KONUK YAZARLAR

EŞEĞİN BÜYÜĞÜ AHIRDADIR!..

 

Reis, “Bu kılıçları kime çekiyorsunuz” deyince, olanlar oldu:

Kara Harp Okulu Mezuniyet Resmi Töreni’nden sonra, içerisinde “Atatürk’ün askerleriyiz” ifadesi geçen geleneksel yemini, kılıç çatarak okudukları için, TSK’dan ihraç edilmeleri istenen teğmenlerin, bu eylemleri ile “Ordu’nun itibarını düşürdüklerini” iddia edenler oldu.

Teğmenler “Atatürk’ün askerleriyiz” dedikleri için, Ordu’dan atılmalarını isteyenler de vardı.

Ne ilgisi var, bu bir disiplinsizlik olayıdır ve Ordu’da disiplinsizliğe göz yumulamaz” diyenler ise çoğunluktaydı, onların dediği gibi de oldu.

Köşeli masa kuruldu.

Yüksek Disiplin Kurulu toplandı; 5 teğmen ve 3 komutanın savunmalarını aldılar…

10 gün içerisinde de kararlarını açıklayacaklar…

Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinden bir tuğgeneral, Teğmen İzzet Talip Akarsu’ya, “Deizm hakkında ne düşünüyorsunuz? Bayan Harbiyeliler nasıl ibadet ediyorlar?” sorularını sordu…

Anayasa’nın “laiklik ilkesi”ne açıkça aykırı olan yukarıdaki soruyu soran tuğgeneral ordunun itibarını sarsmadı!

Birkaç ay önce resmi üniformasının üzerine cübbe geçirip, tarikat toplantısına katılan bir diğer tuğamiral da ordunun itibarını sarsmamıştı!

TSK’nın her kademesine sızarak CIA adına darbe girişiminde bulunan FETÖ üyesi subayların varlığı TSK’nın itibarını sarsmış mıydı?

Ama “Atatürk’ün askerleriyiz” vurgusunu öne çıkartarak yemin eden teğmenler, TSK’nın itibarını sarstılar!

Öyle mi?

O zaman TSK’nın yerlerde sürünen itibarını kurtarmak için ihraç edin bu 5 teğmeni ve komutanlarını!..

Bir başka “itibar kurtarma” operasyonu ise Sosyal Medya’da yaşandı.

Eşeğin biri, dönem birincisi Teğmen Ebru Eroğlu’na yönelik olarak; “İnsan bunu s… bile, o kadar çirkin bir Kemalist kaşar ama Kemalist olduğu için tecavüz edebilirim buna” şeklinde küfürleri sıralaması üzerine, Teğmen Ebru haklı olarak Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulundu.

Sayın Savcılık, bu ifadeleri “ifade özgürlüğü kapsamında” gördü ve Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verdi.

İyi ki de böyle iyi yetişmiş, ifade özgürlüğünü savunan (!) savcılarımız var.

Sayın Savcı, bu kararı ile Yargı’nın “tarafsız ve bağımsız” olduğunu da kanıtlayarak, soruşturmayı tamamladı ve “Adaletin itibarı”nı kurtardı!..

Bu kaldırım seviyesindeki iğrenç sözleri sarf eden o büyük eşek, kin ve nefretinin sadece Kara Harp Okulu ile Isparta Eğirdir Dağ Komando Okulunu derece ile bitiren Teğmen Ebru’ya değil, Kemalizm’e ve bütün Kemalistlere olduğunu saklamadı…

Cahilin cesaretini görüyor musunuz?!..

O zaman biz de bu ortalığa haince servis edilen aşağılık düşünceye karşı, düşüncemizi ifade edelim:

Sen ey sadece cinsel organı ile kendini ifade edebilen zavallı adam!

Bizim gözümüzle Atatürk’ün önce sıra, sonra silâh arkadaşı olan Teğmen Ebru:

İstanbul mitinglerinde halkı coşturan, bağımsızlık çağrısı ise kitleleri etkileyen Halide Edip Adıvar’dır.

İnebolu Cephesi’ne cephane taşırken donarak şehit olan Şerife Bacı‘dır.

93 Harbi’nin kahramanı, Milli Mücadele’nin moral kaynağı Nene Hatun‘dur.

Kendi oluşturduğu müfrezesi ile çeşitli cephelerde erkeklerle omuz omuza çatışmalara katılıp, pek çok başarıya imza atan Kara Fatma‘dır.

Fransız ve Ermeni birliklerine karşı mücadele ederken şehit düşen ve Anadolu kadınlarının cesaretini simgeleyen Tayyar Rahime‘dir.

Erkek kılığına girerek savaşa katılan ve Milli Mücadele’nin çeşitli cephelerinde düşmana karşı savaşan Halime Çavuş‘tur.

Ege Bölgesi’nde Yunan işgaline karşı direniş gösteren Kuvayi Milliye hareketinin aktif üyesi iken çatışmalarda şehit düşen Gördesli Makbule‘dir.

Cepheye cephane ve erzak taşımada öncü kadınlardan biri olan Ayşe Hanım Teyze‘dir.

Hem yaralı askerlere yardım edip, hem de silahlı çatışmalara katılarak düşmana karşı savaşan Hemşire Binbaşı Ayşe’dir.

Silahlı birliğini yöneterek düşmana karşı direniş gösteren, cesareti ve liderliğiyle adını tarihe yazdıran Müfreze Lideri Satı Kadın‘dır…

Bacakların arasında fazlalık olarak taşıdığın ve bir şey sandığın cinsel organın bu kahraman kadınların hiçbirinde yoktur!

2000 doğumlu Teğmen Ebru Eroğlu da bu listeye adını yazdıran, eli öpülesi saygıdeğer bir kahramanımızdır.

Ve bu kahramanlar ile biz Kemalistlerin Başkomutanı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘tür.

Kemalizm” demek, Atatürkçülük demektir.

Kemalistler Atatürkçülerdir.

Atatürkçülük, Tam Bağımsızlık demek; emperyalizme ve her türlü zulme karşı duruş sergilemektir.

Faşizme karşı diklenmektir…

Sen ey Kemalistlere dil uzatan; salya/sümük saldıran, tecavüz etmeyi bile aklından geçiren zekâ fukarası aşağılık adam!

Tek sermayen olan o organını bir daha ağzına alma sakın!..

Mustafa Kemal’in askerlerine düşmanlık ederek, düşmana askerlik yapmaya da bir son ver!..

Bu devletin kurucusuna, bu vatanın kurtarıcısına karşı, böylesine kin ve nefret duyguları ile dolu bir nesil, ne ara nasıl yetiştirildi, anlamak mümkün değildir.

Kutuplaştırma siyaseti”nden başka hiçbir konuda başarılı olamayan AKP, şimdi de kendi kutbuna Kürtleri eklemeye çalışıyor!

Korkarım ki, Kürtler –basiretsiz temsilcilerinin yapacağı fahiş hatalar ile– yine bu oyunun bir parçası olacaklar ve 86 milyon Türk halkına ağır bir fatura daha ödeteceklerdir…

Kürt siyasetçiler, “özerklik, federasyon, konfederasyon” havucu ile “ikna edilince” yakın gelecekte yaşayacaklarımızı görür gibiyim:

Seçimler normal zamanında yapılırsa, 14 Mayıs 2028’de sandık önümüze gelecektir.

Zamanında yapılacak olan seçimlerde, Erdoğan bir kez daha aday olamıyor.

Ekonomiyi batıran bu siyasi iktidar, “tulumbanın suyu bittiği” için o tarihe kadar tabanını elinin altında tutamaz ki.

Bu nedenle dağılma süreci başlamadan seçimleri öne alıp, bir kez daha iktidar olmak AKP ve yandaşları için hayati önemdedir.

Cumhurbaşkanının Meclis’i feshederek seçimleri öne alması mümkündür, fakat bu durumda Erdoğan’ın aday olmasına Anayasa engeli var.

Bu defa YSK ile Anayasa ve yasaları aşmak o kadar kolay olmayacak.

Geriye tek seçenek kalıyor, o da: Meclis’in seçimleri öne almasıdır ki, bir tek bu durumda Erdoğan yeniden aday olabiliyor ve kankası İbrahim Tatlıses’in arzusu yerine gelebiliyor.

Bunun için de Meclis’te 360 milletvekilinin kabul oyu kullanması şart.

AKP’nin 267, ortağı MHP’nin 47 milletvekili var; 360’ı bulmak için 46 millevekilinin daha desteğine ihtiyaç duyulacak.

DEM Parti, 57 milletvekili ile aranan desteği verebilir ve plân tıkır tıkır yürüyebilir…

Bunun için Apo İmralı’dan çıkartılabilir ve ona, hiç aklına gelmeyen “umut hakkı”nın mevzuata sokulması vaadi ile yeni bir başlangıç yaptırılabilir…

Bahçeli’ye göre Apo’nun TBMM’ne gelip, DEM Parti Grubu’nda “örgütü lağvettiğini açıklaması” yeterli olacaktır!

Böylece Cumhur İttifakı 40 yıldır başımıza belâ olan ve 50 bine yakın insanımızın canı ile trilyonlarca liramıza mal olan terör belasını sona erdiren iktidar olarak tarihe adını yazdırabilir!

Her şeye rağmen, sadece bu “başarı”nın karşılığı olarak, AKP’nin bir dönem daha iktidara getirilmesi masaya sürülebilir/sürülecektir!..

Bütün hesaplar bu olasılık üzerine yapılmaktadır…

Kemalizm’e ve Kemalistlere salya-sümük küfrederek bir şey yaptığını sanan eşeklerin, desteği zaten çantada kekliktir.

Kutuplaştırma siyaseti ile “konsolide” edilmiş yığınlara ise, “güneşli güzel günler” ile Cennet vaadi yeterlidir…

Geri kalanlara ise “sabır” düşüyor; şükretmeyenler “vatan haini” damgasını yiyebilir…

Suriye’nin kuzeyinde kurulacak olan “Suriye Bölgesel Kürt Yönetimi”ni tanımak koşulu ile ABD’nin desteğini de almak olanak dahilindedir…

Eeeee!..

Ne kalıyor geriye?

Kredi….

AKP’nin satacağı bir şey kalmasa da uluslararası alanda verilebilecek daha bir sürü ödünlerimiz var.

Her ödünü, yüksek faizli sıcak paraya tahvil etmek de olanak dahilindedir…

Londra’daki tefeciler böyle günler için bekliyorlar…

Sıcak para gelince, emekçiye ve emekliye bir ufak destek çıkılır, olur biter.

Ondan sonra; “işler ayna çal çal oyna”…

PKK’nın son TUSAŞ saldırısını hesaba katmazsak, yurt içindeki terör olaylarının sıfırlandığını söyleyebiliriz.

İçişleri Bakanlığının son açıklamalarından anlaşıldığına göre, dağlarımızdaki teröristlerin sayısı 100’ün altına düşmüştür.

PKK militanlarının ağırlıklı kısmı Suriye’deki PYD/YPG’ye enterge olup, ABD’nin “kara gücü” olarak “askerlik hizmetleri”ni vermeye başladılar.

Kandil’de kalanlar ise semboliktir.

Avrupa’da bulunanlar da oralarda yerleşiktir…

Kongre’den PYD/YPG’ye bütçe ayıran ABD’ye göre PKK’nın raf ömrü de bitmiştir.

PKK’nın tasfiye edilmesini bile, kendi siyasi çıkarlarına göre düzenleyecekler.

Bu arada AKP’ye de bir “başarı hikayesi” bırakacakları anlaşılıyor…

Gelişmeler plânladıkları gibi yaşanırsa, “terörü bitiren AKP”ye, Trump’la uyumlu olacak şekilde bir dönem daha Türkiye’yi yönetmek “görev” olarak düşebilir…

Gelelim en can alıcı soruya ve bitirelim:

Bütün bu olanlar/olacaklar karşısında işi, her geçen gün giderek zorlaşan muhalefet ne yapacaktır?

Ben bilmiyorum vallahi!..

Onlara sorun…

Av. Cemil Can

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir