KONUK YAZARLAR

“ÇÖKEN BİR SİSTEMDİR”!..

Sokaktaki, vatandaşların kelime dağarcıklarında mevcut sözcüklerle her gün dile getirdiği “sistem sorunu”nu, sanayici ve iş insanları vurucu sözcüklerle dile getirince kızılca kıyamet koptu.

Türkiye Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) (1) genel kurulunda açılış konuşmaları Yüksek İstişare Başkanı Ömer Aras ile Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan tarafından yapıldı.

Turan konuşmasında:

Enflasyonla mücadelenin maliyetine katlanmak zorlaşıyor” dedikten sonra, “para politikasını, maliye politikasıyla ve reformlarla destekleyelim” vurgusunu yaptı.

Anlaşılıyor ki, Hükümetin para politikasından hiçbir şikayetleri yok!

Turan, konuşmasının devamında; “hukuki güven” ve “hukukun üstünlüğü” tesis edilmeden ne iç ne de dış politikada sorunlar çözülemez dedi…

Bu sözler AKP’lileri fena halde kızdırdı…

Aras ise, muhalefet lideri gibi konuştu:

Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıyor, yerlerine kayyum atanıyor”; “Gazeteciler, siyasi parti liderleri hapse atılıyor”; “Yeni mezun teğmenler ordudan ihraç ediliyor” vurgularını yaptıktan sonra, “Bu olaylar güven sarsıyor, ÇÖKEN BİR SİSTEMDİR” diyerek verilmesi gereken asıl mesajı verdi…(2)

Şimdi sözlerini nasıl toparlayıp, düzelteceklerini tartışıyorlar!..

***

Başta Adalet Bakanı Yılmaz Tunç olmak üzere; AKP’nin ağır topları ve yandaşlar karşı saldırıya geçerek sanayici ve iş insanlarına ağızlarına geleni saydırdılar.(3)

Bakan Tunç:

Her zamanki gibi; “Hiçbir kurum, kuruluş veya çıkar grubu, milli idarenin üzerinde değildir, demokratik sistemimizin temel taşlarından biri, kuvvetler ayrılığı ve yargının bağımsızlığıdır şeklindeki basma kalıp cümlelerini tekrar ettikten sonra, TÜSİAD adına yapılan açıklamaları; “yargıyı etkilemeye yönelik girişim” ve “yargı ve siyaseti yönlendirme çabaları” olarak değerlendirdi ve “Türkiye eski Türkiye değildir” dedi… (3)

***

Adalet Bakanı’nın:

Ayrıcalıklı kesimlerin yön verdiği Türkiye’nin artık geride kaldığını anlamayanlar şunu bilmelidir ki; kiç kimse veya hiçbir kuruluş, kendisini milletin iradesinin ve hukukun üstünde göremez. Hukuk düzenine yönelik her türlü müdahale girişimine karşı, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hukuk çerçevesinde en güçlü şekilde karşılık vereceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın” sözleri üzerine, alesta bekleyen İstanbul Başsavcılığı harekete geçti.

Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs” (4) “Gerçeğe Aykırı Bilgiyi Alenen Yayma”(5) suçlamalarıyla derhal soruşturma başlattı…(6)

***

Muhalefet saflarında bulunanların siyasi iktidarı eleştirmeleri üzerine; gözaltına alınmaları, haklarında davalar açılması ve hatta tutuklanmalarını fazla garipsemiyorduk da; sanayici ve iş insanları hakkında bu tür uygulamalara başlanacağını doğrusu hiç beklemiyorduk!

