KONUK YAZARLAR

“ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMESİN ŞEKER DE YİYEBİLSİNLER”!..

“Sokak hayvanlarına kıymayın, onları sahiplenelim, belediyeler de imkanlarını zorlayıp barınaklar yapsınlar; bu dünyadaki nimetler hayvanlara da insanlara da yeter, yeter ki nimetleri adil olarak paylaşalım” diye iktidara yalvarırken, bir de ne görelim:

Özel hastanelerde üç-beş kuruş fazla kazanmak için bebekler öldürülüyor…

Hem de göz göre göre; hem de bilerek-isteyerek…

Tasarlayarak öldürüldü bebekler…

Öve öve bitiremedikleri özelleştirmelerin karnesi budur işte…

***

Bu vahşet karşısında:

İsrail savaş uçaklarının dün Beyt Lahiya’yı bombalaması sonucu çoğu çocuk 73 kişiyi öldürmesi gündem bile olamadı.

N’aber?!

Orada ölenler de çocuktu ama…

***

Yenidoğan Çetesi“nin sağlık hizmeti verme görüntüsü altında bebekleri öldürmesi, ülke genelinde 7 şiddetinde deprem etkisi yaptı.

Hazırlanan İddianame, teknik ve hukuki terimlerle doludur, okunması zordur ve günleri alır…

Bu nedenle özetleyelim:

İstanbul’da aralarında doktor ve hemşirelerin bulunduğu çete üyeleri; dindar olduklarına şüphe duyulmayan ve çok özel mülakatlarla ve de özenle seçilip işe alınan 112 Acil Çağrı Merkezi’nde görevli kişilerle (çete kurarak) ortak hareket ederek, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin “yeni doğan üniteleri“ne sevkle bu aşağılık işlemi başlattılar…

Bebeklerin sevk edildiği hastaneler arasında, eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun sahibi olduğu “Özel Avcılar Hospital Hastanesi” de var.

“Medilife Beylikdüzü Hastanesi”nin soruşturma adının geçmesi ve bu hastanenin Başhekimi olan Ahmet Atilla Yılmaz’ın İBB CHP’li Meclis Üyeliğinden istifa etmesi manidardır.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli‘nin eski Koruma Müdürü Murat Mantuş’un da çete mensubu olarak yargılanacak olması tesadüfle açıklanamaz.

Soruşturmayı yürüten savcının çete mensuplarınca tehdit edilmiş olması ise; çete-iktidar ilişkileri bakımından dikkat çekicidir…

***

En ufak bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıktı ki:

Çetenin amacı, bebeklerin tedavi edilmesini sağlamak değil, para kazanmaktı.

İnsaf ve vicdan yoksunu bu zavallı yaratıklar; amaçlarını gerçekleştirmek için sağlıklı bebekleri de enfeksiyona açık, sağlıksız ortamlara günlerce hapsettiler.

Bu şekilde normalden daha uzun süre ve gereksiz yere bu ortamlarda kalan bebeklerin ölüme terkedilmelerine bilinçli olarak göz yumdular…

“Bilinçli” olarak ölüme sebebiyet verdikleri nereden mi bellidir?

Kendi aralarındaki konuşmalardan elbette:

***

Bir kısmını dinleyelim:

Telefonun ucunda Asistan Doktor Hasan Basri Gök, Hemşire Mehtap Sayar’a talimat veriyor:

Mehtap, o çocuğu öldür!..

Mehtap yanıt veriyor:

Öldüreceğim de öldürsem bir dert, biliyorsun yani…

Telefonun ucunda yine Hasan Basri Gök var, bu tarafta ise Hakan Doğukan Taşer.

Hasan Basri konuşuyor:

-Bize ne, bırak bebek ölsün ki rahat şikayet edelim.

Hakan Doğukan:

-Kanka yazık ya, çocuk gözümün önünde öldü…

Ne “tdb” takmışlar ne “inotrop” başlamışlar, ne “kavid” yapmışlar ne “curosorf” yapmışar…

Başka söze gerek var mı?

Neredeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeen nereye!..

***

İddianamede 47 şüpheli var.

Şüphelilerden; Fırat Sarı ve İlker Gönen’in10’ar kez; “kasten öldürmenin ihmali davranışlarla işlenmesi“, “nitelikli dolandırıcılık“, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma“, ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarından 582 yıl 9 aya kadar hapsi isteniyor…

Uzmanlar, iddianameye yansıyanların buz dağının yüzeyde kalan kısmı olduğu konusunda hemfikirler.

Biraz kurcalanırsa kim bilir daha ne utanmazlıklar ortalığa saçılacak…

***

Sağduyu sahibi insanlar, şimdi gerçek sorumluları arıyorlar.

Bana sorarsanız gerçek sorumlular bellidir:

Tek adam sistemi“ni bu halka dayatan “iki kişiden” biri, bütün bu yaşanmışlıkların birinci derecedeki sorumlusudur.

Cumhuriyet’in niteliklerini yozlaştıran ve temel değerlerin içini boşaltan siyasi iktidarlar ise ikinci derecede sorumludurlar.

22 yıldır bütün bu olumsuz gidişi görmelerine rağmen inadına iktidarı destekleyen ve bu rezil düzenin devamı için olur verenler hiçbir şekilde sorumluluktan kurtulamazlar.

Onları da üçüncü sıraya yazıyorum.

Bu iktidar döneminde yaşanan kötülükler “mahkum numarası” gibi onların da sırtlarına kazınmıştır…

Bir görüşe göre “azmettirici“, bir başka görüşe göre “suç ortakları“dırlar…

Kurumları ve kuralları olan hukukun üstünlüğe saygılı bir ülkede asla bunlar yaşanmaz!..

***

Aile ve Sosyal Hizmet Bakanlığı’nın verilerine göre:

Ailesinin yanında bakımı sağlanamayan çocuklar için Bakanlıkça ödenen sosyal ve ekonomik destekten (SED) yararlanan çocuk sayısı 2024’ün Ağustos ayı itibariyle 168 bin 927′ye çıkmış…”

Bebekler yenidoğan ünitelerinde enfeksiyon ve diğer hastalıklardan, çocuklar ise evlerinde açlıktan ölüme terk edilmişlerdir…

Ve biz:

Utanılacak bu durumu, övünülecek bir icraat gibi anlatan bir iktidarı başımızda tutuyoruz…

Gazze’den beter durumdayız…

Av. Cemil Can

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir