-
ERDOĞAN’I KURTARMAK-I
Imrali_Tutanaklari Bugün itibariyle 75 milyon Türk Milleti tehdit altındadır!.. Başbakan ise daha ağır bir tehdit altındadır… Bu nedenle o da Türk Milletini tehdit ediyor!.. PKK’nin lideri, bebek katili Apo bile, İmralı’dan ABD adına tehditlerini sürdürüyor: ”Ne ev hapsi, ne de af bunlara gerek kalmayacak. Herkes, hepimiz özgür olacağız. Şunu bilin ki bu hamlem komployu boşa çıkaracaktır. Ben komployu aşıyorum. Başarılı olursam, Ne KCK tutuklusu kalır ne başkası. Bu olmazsa 50 bin kişiyle halk savaşı olacak. Ölen ölecek, ben karışmıyorum.”(1) diyebiliyor!.. Bu kadar ağır baskılar nedeniyle Başbakan’ın alacağı kararlar, vatana ihanet düzeyinde olsa da artık mazur görülebilirler!.. Biliyorsunuz tehdit altında işlenen suçlar affedilebilirler!.. Başbakanımızı kurtarmak, bu Yüce Milletin boynunun borcudur artık… Zira, “nakavt” durumuna…
-
OYUN BİTTİ!..
Ne zaman AKP’ye karşı ciddi ve yıpratıcı bir eleştiri konusu ortaya çıksa, CHP içerisinden mutlaka bir can simidi atılır. Ya Kılıçdaroğlu boyundan büyük bir çam devirir, ya da “seçilmiş” milletvekillerinden biri, CHP nin felsefesiyle uyuşmayan bir görüş atar ortaya. Kılıçdaroğlu’nun bu iş için yedekte tuttuğu çok adamı var. Geçen hafta Faik Tünay: “CHP milletvekiliyim ama CHP’li değilim” (1) diyerek, gündemin tamamen dışında, tüm CHP’lilerin canını sıkacak bir zevzeklik daha yaparak araya girdi!.. Dolayısıyla CHP yine döndü içe dönük tartışmaya. Başladı, milyonlarca insanın arasından kim, ne hakla böyle bir adamı listeye koyup, CHP’lilerin oylarını çöpe atar, şeklinde sorular sormaya!.. AKP’nin yıpratılacağı konu ise doğal olarak güme gitti. Bu tür olaylar, ilk defa…
-
“NİYAZİ”!..
“NİYAZİLER” GELECEK ANALAR AĞLAMAYA DEVAM EDECEK!.. Kılıçdaroğlu’nun da jetonu köşeli, 4 gün sonra düştü. Son yaptığı açıklama ile yine kendini yalanladı. Başbakan’ın Org. Ergun Saygun’u ziyaretindeki asıl amacını: ”Yakında KCK davalarındaki tutuklularının serbest bırakılmasına toplumun vereceği tepkiyi dengelemek” olarak açıkladı.(1) 11 Şubat günü sıcağı sıcağına yaptığı açıklaması ise, Erdoğan’a atılmış can simidi değerindeydi. O gün ziyaret için “insani bir ziyaret” demişti. Adeta Erdoğan’ın basın sözcüsü gibiydi… Ziyaretin eleştirilecek bir yanını bulamamıştı!.. (2) Kılıçdaroğlu, 40 bin yurttaşımızın öldürülmesinden sorumlu olan terör örgütünün kurucularının, iç infaz nedeniyle öldürülmesi üzerine, ailelerine “PKK irtibat bürosunda” taziye ziyaretinde bulunan Hüseyin Aygün’ün, eleştirilen bu durumunu da “insani nedenlerle yapılmış bir ziyaret” olarak gösterip, savunmuştu!.. Bugüne…
-
İŞTE O MUHTARLAR!..