TÜSİAD’ın açıklamalarının satır aralarını okuyabilenler, sermaye kesiminin paniğe kapılmasını başka nedenlerle açıklıyorlar:

Türk Medeni Kanunu‘nda sınırlı şekilde (hasta ve kısıtlılar için) uygulanagelen “kayyım” (kayyum) kurumu, (7) 85 milyonu yönetmekte zorlanan iktidar tarafından sanayici ve iş insanlarına ve onların şirketlerine kadar genişletilerek (8) toplumun her kesimi için baskı unsuru olarak kullanılmaya başlandı…

Bu şekliyleKayyumuygulamasına, ilk olarak 674 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 1 Eylül 2016’dan itibaren başlandı.(8)

Daha sonra, 7145 Sayılı Yasaya (7539 Sayılı Yasanın 7. maddesi ile) eklenen Geçici 2. Madde (9) ile Türk Ceza Kanununun; 282, 314, 315 maddeleri (10) ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun 4. maddesinde düzenlenen suçların (11) işlendiği hususundakuvvetli şüphesebeplerinin varlığı halinde; şirketler ve mal varlığı değerlerine 5 yıl süreyle TMSF kayyum olarak atanabilecektir hükmü konuldu…

Dananın kuyruğu da bu hükümle koptu!..

***

Bu kadarla kalsaydı öpüp alınlarına koyabilirlerdi:

30 Ocak 2025 günü Devlet Denetleme Kanunu’nda yapılan değişiklik ile Devlet Denetleme Kuruluna; tüm kamu kurum ve kuruluşlarının yanında; meslek kuruluşlarına, derneklere, vakıflara, kooperatiflere, birliklere; bu kurumların her türlü ortaklık ve iştiraklerine; her türlü idari soruşturma, inceleme, araştırma ve denetleme yetkisi verildi…

Kurul, bu yetkisiyle; bundan böyle görev başında kalması sakıncalı görülenleri “görevden uzaklaştırma” tedbirini yetkili makamlara önerilebilecek; memur ve diğer kamu görevlilerine bu tedbirleri uygulayabilecektir.(12)

Bu düzenlemeyi “kayyum” kurumu ile birlikte düşündüğümüzde; TÜSİAD’ın “hukuki güven” ve “hukukun üstünlüğü” ilkelerinin kağıt üzerinde kaldığına yönelik yakınmasına hak vermemek mümkün değildir…

Bir an için düşünüyor insan; sermaye sınıfı (kapitalistler) emekçilerin haklarını mı savunmaya başladılar?

***

Şimdi şu hatırlatmayı yapma zamanıdır:

Bildiğiniz gibi 2006 yılında piyasaya sürülen 200 TL‘lik banknot 131 ABD Dolarına karşılık geliyordu; bugün 5,5 dolara geriledi, peki aradaki 125,5 dolar fark ne oldu?

22 yılda toplanan trilyonlarca lirayı bulan vergiler nerelere harcandılar acaba?

Cumhuriyet tarihi boyunca dişimizden tırnağımızdan artırarak AKP iktidarına kadar getirmeyi başardığımız, özelleştirme ile buharlaşan varlıklarımız nerededirler?

30 Eylül 2024 tarihi itibari ile 525.8 milyar dolar olarak gerçekleşen dış borçlarımızı hesaba katmıyorum bile.

Tüm bu uygulamalardan ceplerini dolduran sermaye sınıfı oldu…

***

Son derece açıktır ki, 22 yıl içerisinde siyasi iktidarlar ile birlikte -fazla bağırtmadan- vatandaşın tüylerini tek tek yoldular!

Kuvvetli şüphe” vs. dahi bulunmadan, çeşitli “ekonomik-mali oyunlar”la 85 milyonun mal varlığına zaten el koyulmuştur.

Şimdi sıra sermaye sınıfına geldi…

Gerçi kopartılan gürültü, tüyleri yolunan kazlarınkine pek benzemiyor ama işe yarayacak gibi de durmuyor!..

AKP bu uygulamalarından geri adım atabilir mi?..

Bence atamaz, atarsa bir daha toparlanamaz!..

Bekleyip göreceğiz…

***

Şimdi 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi’ne “tiyatro” deyip, “Titanik kemancıları rolünü oynayarak” halkın Devletinin yanında olmasını engelleyen akla da bir soru sorma zamanı geldi:

Eğer o günlerde FETÖ’ye kol-kanat geren açıklamalar yapma yerine, Atatürkçü düşünceyi benimseyen geniş yığınlara FETÖ ile mücadele eden güvenlik kuvvetleri yanında yer almayı önerseydiniz ve FETÖ’den boşalan kadrolara Cumhuriyet İlkelerine bağlı yurtseverlerin gelmesi için mücadele etseydiniz, bugünleri yaşar mıydık?

AKP karşıdevrimini böyle kolay sayenizde başardı!

Yoksa, Adalet Bakanı “Türkiye eski Türkiye değildir” diyebilir miydi?..

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR

(1) Türk iş dünyasının önde gelen isimleri (Vehbi Koç, Sakıp Sabancı, Nejat Eczacıbaşı gibi) tarafından 1971 yılında kurulan TÜSİAD, Türkiye’nin önde gelen girişimcilerinin ve iş dünyası yöneticilerinin oluşturduğu gönüllü bir iş dünyası kuruluşudur. https://www.tusiad.org/tr/

(2) https://www.tusiad.org/tr/basin-bultenleri/item/11755-tusi-ad-yonetim-kurulu-baskani-orhan-İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında soruşturma başlatılan TÜSİAD YİK Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras kimdir? turan-tusi-ad-genel-kurul-toplantisinda-bir-acilis-konusmasi-yapti

(3) https://www.adalet.gov.tr/bakan-tunc-yargiyi-ve-siyaseti-yonlendirme-cabalari-demokrasinin-ruhuna-ve-hukukun-ustunlugu-ilkes

(4) Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs

Madde 288- Görülmekte olan bir davada veya yapılmakta olan bir soruşturmada, hukuka aykırı bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, elli günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır.

https://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2014-111-1360

Kamuoyunu bilgilendirme amacıyla yapılan yorumlar suç kapsamında değerlendirilmez.

https://hukuk.deu.edu.tr/dosyalar/dergiler/dergimiz-15-ozel/3-kamu/12-dilarayuzer.pdf

(5)Gerçeğe Aykırı Bilgiyi Alenan Yayma”

Kanunlara uymamaya tahrik Madde 217– (1) Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik eden kişi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma Madde 217/A– (Ek:13/10/2022-7418/29 md.) (1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. (2) Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5237.pdf

Suçun konusunu oluşturan “gerçeğe aykırı bilgi” kavramının göreceli olduğunu ve kişiden kişiye değişebileceğini ifade etmemiz gerekir… Maddi gerçeğin araştırılması ilkesinden hareketle adli makamların sadece kamu idaresince yapılan açıklamalara itibar edip yayılan bilgi hakkında bir kanaate sahip olması ve bu beyanla hüküm kurması hukuka aykırı olacaktır… Bilginin gerçeğe aykırılığı ile ilgili değerlendirmeyi kamu idaresine ve özelde siyasi iktidara bırakmak ifade hürriyetinin sınırlandırılması sonucu nu doğuracaktır… Herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın bilginin yanlış olduğu ortaya konulabiliyorsa bilginin kamu barışını bozucu niteliğinin olduğu söylenemez. Kamu barışını bozmaya elverişlilik ifadesinin net bir tanım taşımaması, soyut bir tehlikeye mi, rahatsız etme olasılı ğına mı, kamu barışına yönelik fiili ve yoğun bir zarar doğurması gereken somut bir riske mi işaret ettiğinin belirsiz olması eleştirilen bir husustur. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2822343

(6)https://www.dunya.com/gundem/istanbul-cumhuriyet-bassavciliginin-hakkinda-sorusturma-baslattigi-tusiad-yik-baskani-mehmet-omer-arif-aras-kimdir-haberi-764586

(7) Türk Medeni Kanunu
KAYYIMLIK VE YASAL DANIŞMANLIK

A. Kayyımlığı gerektiren hâller

I. Temsil Madde 426- Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hâllerde ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar: 1. Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, 2. Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, 3. Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa.

II. Yönetim 1. Kanun gereği

Madde 427Vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hâllerde bir yönetim kayyımı atar: 1. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse, 2. Vesayet altına alınması için yeterli bir sebep bulunmamakla beraber, bir kişi malvarlığını kendi başına yönetmek veya bunun için temsilci atamak gücünden yoksunsa, 3. Bir terekede mirasçılık hakları henüz belli değilse veya ceninin menfaatleri gerekli kılarsa, 4. Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, 5. Bir hayır işi veya genel yarar amacı güden başka bir iş için halktan toplanan para ve sair yardımı yönetme veya harcama yolu sağlanamamışsa.

2. İstek üzerine

Madde 428İsteğe bağlı kısıtlama sebeplerinden biri varsa, ergin bir kişiye kendi üzerine bir kayyım atanabilir.

(8) OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA BAZI DÜZENLEMELER YAPILMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME (KHK/674)

MADDE 13- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasına elkoymayaibaresinden sonra gelmek üzere “ve onuncu fıkra uyarınca kayyım atanmasına” ibaresi ile maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

(10) Bu madde uyarınca elkonulan taşınmaz, hak ve alacakların idaresi gerektiğinde bu malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla kayyım atanabilir. Bu durumda 133 üncü madde hükümleri kıyasen uygulanır” şeklinde değiştirilmiştir.

Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye

MADDE 19– (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.

(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.

(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/09/20160901M2-2.htm

(9) https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/02/20250204.pdf

(10) Türk Ceza Kanunu

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama Madde 282– (1) (Değişik: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tâbi tutan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Bu suçun, kamu görevlisi tarafından veya belli bir meslek sahibi kişi tarafından bu mesleğin icrası sırasında işlenmesi halinde, verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır. (4) Bu suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. (5) Bu suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (6) Bu suç nedeniyle kovuşturma başlamadan önce suç konusu malvarlığı değerlerinin ele geçirilmesini sağlayan veya bulunduğu yeri yetkili makamlara haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişi hakkında bu maddede tanımlanan suç nedeniyle cezaya hükmolunmaz.

Silâhlı örgüt Madde 314– (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. (3) (Ek:2/3/2024-7499/11 md.)107 Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.108 (4) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.

Silâh sağlama Madde 315(1) Yukarıdaki maddede tanımlanan örgütlerin faaliyetlerinde kullanılmak maksadıyla bunların amaçlarını bilerek, bu örgütlere üretmek, satın almak veya ülkeye sokmak suretiyle silah temin eden, nakleden veya depolayan kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5237.pdf

(11) Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun

Madde 4- (1) 3 üncü madde kapsamında suç olarak düzenlenen fiillerin gerçekleştirilmesinde tümüyle veya kısmen kullanılması amacıyla veya kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütlerine fon sağlayan veya toplayan kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2)(Ek:27/12/2020-7262/36 md.) Birinci fıkrada sayılan fiillerin, örgütü kuran veya yöneten ya da örgüt üyesi tarafından gerçekleştirilmesi hâlinde bu kişiler hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları uyarınca verilecek ceza üçte birine kadar artırılır.

(3) Birinci fıkra hükmüne göre ceza verilebilmesi için fonun bir suçun işlenmesinde kullanılmış olması şartı aranmaz.

(4) Bu madde kapsamına giren suçların kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

(6) Suçun, yabancı bir devlet veya uluslararası bir kuruluş aleyhine işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma yapılması Adalet Bakanının talebine bağlıdır.

(7) 3713 sayılı Kanunun soruşturmaya, kovuşturmaya ve infaza ilişkin hükümleri, bu suç bakımından da uygulanır.

(8) (Ek: 14/4/2016-6704/29 md.) Bu suç bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;

a) 133 üncü maddesinde yer alan şirket yönetimi için kayyım tayini,

b) 135 inci maddesinde yer alan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması,

c) 139 uncu maddesinde yer alan gizli soruşturmacı görevlendirilmesi,

ç) 140 ıncı maddesinde yer alan teknik araçlarla izleme,

tedbirlerine ilişkin hükümler uygulanabilir. (Ek cümle:27/11/2020-7262/36 md.) Ayrıca, 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Kanunda yer alan hükümlere göre kontrollü teslimat tedbirine karar verilebilir.

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6415&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5

(12) https://www.bbc.com/turkce/articles/czxk4pk76yko

 

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir