• ORDUMUZUN ARKASINDAYIZ!..

    Trump, ABD Başkanı sıfatıyla itiraf etti: “ABD asla Ortadoğu’da olmamalıydı… Ortadoğu’da 8 trilyon dolar harcadık. Binlerce askerimiz öldü ya da yaralandı, öteki tarafta da milyonlarca kişi öldü. Ortadoğu’ya girmek bu ülkenin tarihinde bugüne kadar alınan en kötü karardı. Kitle imha silahları gibi yanlış veya hatalı olduğu kanıtlanmış bir dayanakla savaşa girdik ama bu silahlar yoktu…” dedi. Türkiye’nin dış borcu Haziran 2019 itibariyle 453 milyar dolardır. Amerika’nın Ortadoğu’da harcadığı para, bizim dış borcumuzun 16 katından daha fazladır. Şimdi birkaç soru soralım: 1.) ABD bu parayı -fazlasıyla- geri almadan Ortadoğu’dan çıkar mı? 2.) Bu kadar parayı petrol ve doğalgazdan başka bir kaynaktan elde etmek mümkün müdür? ABD’nin, Ortadoğu halklarına “özgürlük ve demokrasi”…

  • İHANETİN İTİRAFI!..

    Y-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu fırsatını buldu (eski) CHP’yi bir kez daha mahkum etti: Türban konusunda “Bizim de çok kabahatimiz, kusurumuz var” dedi.(1) Onun asıl yaptığı iş: Atatürkçü Düşünce’yi mahkûm etmektir. Zira Altı Ok’un biri ve hatta en önemlisi -daha doğru bir ifade ile önkoşulu- (2) olan “laiklik ilkesi”ni, (3) kıyafet özgürlüğüne indirgeyip içini boşaltınca; diğer ilkeleri eğip, bükmek ve farklı şekilde yorumlamak çok daha kolaylaşmıştır. “Yeniden yorumlamak” (4) sahtekârlığı ile temel ilkeleri özünden kopartıp, bambaşka bir rejimi tarif etmek mümkündür. “Başörtüsü” veya “türban” bu yolda kullanılmış en önemli iki araç olmuştur. Muhafazakâr Anadolu kadınının da başına örttüğü bu bez parçasını sahiplenmek, bir anlamda “kadın hakları” savunuculuğu gibi sunulmuştur. Bu…

  • YETENEKLİ HAİNLER!..

    Hain fikirlerini mutlaka başkalarına da söyletiyor. O kadarını öğrendi artık. Daha önce yaptığı hataları, kredisi yüksek siyasetçilere tekrar ettirerek, halkı yeni bir söyleme alıştırıyor. Çok tepki alacak söylemler için de en iyi “paratoner”i kullanıyor… Bu aralar; bu iş için en uygun adam, yarattığı pozitif etki ile AKP iktidarını ciddi olarak sarsan Ekrem İmamoğlu’dur. Hakkını teslim edelim… *** Oysa Dersimli Kemal’in derdi çok daha başkadır: O, İmamoğlu’na hatalar yaptırarak; hem olası genel başkan adaylığının hem de gelecek seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı olmasının önünü kesmeye çalışıyor. Gayet de akıllıca bir planı uyguluyor! Zira İmamoğlu’nun itibarını yerlerde süründürdüğünde, 31 Mart Seçimlerinin başarısını kendi hanesine yazdıracak. Belki de Türk siyasi tarihinde, iktidarın başarısızlığı muhalefete “başarı”…

  • UMUDUMUZ BABACAN!..

      Kuracağı yeni parti ile AKP’yi bölecek ve bu şekilde Y-CHP iktidarının önünü açacak olan Ali Babacan’la ilgili haberler, CHP’lilerin pek hoşuna gidiyor.   Babacan Ali konuşuyor:   “AKP, 17 yıl boyunca 2 trilyon dolar vergi topladı; 70 milyon dolar özelleştirmelerden gelir elde etti; 500 milyar dolar borç aldı. Bütün bu paralar nerede?” diye soruyor.   Sorunun muhatabı doğrudan Erdoğan’dır.   Ama Reis bu soruya cevap vermiyor.   Bir süre Babacan’ı ciddiye almamış gibi davranacağa benziyor.   Soru yerinde ve çok doğru:   Evet, paralar ne oldu?   Bu soruyu biz de sormaya devam edeceğiz…   ***   Sorunun sahibi gibi gözüken 1967 doğumlu Ali Babacan, gerçekten de ilginç bir…

  • “BAŞLARIM SİZİN KÜRDİSTAN DAVANIZA”!..

      PKK’nın dağa kaçırdığı (veya kandırarak götürdüğü) çocuğun annesi HDP Diyarbakır İl Başkanlığının önünde var gücüyle bağırıyor:   “Başlarım sizin Kürdistan davanıza!”   Kürt kökenli bu anne yerden göğe kadar haklıdır.   O, çocuğu kaybedilen/ kaçırılan bütün annelerin feryadıdır aslında.   Sözleri de son derece önemlidir…   Ayrılıkçı Kürt hareketini yüreği yanık bir anne bir cümle ile özetledi:   Kürtlerin önde gelenleri “Büyük Kürdistan” devletini kurmak için savaşıyorlar.   Nokta.   İnsan hakları, “eşit vatandaşlık” vs. hepsi hikâye…   ***   Bu niyetlerini, Barzani’nin 25 Eylül 2017 günü “Bağımsız Kürdistan”ı ilan etmek amacıyla yaptırdığı referandum ile hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek şekilde ortaya koydular:   Seçmenlere, “Kürdistan Bölgesi ve Kürdistan Bölgesi…

  • YAZ KIZIM!..

    “Yaz Kızım: Gerekçesi uzun kararda açıklanacağı gibi; sanığın sabit görülen eylemi nedeniyle hakkında TCK ilgili maddesi uyarınca 4 yıl 11 ay 29 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına… karar verildi.” Yargıç, Cumhuriyet Savcısının tarif ettiği eylemi sabit gördü ve suç olduğuna inandığı için bastı cezayı. Zaten bu inancı yüzünden de yargılamayı tutuklu sürdürmedi mi?.. Özgürlüğünüz bir savcı ile bir hakimin hukuk anlayışına bağlıdır!.. Mahkum olduktan sonra; suçsuz olduğunu, suç işleme kastı ile hareket etmediğini anlat anlatabilirsen… *** İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin Cumhuriyet davasında verdiği mahkûmiyet kararları Yargıtay 16. Ceza Dairesince bozulması sıradan bir olay olarak geçiştirilemez. Bu karar, yargının ne hale getirildiğinin en tipik örneklerindendir. 27. Ağır Ceza Mahkemesi, bazı…

  • FABRİKA AYARLARIMA DÖNDÜRÜN BENİ!..

      Her gün, bir önceki gün tanık olduğumuzdan daha önemli olaylarla karşılaşıyoruz.   Hiçbiri unutulacak gibi değil.   Tümü manşetlere çıkacak önemde.   Haberler, adeta birbirini itekliyor aşağılardaki satırlara.   Aralarında ilişkili olanlar da var elbette…   Bağımsız olanlar arasında; bağ kurmaya çalışan simsarlar, siyasi yarar sağlamak için ha bire mesai yapıyorlar sütun aralarında.   Halkın asla unutmayacağı ihanet ve hataları gölgede bırakmak, öyle kolay mı sanki!..   Bizleri sonsuza dek aldatamayacaklar…   ***   Ekrem İmamoğlu’nun Yenikapı’da açtığı “makam otomobili sergisi” bunlardan biri.   Kayyum atanan belediye başkanlarına verdiği gereksiz desteği, bu korkunç yolsuzluk ve israf haberi bile gölgede bırakamadı.   Halkı enayi yerine koymak yakıştı mı?   Diyarbakır…

  • VASİYETİMDİR!..

      Eyyyyyy!.. “İsmet Paşa asker kaçağıydı” yalanına inananlar; Eyyyyyy!.. “Kurtuluş Savaşı olmadı”diyenleri adam yerine koyanlar; Eyyyyyy!.. “Keşke Yunan kazansaydı” diyen meczubu bir şey sananlar:   30 Ağustos’un 97. Yıldönümünde; Büyük Taarruz’un Başkomutanı Mustafa Kemal’i unutturmaya nasıl teşebbüs edersiniz?   O büyük insanların “gazi” ve “mareşal” unvanını verdiği kurtarıcıyı nasıl yok sayarsınız?   Üstelik de bu yalanları Allah’ın evi camilerde yayarsınız…   ***   Ülkemizi düşman işgalinden kurtaran şehitlere dualar edersiniz de; onlara “Size ölmeyi emrediyorum” komutunu veren komutanı hangi akılla Tanrı’dan gizlersiniz?!   Demek bu Cuma günü Mustafa Kemal için bir şey dilemediniz, öyle mi!..   Öyleyse, indirin aşağıya semaya doğru kaldırdığınız ellerinizi!   Yüce Tanrı; yalancıların, sahtekarların, riyakarların, inkarcıların…

  • AKLIN YOLU BİRDİR!..

    ABD ile “güvenli bölge” tartışmaları sürerken; Rusya, ABD’nin Moskova ve Ankara’ya bildirimde bulunmadan İdlib’e saldırdığı haberini verdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Suriye’nin İdlib bölgesinde El-Kaide bağlantılı bir örgütün (Hayat Tahrir eş-Şam) karargahı olduğunu ve bu karargahta aralarında örgüt lideri Abu Muhammet el Cubani’nin bulunduğu 30’dan fazla komutan bulunduğunu bildirdi. CENTCOM Sözcüsü Yarbay Early Brown, karargaha saldırının havadan yapıldığını söyledi… Brown, Amerika ve ortaklarının hedef alındığını açıkladı… *** Erdoğan, MSB Üniversitesi’nin açılış töreninde mesajlarını ABD’ye verdi: 32 km derinliğinde kurulmasını istediğimiz “güvenli bölge” konusunda ABD, 9-15 km derinliğinde ısrar ediyor. Erdoğan, “güvenli bölge”nin TSK tarafından denetlenmesinde ısrar ediyor. Türkiye’nin, kendi kontrolü dışında güvenli bölge oluşturulmasına razı olmayacağımızı söyledi. 2-3 hafta…

  • KEŞKE PARANOYAK OLSAYDIM!..

    Bu hafta Bakırköy Akıl Hastanesinin bahçesindeki heykelin önünde tartışacak çok konumuz var: 1.) İçişleri Bakanının Olağanüstü Hal (OHAL) koşullarında kullanabileceği bir yetkiyi neden olağan halde kullandığını; 2.) Bu yetkinin belediye başkanlarının “görevle ilgili bir suç işlemesi” halinde kullanabileceği son derece açık iken, “seçilmiş” belediye başkanlarının göreve başlamadan önce işlendiği iddia edilen suçlar için neden kullanıldığını; 3.) Seçim sonuçları daha kesinleşmeden, yerlerine kayyım atanan belediye başkanlarının görevden alınmaları için ilgili valilerin İçişleri Bakanlığından talepte bulunma yerine, başkan adaylarının seçime sokulmamaları için bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (!) çıkarılmasının daha az zararlı olup olmayacağını; 3.) Seçilmiş organ olan “belediye meclisi”nin, bir tek Danıştay kararı ile feshedilmesi olanaklı iken, kayyımlık görevini yapan valinin, belediye meclisini…