Y-CHP YEREL SEÇİMLERDE AKP’Yİ DESTEKLEME KARARI ALDI!.. Çankaya’da 116 muhtar var… (1) Çoğunluğunu CHP’liler destekleyip seçmişler. Önce bu tespiti bir yere not edelim. Kılıçdaroğlu’na göre: “Demokrasinin en saf, en temiz, en güzel tecelli ettiği seçimler muhtarlık seçimler”idir. (2) Doğrusunu söylemek gerekirse, bizim muhtarlar parklara bile bekçi olamazlar!.. Muhtarların görevleri; 4541 Sayılı Kanunun üçüncü maddesi ile Şehir ve Kasabalardaki Mahalle Muhtar ve İhtiyar Kurulları Tüzüğü’nün dördüncü maddesinde tek tek sayılmıştır…(3) Dolayısıyla yetkilerinin de bu görevlerini yapmakla sınırlı olduğu tartışmasızdır… Siyasi partilerden aday gösterilemeyen muhtarların, tek tek veya toplu olarak devlet mührünü ve muhtarlık unvanını bir belge üzerinde kullanarak, siyasi partilere aday önermeleri olanaksızdır! Siyasi etikle asla bağdaşmayan böyle bir davranış, Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı dönemine rastlamıştır ve bir ilktir!.. Başka bir deyişle; Muhtarlar, ilgili yasa ve tüzükte 23 madde halinde…
-
GÜYA MUHALEFET
CHP İzmir Milletvekili Prof. Dr. Birgül Ayman Güler’in TBMM’inde yaptığı konuşmada ifade ettiği “Kürt milliyetçiliğini bana “ilericilik” ve “bağımsızcılık” diye yutturamazsınız. Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eş değerde gördüremezsiniz” şeklindeki çok doğru ve yerinde tespit, bir süre daha tartışılacağa benziyor. Konuyu anlamayan veya bilinçli olarak saptıranlardan biri de ne yazık ki, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olmuştur. İl başkanları toplantısında söylediği: “Kimsenin şu veya bu şekilde etnik kimlik üzerinden siyaset yapması, bir etnik kimliği dışlaması, onu ikinci sınıf yurttaş olarak görmesi bizim kabul edebileceğimiz bir olay değildir” şeklindeki sözler, doğrudan olayı saptırmayya dönüktür. Açıktır ki, Kılıçdaroğlu bu konuda ya çok bilgisizdir ya da bu fırsattan yararlanarak Atatürkçüleri sindirmek istemiştir!.. Dersim…
-
CHP’DEKİ “İŞGAL BİRLİĞİ”!..
Yakın geçmişteki hatalı kullanımlar ve ön yargılar bir tarafa bırakılırsa, “Türk milliyetçiliği”nin Mustafa Kemal Atatürk’ün şahsında ve eylemlerinde ete kemiğe büründüğünü söylemekte bir yanlışlık yoktur!.. “Atatürk milliyetçiliği” olarak da bilinen Türk milliyetçiliğinin temel karakteristiği, tam bağımsızlıkçı ve antiemperyalist oluşudur. Bu fikir “Ya tam bağımsızlık ya ölüm” sloganı ile formüle edilmiş ve Birinci Dünya Savaşı sırasında uygulamaya geçirilerek yaşama alanı bulmuştur. Anayasalarımızda da yer alan bu milliyetçilik anlayışı; İkinci Dünya Savaşı sonrasında, mazlum milletlere rehberlik ederek, pek çok ülkenin bağımsızlığını kazanmasında birinci derecede rol oynamıştır. Bununla birlikte “Türk milleti” kavramı bir üst kimlik olarak, “Kürt milleti” kavramından içerik olarak oldukça farklı bir anlam yüklenmiştir. Öyle ki, “Türk” sözcüğü, “Kürt” sözcüğü…
-
MÜSAİT BİR “DİN”İMİZ VAR!?..
Tarlasını ekemeyen çiftçilerin ortak adı:”iki kişiden biri”dir. İki kişiden biri Türkiye tarihinde ilk defa samanı ithal etmek zorunda kaldı. Son iki ayda 25 milyon doları samana yatırdı. İki kişiden biri, son yıllarda çayırlarını da biçemedi. Ambarı veresiye veren esnafın kasası gibi bomboş. Gelecek seneye ekecek tohumu bile yok. 10 yıl önce 1 lt mazotu 3,5 kg. buğdaya satın alırken, şimdi 7 kg. buğday satarak alabiliyor. Elinde 35 milyon dekar arazisi var, ekemiyor. Hükümet, 6 bin lira değerindeki süt ineğini 2 bin liraya satmayı teklif ediyor; alamıyor!.. Ekonomimiz çok iyi, çok şükür!.. Başbakan yardımcısı ve hükümet sözcüsü Arınç, 12 Eylül Halkoylaması‘nın “Askerlerin dokunulmazlık zırhını kaldırmak” amacıyla yapıldığını açıkladı. Oylamadan önce AKP’nin…
-
SUSUN ARTIK YETER…
ABDULLAH ÖCALAN’I DİNLEYECEĞİZ!.. AKP hükümeti tarafından Kürtlerin tartışılmaz lideri ve bir halk kahramanı yapılmaya çalışılan; aralarında kundaktaki bebeklerin de bulunduğu 40 binden fazla yurttaşımızın katili “Sayın” Abdullah Öcalan diyor ki: “PERİNÇEK, BİZE ABD’NİN VE AVRUPA’NIN PEŞİNE GİTMEYİN. BU YOLDAN BİR YERE VARAMAZSINIZ. PKK’YI DAĞITIN, TÜRKİYE’NİN BÜTÜNLÜĞÜ İÇİNDE YER ALIN TELKİNLERİNDE BULUNDU.” (Öcalan’ın ifadeleri ve Hürriyet, 18 Mart 1999) Hey!..Öcalan’ı baş tacı eden akıl fukaraları!.. Hele sizler;” Öcalan’a inanmıyoruz, onu dinlemeyiz” diyemezsiniz… Bir de siz elinde Öcalan’ın YOL HARİTASI ile kapı kapı dolaşan kapı kulları!.. Siz de Öcalan’a inanmak zorundasınız… Geriye kalıyorsunuz sizler. “İki kişiden biri” olarak tarif edilen oy depoları. Sizin durumunuz biraz daha farklı, siz dilediğinize inanıp inanmamakta serbestsiniz.…
-
BALYOZ!..
MAHKEME BALYOZU KENDİNE İNDİRMİŞTİR!.. Delillerin tartışılması aşaması atlandıktan sonra, verilecek olan kararın mahkumiyet olacağı belliydi. Çağdaş ceza yargılamalarında, sanıklara aleyhlerinde olan kanıtlar mutlaka gösterilir. Ancak bu şekilde savunma yapılıp adil karar verilebilir. Sanıklar aleyhlerine olan kanıtların gerçek ve güvenilir olup olmadıklarını kontrol etme hakkına sahiptir. Ancak bu şekilde lehlerine olan kanıtları getirtip, aleyhlerine olanları çürütebilirler. Mahkemece iddia makamına sağlanan olanakların tümünün savunma makamına da sağlanması şarttır… “Silahların eşitliği” denen ilke ancak o zaman yaşam alanı bulabilir. Sanıklar aleyhine olan bazı kanıtların, karar aşamasına kadar saklanması söz konusu olursa, bu noktadan itibaren, verilen kararın adil olmadığı değil, kararı veren merciin mahkeme olup olmadığı tartışılır!.. Görünüşe bakılırsa, 1435 sayfalık gerekçeli karar,…
-
BİR “KREDİ” DAHA!..
Y-CHP‘nin PKK’ya tanıdığı ilk resmi kredi; “ana dilde eğitimin” en ateşli savunucularından, “Habur Açılımı”nda PKK’lı militanları savunan, eski Diyarbakır Barosu Başkanı, CIA’nın yan kuruluşu Stratford‘un 705 numaralı bilgi kaynağı Sezgin Tanrıkulu‘nu, Atatürk’ün partisi CHP’nin, Kurultay’dan sonraki en yetkili organı olan, 80 kişilik Parti Meclisi’ne seçmekle açılmıştı!.. (1) İkinci kredi; CHP’nin “Kürt Sorunu”nun çözümüne ilişkin önerilerinin odak noktasına, Apo’nun “Yol Haritasını” (2) oturtmakla açılmıştır. Anımsayınız o tarihlerde Kılıçdaroğlu, bu yolda “Siyasi hayatımı feda etmeye hazırım” demişti… (3) Şimdi anlaşılıyor ki, bir kaset operasyonu sonunda CHP’nin başına getirilen SOROS‘un bu has adamından, nihai olarak beklenen görev; bugünlerde yaptığı açıklamalardır!.. Görevini gereği gibi yerine getiremezse, siyasi hayatının sonlanacağını zaten göze almıştır, gerisi şansına kalmış!.. PKK’ya üçüncü kredi; biricik avukatları Sezgin Tanrıkulu’nun, Y-CHP’nin İnsan Haklarından Sorumlu Genel…



























