerine döken ABD, şimdi Ukrayna Lideri Zelenskiy’i “diktatör” olarak niteleyip, hedef tahtasına oturtuyor:
Trump, yaptığı açıklamada:
“Seçime gitmeyen bir diktatör olan Zelenskiy, hızlı davranmazsa elinde bir ülke bile kalmayacak. Ukrayna’yı seviyorum ama Zelenskiy berbat bir iş çıkardı, ülkesi paramparça oldu“ dedi…(5)
“Rusya Devlet Başkanı Putin’in diktatör olduğunu düşünüyor musunuz?” şeklindeki bir soruya:
“Devlet Başkanı Putin ile Devlet Başkanı Zelenskiy’nin bir araya gelmeleri gerekeceğini düşünüyorum. Milyonlarca insanın öldürülmesini durdurmak istiyoruz. Bir ateşkes görmek ve anlaşmanın yapılmasını istiyorum. Bence anlaşmayı yapmak için bir şansımız var” diye yanıt veriyor…
Trump, Ukrayna ile “kıymetli maden anlaşması”nı (6) yapmaya ne kadar yakın oldukları sorusuna ise, “Oldukça yakın” diye yanıt vererek şunları ekliyor:
“Biz üç kat daha fazla para koyduk. Biz 300 milyar (dolar) koyduk. Onlar 100 milyar (dolar) koydular. Avrupa bunu kredi olarak verdi, Biden ise onlara sadece para verdi. Kredi yoktu, teminat yoktu. Hiçbir şey yoktu. Yani ya bir anlaşma imzalayacağız ya da onlarla sorun yaşayacağız. Bu yüzden teminat almak için bir anlaşma imzalayacağız, çünkü bunu yapmak zorundayız…
Bu büyük bir anlaşma ama bunu istiyorlar, bundan çok mutlular ve biz de paramızı geri alıyoruz. Bu anlaşma biz göreve gelmeden çok önce imzalanmalıydı”..(7)
☆ ☆ ☆
Trump, Zelenskiy’i günah keçisi ilân etmenin dozunu iyice artırarak yıpratmaya devam ediyor:
3 yıldır süren savaşı durdurmak için birçok şey yapabileceğini ancak hiçbir şey yapmadığını savunan ABD’nin Başkanı, savaşın başlamasının Rusya’nın suçu olmadığını düşündüğünü de belirtiyor:
“Ne zaman ‘Bu Rusya’nın suçu değil’ desem, yalan haberciler tarafından eleştiriliyorum ama size söylüyorum, Biden da Zelenski de birçok yanlış şey söyledi, sonra çok daha büyük ve güçlü biri tarafından saldırıya uğradılar. Putin anlaşma yapmak zorunda değildi, istese tüm ülkeyi ele geçirebilirdi” ifadelerini kullanan Trump, “Ben olmasaydım Rusya, Ukrayna’da ilerlemeye devam ederdi” diyor… (8)
☆ ☆ ☆
Şimdi geldik can alıcı soruya:
ABD, bu savaş için harcadığı 300 milyar doları, Ukrayna’nın kıymetli madenlerine el koyma koşulu ile neden Rusya’yla anlaşmak istiyor acaba?
Bu sorunun yanıtını Beyaz Saray’ın yaptığı açıklamadan öğrenelim.
Açıklamada:
Çin’in ABD sermayesi ve teknolojilerini kullanarak; askeri, istihbarat ve güvenlik operasyonlarını finanse ettiği ve modern hale getirdiği vurgulanarak; “Bunlar, ABD’nin güvenliğine yönelik doğrudan tehdit oluşturuyor“ deniliyor…
Ve bu tehlikeye önlem olarak da:
1 milyar doların üzerindeki yabancı yatırımlara “kısıtlama” getiriliyor…
Trump yaptığı açıklamada “Amerikan şirketlerinin yatırımlarını Çin’e akıtmasını ve Çin’in Amerika’yı satın almasını engellemek için yeni kurallar benimseyeceğiz” diyor…(9)
ABD, Çin’in “Amerika’yı satın alması”ndan korkuyor!..
Bu yüzden Rusya-Çin dayanışmasını bozmak, en azından Rusya’yı “nötr” halde tutarak Çin ile baş etmenin daha kolay olacağını hesaplıyor…
Bunlar gizli-saklı kapılar ardındaki konuşmalar değiller; her şey dünya kamuoyunun gözü önünde gerçekleşiyor…
☆ ☆ ☆
Dünyada emperyalizmin bir numaralı temsilcisi olan ABD, NATO’nun Madrid Zirvesi’nde kabul edilen yeni strateji konseptinde; Rusya’yı ‘doğrudan tehdit‘ olarak tanımlama kararı aldırmasına rağmen, kendi çıkarları söz konusu olduğunda, kolaylıkla baş düşmanı ile masaya oturup, yakın müttefikini menüye dahil edebiliyor... (10)
Daha önceden Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılması çağrısında bulunan Japonya Danışmanlar Meclisi Üyesi Suzuki ise, diplomatik dili bir tarafa bırakarak; iyi komedyen fakat kötü devlet adamı Zelenskiy’in anlayacağı dilden gerçeğin altını çizdi:
“Zelenskiy, Erdoğan ile yaptığı görüşmede, ‘Ukrayna olmadan savaşı bitirmeyi tartışamayız’ dedi. Ancak, bu köpek ulumasından başka bir şey değil. Ukrayna kendi başına bir savaş yürütebilecek durumda değil” dedi…(11)
☆ ☆ ☆
SONUÇ:
ABD, AB ve Rusya’nın elinde kalan “konvansiyonel silahlar” (12) üç yıl süren Rusya Ukrayna savaşında tüketilip değerli madenler ile toprak kazanımına dönüştürüldü…
Başka bir ifade ile ABD, savaştan başka yerde kullanamayacağı bu silahları, değerli madenlere çevirme olanağı yakaladı…
Rusya ise benzer silahları toprak kazanarak elden çıkarttı.
İmha edilen veya ekonomi dışına çıkartılan bir tek silâh kalmadı…
Özetle:
ABD Ukrayna’nın madenlerini yağmaladı, Rusya ise topraklarını ilhak etti…
Emperyalizmin ne olduğunu ve ne olmadığını kavrayamadığı için ayı ile yatağa girmekte sakınca görmeyen Zelenskiy ise, NATO üyesi olma hayali ile bir milyona yakın (13) masum insanın hayattan kopmasına neden oldu…
Av. Cemil Can
DİPNOTLAR:
(2) Cumhuriyet Başsavcılığı bir suçun işlendiğini öğrendiği tarihten itibaren aşağıdaki sürelerin geçtiğini tespit ederse kamu davasını açmaz/açamaz. Başka bir ifade ile suçu işleyen cezalandırılmaktan kurtulur, işlediği suç yanında kâr kalır. “Resmi Belgede Sahtecilik” suçu TCK m. 204’te düzenlenmiştir ve cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. Bu maddeye göre resmi evrakta sahtecilik suçunun işlenmesi üzerinden 15 yıl geçerse, artık bu konuda bir daha kamu davası açılamaz. İmamoğlu ile ilgili iddiaların üzerinden 31 yıl geçtiğine göre şimdi dava açmak ve bu konuda tartışma başlatmak zaman israfından başka bir şey değildir… Kim bilir, belki de amaç Cumhurbaşkanımızın diplomasını yeniden tartışmaya açmaktır. Çünkü daha önce bu konu ile ilgili başlatılan tartışmalardan hep “mağdur” edilen Erdoğan kazançlı çıkmıştı…
TCK Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda
sekiz yıl geçmesiyle düşer.
https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5237.pdf
(3) Emperyalizm, tarih boyunca farklı şekillerde kendini göstermiştir:
Klasik Emperyalizm: 15. ve 20. yüzyıllar arasında Avrupalı devletlerin Afrika, Asya ve Amerika kıtalarında sömürgeler kurarak doğrudan yönetim uygulaması,
Yeni Emperyalizm: 19. ve 20. yüzyıllarda sanayi devrimiyle birlikte büyük devletlerin ekonomik ve siyasi baskılarla başka ülkeleri kontrol altına alması,
Modern Emperyalizm: Günümüzde doğrudan işgal yerine ekonomik bağımlılık, kültürel etki, medya gücü ve çok uluslu şirketler aracılığıyla ülkeler üzerinde hakimiyet kurulması olarak tanımlanabilir.
Emperyalizme karşı tepkiler zamanla anti-emperyalist hareketleri doğurmuş ve birçok ülke bağımsızlık mücadelesi vermiştir. Rus Lider Lenin, emperyalizmi “kapitalizmin en yüksek aşaması” olarak tanımlamış ve büyük güçlerin çıkarlarına dayalı bir sistem olarak görmüştür.
Bugün emperyalizm; küreselleşme, neoliberalizm ve ekonomik bağımlılık üzerinden tartışılmaya devam etmektedir.
(5) https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/macron-trumpa-seslendi-putine-karsi-zayif-olamazsin-2302014
(6) “Kıymetli Maden Anlaşması” :Ukrayna nadir toprak elementleri bakımından oldukça zengin bir ülke, ancak bu kaynakların büyük kısmı Rus güçlerin kontrolündeki bölgelerde. Trump, Ukrayna’nın bu kaynakları maddi ve askeri desteğe karşılık ABD’ye vermesi gerektiğini söylüyor.
(7) https://www.bbc.com/turkce/articles/c3d8v7l9lkvo
(10) https://tr.euronews.com/2023/07/11/nato-bildirgesi-rusya-avrupa-atlantik-bolgesine-dogrudan-tehdit
(12) Konvansiyonel Silahlar; Nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar dışındaki savaş araçlarına verilen isim.
https://anabilgi.anadolu.edu.tr/?contentId=92508
(13) Rusya-Ukrayna savaşında, sivil ve askerî kayıplara dair farklı kaynaklardan elde edilen veriler çeşitlilik göstermektedir. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin Ocak 2025’teki raporuna göre, Şubat 2022’den bu yana en az 12.605 sivil hayatını kaybetmiş ve 29.178 sivil yaralanmıştır. Ancak, gerçek rakamların daha yüksek olduğu düşünülmektedir. Askerî kayıplar konusunda ise farklı tahminler bulunmaktadır. Eylül 2024’te yayımlanan bir Wall Street Journal makalesinde, Ukrayna’nın yaklaşık 80.000 askerinin hayatını kaybettiği ve 400.000 askerin yaralandığı belirtilmiştir. Aynı makalede, Rusya’nın yaklaşık 200.000 askerinin öldüğü ve 400.000 askerin yaralandığı ifade edilmiştir. Ukrayna Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy, Aralık 2024 itibarıyla 427.000 Rus askerinin öldüğünü veya yaralandığını bildirmiştir. Bu veriler, farklı kaynakların sunduğu tahminlere dayanmaktadır ve savaşın karmaşık doğası nedeniyle kesin rakamları belirlemek zordur.
Rusya-Ukrayna savaşında can kayıplarıyla ilgili farklı kaynaklar çeşitli rakamlar bildirmektedir. Ukrayna Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy, 2024 yılı sonu itibarıyla Rusya’nın toplamda 818.740 asker kaybettiğini belirtmiştir. Batılı istihbarat kaynakları ise Rusya’nın kayıplarını 750.000’in üzerinde olarak tahmin etmektedir. Ukrayna tarafında, yaklaşık 80.000 askerin hayatını kaybettiği ve 400.000 askerin yaralandığı bildirilmiştir. Sivil kayıplar konusunda, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), 31 Ocak 2025 itibarıyla Ukrayna’da en az 12.605 sivilin öldüğünü ve 29.178 sivilin yaralandığını rapor etmiştir. Ancak, gerçek rakamların daha yüksek olduğu düşünülmektedir. Toplamda, savaşın başlamasından bu yana her iki tarafın askeri ve sivil kayıplarının bir milyona yaklaştığı veya aştığı tahmin edilmektedir. Farklı kaynaklar ve raporlar arasında tutarsızlıklar bulunmakla birlikte, savaşın insani maliyeti son derece yüksektir.