KONUK YAZARLAR

‘PARALEL’ CHP GENEL MERKEZİ ÇALIŞIYOR!..

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Sinan Ateş davasından sonra ortaya attığı fikirler, baş döndürüyor.

Bahçeli’nin DEM Parti ile tokalaşması bir şekilde izah edilebilir.

Ama:

Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın “TBMM’nde konuşma yapması” için arayışlar içerisinde olması dudakları uçuklattı.

Öcalan’ı serbest bırakmak için mevzuatımızda yer alamayan “umut hakkı”nı tartışmaya açması ise şaşkınlığımızı katladı da katladı…

Bu sürece Yedinci CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu (KK) ve ekibinin erken destek vererek; mevcut CHP yönetimi ile duyarlı kamuoyunu yönlendirmeye kalkışmaları ise gelişmeleri izleyenleri hiç ama hiç şaşırtmadı…

Demek ki, herkes üzerine aldığı görevi yerine getirmek için aralıksız çalışıyor…

***

Kent Uzlaşısı” (1) ile seçilen Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer‘in, KCK mensupları (veya PKK militanları) ile 10 yıl önce yaptığı görüşmeler bahane edilerek görevden alınması ve yerine Beyoğlu Kaymakamı Can Aksoy’un önce İstanbul Vali Yardımcılığına, ardından da Esenyurt Belediye Başkanlığına “kayyum” olarak atanması daha çok tartışılacağa benziyor.

Bu atama, pek yakında Ekrem İmamoğlu’nun başına geleceklerin kötü bir provası gibi!..

Kimilerine göre siyasi iktidar sırf bu tartışmalar sürsün ve gerçek gündemle ilgilenilmesin diye bunları yapıyor; kimine göre İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu görevden almadan önce CHP’nin nabzı yoklanıyor.

Kimileri ise farklı ve derin değerlendiriyor:

AKP her fırsatı “Allah verdikçe veriyor” anlayışı ile değerlendirmeyi ihmal etmiyor ve “karşı devrim”in iyice yerleşmesi için bir hamle daha yapıyor…

***

Önce şu tespiti yapalım:

Ceza hukukunda “dava zamanaşımı” (2) diye bir kavram vardır.

Buna göre konusu suç teşkil etse de üzerinden belli süreler geçtikten sonra o konu soruşturma/kovuşturma konusu yapılamaz.

Prof. Dr. Ahmet Özer’in 10 yıl önceki konuşmalarının öne çıkartılıp, görevinden alınmasının hukuka uygun olup olmadığını bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

Eylem nedir, suçlama nedir bilinmeden konuşmak beyhudedir…

Bununla birlikte, “terör örgütü üyeleri ile konuşmak” şeklinde bir suç, Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanmış değildir.

Nitekim, basına yansıyan ve çoğu AKP’li olan şahısların aynı kişilerle görüşmeleri soruşturma konusu yapılmamış, tam aksine “çözüm süreci”ne olumlu bir katkı gibi anlatılıp, bunlarla övünülmüştür…

Dolayısıyla Esenyurt Belediye Başkanının görevden alınma sebebini hukuki zeminde değil, hukuk dışı alanlarda aramak gerekir…

***

Sonuçlardan sebeplere gitmek, tümevarımla veya tümdengelimle analizler yapmak; çoğunlukla isabetli olmaktadır.

Son yapılan kamuoyu yoklamalarına bakılırsa AKP’deki erime durmuş, tam aksine CHP’de erime başlamıştır.

Seçmen desteği neredeyse kafa kafayadır… (3)

Kararsızlar, Türkiye’nin en büyük partisi olma yolunda hızla çoğalmaktadır…

Bütün bu olup bitenlerin elbette ki mantıklı sebepleri vardır:

İlk sıraya CHP’deki dağınıklığı ve kafa karışıklığını yazmak şarttır.

Kuşkusuz AKP’nin iktidar olanaklarını kullanarak, CHP’yi karıştırmayı başardığını da kabul etmek gerekir…

***

Kılıçdaroğlu yönetiminin genel seçimlerdeki başarısızlığı; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üçüncü kez RTE”yi yenmesi, ardından başlayan “değişim” talepleri ve 38. Olağan Genel Kurultay’da Kemal Kılıçdaroğlu’nun (KK) ekibi ile birlikte CHP yönetiminden uzaklaştırılmaları ile CHP’de gerçekleşen değişimin, bir türlü sindirilememesini dağınıklığın başlıca nedeni kabul etmek gerekir.

Nitekim KK, görevi Özgür Özel’e teslim ettikten sonra, genel merkeze bir km mesafede bir büro tutarak, adeta paralel genel başkan gibi hareket etmeye başlamıştır.

CHP Genel Merkezinden erken davranarak; olur olmaz her konuda görüş beyan etmekte ve adeta genel merkezi aynı doğrultuda açıklama yapmaya mecbur bırakma kurnazlığı içerisinde hareket etmektedir.

KK’nın “Erkek arı”lar gibi bal üretmeyen fakat siyasete taşıdığı kendisine göbekten bağlı kadrolar da “Bremen Mızıkacıları” gibi önlerine sürülen gündemi paylaşma ve kamuoyu oluşturma görevini eksiksiz yerine getirmişler/getirmektedirler.

Denebilir ki, her fırsatta Özgür Özel yönetimine çelme takmışlar ve yıldızı her geçen gün biraz daha parlayan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni yapmışlar ve yapmaktadırlar…

Ahmak davası” (4) nedeniyle “siyaset yasağı”nı da kapsayacak şekilde İmamoğlu’nun ceza alması için yaptıkları “kışkırtıcı” açıklamaları, bir anlamda “İmamoğlu’ndan kurtulmak” olarak değerlendirmek, çok da yanlış olmayacaktır.

Bu anlamda denebilir ki, Erdoğan ile Kılıçdaroğlu gizli bir ittifak içerisindedirler…

***

Bu yüzden “siyasette yumuşama”, “normalleşme” ve “müzakere” adları ile başlatılan doğru süreç; herkesten önce KK tarafından “Saray’la müzakere edilmez mücadele edilir” (5) sözleri ile sabote edilmiştir.

Bay Kemal, birinci “Çözüm Süreci”nde CHP Program’ında; açıkça terörle mücadele edilir, müzakere edilmez vurgusu yapılmış olmasına rağmen, Program’a aykırı davranarak PKK ile müzakerelere “açık çek” vermiş bir siyasetçidir.

Terör örgütü ile müzakereyi içine sindirmiş ama seçilmiş bir iktidarla müzakereyi reddetmiştir.

Halbuki, 2015 seçimlerinden yenilgi ile çıkan AKP ile koalisyon kurabilmek için önlerinde atmadığı taklalar kalmamıştı…

***

Ama KK’nın asıl önemli tuzağı:

Esenyurt Belediye Başkanının görevden alınması ile önerdiği “Sine-i Millete dönme” (6) budalalığıdır…

Sine-i Millete dönmek tam bir budalalıktır.

Şöyle ki:

“Sine-i Millete dönme” kavramını tam karşılayan ifade Anayasamızda “Ara Seçim” (7) olarak düzenlenmiştir.

CHP, tüm milletvekillerini istifa ettirip, Sine-i Millet’e dönmeleri halinde; 90 gün sonra yapılacak genel seçimlerde BÜTÜN ÜYELİKLERİ KAZANIRSA, ancak (istifa etmeden önceki) mevcut durumunu koruyabileceklerdir.

Başka bir ifade ile Cumhur İttifakı hiç milletvekili çıkaramazsa ancak o zaman CHP 130 milletvekili ile TBMM’ye geri dönmüş olacaktır.

Bunun imkânsız olduğu tartışmasızdır:

CHP seçmenin yüzde 50 desteğini alsa bile, kazanabileceği milletvekili sayısı ancak 65 olacaktır.

Geri kalan 65 milletvekilini Cumhur İttifakı’na hediye etmiş olacaktır.

Böyle bir sonuç ,AKP’nin arayıp da bulamadığı bir sonuçtur!

Anayasa’yı değiştirmek ve Erdoğan’a ebedi başkanlığı altın tepsi içerisinde sunmak başka nasıl olabilir ki?!…

İşte bu yüce aklın sahibi Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu’dur…

***

Son iki dönemde AKP’nin iktidarda kalmasının ve Erdoğan’ın “tek adam” olarak ülkeyi yönetmesinin başlıca sebebi KK’dır.

2015 seçimlerinde seçimleri kaybeden AKP ile “istikşafi görüşmeler” (8) ile başlattığı koalisyon kurma çalışmaları (beyaz sayfa açma, geçmişe sünger çekme, devr-i sabık yaratmama) sonunda AKP’yi yeniden iktidar yapmayı yine o başarmıştır!

Anayasa’nın açık hükmüne göre 2023 seçimlerine katılma olanağı bulunmayan Erdoğan’ı “Mağduriyet yaratmayacağız, onu seçimde yeneceğiz” (9) diyerek bir kez daha Cumhurbaşkanlığı makamına oturtan yine Dersimli Kemal’dir…

Şimdi de ikinci parti durumunda iken hızla erimekte olan AKP’ye, üçüncü kez iktidar yapma olanağını sunmak için bu dahiyane fikri ortaya atmıştır…

***

Cumhuriyet Halk Partililerin, devrimci ve demokratların, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı olan muhafazakar yurttaşların asla dinlemeyecekleri tek adam vardır.

O da:

SOROS’un Türkiye şubesi TESEV kurucusu Kemal Kılıçdaroğlu’dur.

KK’nın 2011’den bu yana CHP’ye taşıdığı işgalci kadronun etkinliği devam ettiği sürece, CHP’deki erime da devam edecektir!..

Bu işgal mangası CHP yönetimine yeniden gelme koşullarını ancak bu şekilde yaratabileceğinden, “paralel genel merkez” gibi davranmaktadır.

Bunların varlığı, CHP’deki dağınıklığı daha da derinleştiriyor, CHP’yi umut olmaktan bu bal üretmeyen “erkek arılar” çıkartıyor…

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR

(1) “Türkiye’nin batısında ise kenti var eden, yaşatan sosyal ve siyasal dinamikleri geniş ölçekte kapsayan tüm kurum, kuruluş, işçi, emekçi, ekolojist, kadın, gençlik, halklar ve inanç örgütleri, siyasi partiler, emek ve meslek örgütleri, demokrat ve vicdan sahibi yurttaşlar, tüm toplumsal taraflar ve siyasi aktörlerle görüşmek, müzakere etmek, birlikte yürümek, ortak mücadeleyi örecek Kent Uzlaşısı zeminini oluşturmayı öncelikli görev olarak görüyoruz. “

https://www.demparti.org.tr/tr/kent-uzlasisi-ile-halklar-yonetecek/17678/

(2) Dava zamanaşımı süreleri TCK’nın 66. maddesinde düzenlenmiştir. Bu

düzenlemeye göre dava zamanaşımı süreleri şu şekildedir:

─ Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar için 30 yıl,

─ Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar için 25 yıl,

─ 20 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlar için 20 yıl,

─ 5 yıldan fazla 20 yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlar için 15 yıl,

─ 5 yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren

suçlar için 8 yıl.

Bu sürelerin geçmesiyle kamu davası düşecektir.

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/97763

(3) Son yapılan ankete sonuçlarına göre; CHP yüzde 29,7 AKP yüzde 28,1 oy alıyor.

https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/son-ankette-carpici-sonuc-erdogani-yenen-isim-belli-oldu-2264050

(4) https://www.youtube.com/watch?v=XMAvIT1m9CI

(5) https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/kilicdaroglunun-sarayla-muzakere-edilmez-mucadele-edilir-sozlerine-2199979

(6) Sine-i Millete dönmek, Türkiye siyasi tarihinde siyasi temsil meşruiyetini yitirdiği düşünülen TBMM’den çekilerek siyasete halk içinde devam etmek anlamında kullanılan ifadedir. Türkiye tarihinde her dönemde birçok siyasetçi tarafından dile getirilmiş olsa da fiili olarak şimdiye kadar herhangi bir siyasi parti tarafından uygulanmamıştır.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Sine-i_millete_d%C3%B6nmek

(7) Anayasa koyucu 78. maddenin 3. fıkrasının ilk iki cümlesinde birbirini tamamlayan üç kural koymaktadır: 1) TBMM üyeliklerinin boşalması halinde ara seçim yapılır; 2) Ara seçim her seçim

döneminde bir defa yapılır; 3) Ara seçim genel seçimden 30 ay geçmedikçe yapılamaz. Anayasa koyucu bu kuralları koyduktan sonra, 3. fıkranın 3. cümlesinde tüm bu kuralları kapsayan bir istisna getirmektedir: Ancak boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına karar verilir.

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/629035

(8) İstikşafi görüşmeler, 2015 genel seçimlerinden sonra Kemal Kılıçdaroğlu tarafından gündeme sokuldu. Y-CHP’nin AKP ile olası “koalisyon” teklifinin önünde şu taahhütler konulmuştu: “DEVR-İ SABIK YARATMAYACAĞIZ; İNTİKAMCI OLMAYACAĞIZ, BEYAZ BİR SAYFA AÇACAĞIZ.” Bu şekilde 2015 yılına kadar AKP’nin işlediği tüm “suçlar” için “af” kapısı aralanmıştı…

https://chp-muhalefethareketi.biz.tr/2021/11/21/sanik-kemal-ayaga-kalk/

(9) “Halkımız kaygılanmasın Erdoğan’ı yeneceğiz!”

https://www.agos.com.tr/tr/yazi/28271/kilicdaroglu-halkimiz-kaygilanmasin-erdogan-i-yenecegiz

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir