• EKONOMİYİ DÜZELTİN GELİYORUZ!..

      Yerel seçim sonuçlarını bütün kanalları gezerek izlemeye çalışıyordum.   Bir ara ekrana, FOX TV’nin meşhur sunucuları; Fatih Portakal ile İsmail Küçükkaya geldi. . Biri, seçim sonuçları nasıl olursa olsun, muhalafetin genel seçim tartışmalarını başlatmayacağını söyledi.   Diğeri, ekonomiyi bu hale AKP getirdi, düzeltmesini de onlar yapsınlar dedi.   Kulaklarıma inanamadım…   ***   Benzer sözleri daha önce Kılıçdaroğlu’ndan da duymuştum.   O zaman yanlış duydum galiba diye düşünüp, üzerinde durmadım.   O da; yerel seçim sonuçlarına bakarak, genel seçim istemeyeceklerini söylemişti.   Hayret ettim.   Bu sözleri ana muhalefetin lideri söyleyebilir miydi?..   ***   Mantık nasıl ama:   Ortalığı siz berbat ettiniz diye iktidara sitem ediyorlar.   Temizleyin…

  • YEREL SEÇİM Mİ “GÜVEN OYLAMASI” MI?

      Reis, seçimleri “yerel” olmaktan çıkartıp “genel” seçime çevirmiş. Sonuçlar bir anlamda “güven oylaması” sayılacak. Türkiye’ye özgü olan bu iki partili sistemde; büyük parti AKP,  yetkilerini muhalefetle paylaşmak istemez. Bu yüzden olsa gerek, parlamenter sistemin kurumları birer birer tasfiye ediliyor. “Cumhur İttifakı”nın karşısında, zorunlu olarak kurulan “Millet İttifakı” iki partili sisteme geçtiğimizin en somut kanıtıdır. Bundan böyle; MHP iktidar kanadında, MHP’den ayrılanlar ise muhalefet kanadında yerlerini almak zorunda kalacaklar. Belediye başkanlıkları da bu gerçekliğin üzerinden tespit edildi zaten…   ***   Önemli merkezlerde “ülkücü” kökenli siyasetçilerin aday yapılması, bu tespitin bir sonucudur. Kim ne derse desin, Ülkücülerin oyları sonuçları belirleyecek durumdadır. Cumhur İttifakı içerisindeki ülkücülerin Millet İttifakı’na oy vermesi olasılık…

  • TÜRKİYE’NİN “ENDÜLJANS”I!..

    Bugün en kısa yazımı yazıyorum: Yeni Zelanda’da iki camiyi basıp ibadet eden insanları kurşunlayarak öldüren zat ile AKP’nin “Erdoğan’a oy verin Cennetin anahtarı cebinize girsin” diyen Şanlıurfa Eyyübiye adayı olan zatın kafa yapısı farksızdır; hukuk, ahlak ve din önünde durumları aynıdır. İkisi de toplumların “korku” ile yönetileceğine inanan zavallılardır. Nokta… Uzun yazılardan sıkılan takipçilerim için bu haftaki yazım burada bitti. Güle güle… *** Neden, niçin, nasıl sorusuna soranlar için söyleyeceğim bir kaç cümle daha var. Onlarla devam ediyoruz. Anahtar sözcüklerimiz “korku” ve “din istismarı”dır. *** Sivil Toplum; üyelerinin haklarını korumak amacıyla örgütlenmiş topluluktur. Sivil Toplum; konuşur ve sorgularsa vardır, körü körüne itaat edemez. Sivil Toplumun üyeleri biat etmezler! Toplumun korku…

  • “SİYASET” HABİRE İRTİFA KAYBEDİYOR!..

    Siyasetçiler her gün meydanlardadır da; biz yerden ucu sivri bir taş alıp, “dün dinlediğimiz adam bu muydu” diyerek alnımızı kanatmamız mı gerekiyor acaba? Her saat başkalaşan insanlara “siyasetçi” denebilir mi? Utanmadan yalan söylüyorlar birader. Halkı, gözünün içine baka baka aldatıyorlar. Sirk cambazı bunlar. Siyaseti en güvenilmez kurum haline nasıl da getirdiler. Şapkadan habire tavşan çıkartıyorlar. Halka ağır hakaret sayılır bütün bunlar… İnsafsızca aşağılıyorlar bizi… *** Bu yüzden içimden yazmak gelmiyor artık. Eleştirmek ve alternatif fikirler söylemek için gerekli zemin altımdan kayıp gidiyor gibi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle, Taksimde yapılan “Feminist Gece Yürüyüşü” ile ilgili olarak meydanlarda söylenenler, sosyal medyada paylaşılan abartılı görüntüler ve yapılan yorumlardan sonra, insanın…

  • “BEKA” MI “ZEKA” MI?

      İktidarın icraatlarını aynen sürdüreceğini kesin ifadelerle ortaya koyan muhalefete seçmen oy verir mi? Cevabı ana muhalefetten alalım: Y-CHP Genel Başkanı Uşak’ta konuşuyor: “Bu seçimde sandığa giderken aklımızı kullanmak zorundayız” hatırlatmasını yaptıktan sonra, “17 yıldır 192 milyar borcu yurtdışındaki bir avuç tefeciye ödüyorsun” diyerek iktidara yüklendi…(1) İlk bakışta haklı. Kılıçdaroğlu’nun aklımızı kullanmamız gerektiği şeklindeki uyarısı son derece isabetlidir! Ben yerinde olsaydım, “duygularla hareket edin” derdim! Zira duygularla hareket edenler, kendi takımlarının hatasını göremezler. Ya karşı takıma küfrederler ya da maçı yöneten hakeme söverler… Bu durumda oylar çantada kekliktir… *** Bu defalık aklımızla hareket edelim: Hafızamızı dört yıl öncesine doğru; 2015’in 26 Mart’ına doğru zorlarsak, karşımıza çıkacak olan gerçekler yüzümüzü kızartabilir…

  • ZEHİR ZEMBEREK SÖZLER!..

        MAHALLEDE KONUŞULAN ZEHİR ZEMBEREK SÖZLER!..   Ülkemizdeki siyasi partilerin yöneticileri için en iyi siyasetçi kendileridir. Bu yüzden, kendilerine en çok benzeyenlerle çalışmayı tercih ederler. Siyasi Partiler Yasası ve partilerin tüzükleri genel başkanların partiye tam egemen olmalarına göre düzenlenmiştir. Bundan dolayı parti içi demokrasi bizim gibi ülkelerde gelişemez. Bu durumun sürdürülmesi, muhalefet partilerinin de işine geliyor, iktidarın da… İktidara geldiklerinde halka demokrasi getireceğini vaat edenler, kendi partilerine demokrasiyi nedense uğratmazlar… Siyasi partilerin temsilcisi olma sorumluluğunu yüklenecek olanlar, objektif elemelere tabi tutulmadıkça ve lider sultası devam ettirildikçe, siyasette kalite yükselemez… *** Bu tespitlerden sonra, Y-CHP’den aday gösterilmedikleri için DSP’den adaylık başvurusu yapanlara “küfür” etmenin ne işe yaradığını irdeleyebiliriz: Kendileri için…

  • SİYASETİN SOYTARILARI!..

     Tutarsız, inançsız ve bencil siyasetçileri seçersek –ki o zaman bizi temsil etmeyen kişileri seçmiş oluyoruz- onları bir daha tepemizden aşağıya indiremeyiz. Başımızdaki bir belayı bine çıkartırız! Yeniden aday gösterilmedikleri için CHP’den istifa ederek -ve her türlü aşağılamayı da yaparak- DSP’den aday olan “siyasetçilere” bir önceki seçimlerde oy vermemizi isteyenler bu konuda hesap vermediler! Siyasi hataların faturasını her seferinde halka ödettirenlere yeni krediler açmamızın manası nedir? Yalancılık, ikiyüzlülük ve işbirlikçilik dışında hiçbir özelliği bulunmayan Kemal Kılıçdaroğlu ile ekibini, ilanihaye sırtımızda taşımak zorunda değiliz. CHP’nin mirasını yiyip tüketen, kuruluş felsefesine ihanet eden, Cumhuriyet’in kurucularına “katil” diyen bu hainlerin kurduğu -Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun deyimi ile- “Şimdi zamanı mıdır tarikatı” her seçim öncesinde…

  • MAZBATA ALAMAYACAK BELEDİYE BAŞKANLARI!..

    MAZBATA ALAMAYACAK OLAN Y-CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANLARI!.. Bugün iki iyi, bir kötü haberim olacak size. İyi haberlerle başlıyorum: Van’da görülen KCK davasında, HDP’li eski Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kaya ve arkadaşları, “terör örgütü PKK/KCK’ya üye olmak” suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldılar. (1) Bu tespitin başka mahkemelerce de yapılması halinde, HDP’nin Anayasa Mahkemesince kapatılacağına şüphe yoktur. İkinci haberim: Yerel seçimlerde HDP ile ittifak yapacağını duyuran; Kürdistan Komünist Partisi ile Kürdistan Özgürlük Partisi hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında kapatma davası açıldığıdır. (2) Kürdistan Komünist Partisi’nin, TSK’nın Afrin’e düzenlediği Zeytin Dalı Operasyonuna da Kılıçdaroğlu gibi karşı çıktığını anımsatıyorum. Kötü haberim ise; bazı Y-CHP belediye başkan adaylarının mazbatalarını alamadan görevden alınacakları ve yerlerine…

  • CHP’NİN RÜYA TABİRCİLERİ!..

    Akşam gazetesinin 10 Aralık Hareketi ile ilgili olarak ortaya attığı iddia şudur: Güya 10 Aralık Hareketinin önde gelenleri: “CHP sosyal demokrat bir parti değildir, sosyal demokrasinin önündeki en büyük engeldir ve kapatılmalıdır ” demişlerdir. Hareketin sözcüsü CHP PM Üyesi Prof. Dr. Burhan Şenatalar bu iddiaları kesin bir dille yalanlamıştır. Ona inanmak durumundayız… Lakin 10 Aralık Hareketi (1) CHP’ye sızdıktan sonra, CHP’yi, Cumhuriyet değerlerini savunan parti olmaktan çıkartmışlar; fiilen ve hukuken olmasa da, ideolojik düzlemde kapısına anahtarı asmışlardır… Bu gerçeği de görmek zorundayız… *** Başlayayım: Her yıl 10 Aralık, dünyada İnsan Hakları Günü olarak kutlanır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilmiştir. CHP’yi işgal eden 10 Aralık Hareketi…

  • “DEMOKRASİ GETİRMEK” MALI GÖTÜRMEKTİR!..

    Amerika’nın, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu tanımama kararından sonra, bu devletin haritada yerini gösteremeyecek kadar konudan bihaber olan Amerikan hayranları, Maduro’nun ne kadar da “kötü” bir adam olduğunu anlatmak üzere kaleme sarıldılar. Maduro’nun “kötülükleri” öne çıkartılınca, doğal olarak Venezuela halkını kurtaracak olanlar da ortaya çıkacaktır! Peki, kim olabilir ki bu kurtarıcılar? Kurgunun senaristi Amerika elbette!.. *** Bağımsız bir ülkeye müdahaleyi, bu şekilde “haklı zemine” oturtabileceğini düşünen Amerika’nın eski CIA Başkanı, şimdi Dışişleri Bakanı olan Mike Pompeo, “twiter” mesajını, iyice anlaşılsın diye İspanyolca yazdı: “Venezuela’ya demokrasi getireceğiz” dedi. Daha önce de aynı “kutsal amaçla”; Afganistan, Irak, Libya ve Suriye’ye de demokrasi getirmek için girip, milyonlarca sivil insanın ölümüne neden olmuşlardı… Demokrasi getirmek…