KONUK YAZARLAR

“BİZ YÖNETECEĞİZ”!..

Lepiska saçlı o pis adam geçti kameraların karşısına; “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” dedi!

Kulaklarıma inanamadım!

O sırada SZC TV’yi izliyordum, Trump’ın saçmalamalarını canlı olarak veriyordu.

Ne söylediğini ODTÜ mezunu ünlü sunucu Özlem Gürses başlıklar halinde tercüme ediyordu.

“Yok daha neler, demek ki Özlem Hanım İngilizceyi o kadar da iyi bilmiyor” diye düşünerek, başka kanallara geçtim.

Hepsinde haber aynı şekilde veriliyordu, Trump dünyanın gözünün içerisine bakarak: “Güvenli, doğru ve adil bir geçiş sağlanana kadar ülkeyi biz yöneteceğiz” diyordu…

Trump’ın konuşmasının tamamını görmek istedim.

Olur ya, metnin tamamından cımbızlanarak alınan bir cümle, bağlamından kopartılarak anlatılır ve bu şekilde anlaşılabilir.

“Koskoca Amerika”nın Başkanı, uluslararası hukuku ayaklar altına alacak şekilde, böyle bir pot kırar mı?..

☆☆☆

O halde, doğruca yine onların “Yapay Zekâ”sına müracaat edip, sormaya karar verdim.

Yapay Zekâ, o kadar da geri zekâlı çıkmadı!

Özetleyerek dedi ki: Beyaz Saray’dan resmi metin henüz yayınlanmadı, beklemedeyiz. Yayınlanır yayınlanmaz seninle paylaşacağım… (1)

Neden böyle yaptı anlayamadım!..

☆☆☆

Sabahı beklemeye başladım, uyku tutmadı.

Erken saatlerde beklediğim açıklama geldi:

Güvenli, uygun ve sağduyulu bir geçiş sağlanana kadar ülkeyi biz yöneteceğiz.”

Adalet önüne çıkarılmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne getiriliyorlar.”

Yetki devri yapılmadan önce istikrarın sağlanmasını Amerika Birleşik Devletleri temin edecektir.”

Petrolün olması gerektiği şekilde akmasını sağlayacağız.”

Sahada asker bulundurmaktan çekinmiyoruz.”

Zorlansa da “Yapay Zekâ”, bu başlıklarının tümünü kabul etmek zorunda kaldı.

Şu notu koymayı da ihmal etmedi:

Bunlar medyaya yansıyanlardır; Beyaz Saray henüz resmi açıklamasını yayınlamamıştır…

(Gerçekten de zeki: Sanki resmi açıklamada bazı düzeltmeler yapılacakmış gibi tedbirli davranıyor…)

Sonuç: Yapay zekâ bile yapılanlardan utanıyor, ama bizim ABD hayranları, işbirlikçi olmak için haber bekleyenler utanmıyorlar… 

☆☆☆

Bu hafta ABD maşası “İslâmcı” terör örgütü IŞİD’in ideolojisi üzerinde yazacaktım.

Gelecek haftalara kaldı.

Mecburen bu haftaki konumuz: Venezuela…

Venezuela ile ilgili 28 Ocak 2019 tarihinde kaleme aldığım bir değerlendirmeyi (2) mutlaka okumanızı rica ediyorum…

Evet, 2 numaralı dipnota “tık”larsanız karşınıza gelecektir…

☆☆☆

Bir ülkenin böyle edepsizce işgali, seçilmiş başkanının derdest edilmesi ve “yargılanmak” üzere ABD’ye götürülmesi; hukuk tanımazlıktır, eşkıyalıktır ve devlet zorbalığıdır.

Bu olay nedeniyle yeni-sömürgeciliğin (emperyalizm yeni hali) (3) nasıl bir şey olduğunu bu son ABD “gözü dönmüş”lüğü (4) üzerinden anlatmaya çalışacağım:

Trump, Venezuela’yı “biz yöneteceğiz” dedi. (5)

USA Başkanı, “Petrol akışını olması gerektiği şekilde sağlayacağız” da dedikten sonra, “Venezuela’nın petrol altyapısının yeniden değerlendirileceğini, ABD’deki şirketlerin büyük yatırım yapacağını” da ekledi.

“Dolgu malzemesi” değerinde olan ve ABD’nin ne kadar güçlü ve  “her şeye kadir” olduğunu gösteren diğer sözlerini tekrar etmeye gerek yoktur.

Reklâma girer!

Mesele gayet açık ve nettir:

Av köpeğinin hedefinde, dünyanın en büyük (yüzde 18) rezervlerine sahip Venezuela’nın petrolleri (6) vardır.

Nadir toprak elementleri (7) de salyaları akıtmaktadır…

☆☆☆

Amerika’nın dış politikası 2 asırdır aynıdır.

Dün akşam ABD Genelkurmay Başkanı, operasyonun üzerinde uzun süre çalıştıklarını itiraf etti.

Demek ki, bu saldırgan politika Trump’a özgü değildir…

ABD, imzalamış olduğu Birleşmiş Milletler Anlaşmasının; “Hiçbir devletin iç egemenlik alanına dışarıdan karışılamaz” (8) kuralını açıkça ihlâl ediyor ve tanımıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) uygulamasına göre, müdahale sayılan ve yasaklanan eylemler; rejim değiştirme operasyonları, seçimlere doğrudan etki, muhalif grupları silahlandırmak, devlet başkanını zorla görevden almak ve ülkeyi “geçici olarak yönetmek” olarak kabul edilmiştir.

(Eğer BM Güvenlik Konseyi: Uluslararası barışa tehdit tespit eder, açık bir karar alırsa, ancak o zaman sınırlı müdahaleye izin verilebilir. Yetki yoksa müdahale yoktur. Nokta…)

Dolayısı bu olayı, yeni bir dönemin (kuralsızlık ve zorbalık) başlangıcı olarak kabul etmek gerekecektir…

BM hukukuna göre; hiçbir devlet, başka bir devleti “ben senin yerine yöneteceğim” diyerek yönetemez; bu, açık bir egemenlik ihlalidir

☆☆☆

Venezuela, ABD için hem ekonomik hem de jeopolitik açıdan önemli bir ülkedir.

Özellikle dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olması, ABD’nin enerji güvenliği ve küresel enerji piyasasındaki rolü açısından Venezuela’yı stratejik bir konuma yerleştiriyor ve iştah kabartıyor…

Ayrıca, Latin Amerika’daki siyasi dengeler ve göç hareketleri de ABD’nin bölgedeki çıkarlarını etkimektedir.

Bu nedenle, Venezuela’daki gelişmeler ABD tarafından yakından takip ediliyor…

Uluslararası kurallar (Devletler Hukuku) umurlarında değildir…

☆☆☆

“Yemişler senin Birleşmiş Milletler Kurulanı!” dediğinizi duyar gibiyim…

Duymazdan gelerek devam edeceğim:

Monreo Doktrini”ni (9) duydunuz mu?

Monroe Doktrini, eski ABD Başkanlarından James Monroe tarafından 2 Aralık 1823’te ABD Kongresi’nde yapılan yıllık konuşmada ilan edilen bir dış politika ilkesidir.

Zaman içerisinde genişletilmiş (10) ve geliştirilmiştir…

Dolayısıyla bu son devlet operasyonunu, Trump’ın kişiliğe ile ilişkilendirmek doğru değildir…

ABD dış politikasında hâlâ referans alınan ve BM sistemiyle çelişen Monreo Doktrini’nin Latin Amerika ülkeleri açısından anlamı şudur:

Avrupa sömürgeciliğine son verilmiş fakat ABD sömürgeciliğine kapı aralık bırakılmıştır… 

☆☆☆

Demek ki:

Trump’ın, 7 Aralık 2016 tarihinde Kuzey Carolina’da yaptığı “teşekkür” konuşmasında söylediği; ABD’nin artık “yabancı rejimleri devirme yarışına son vermesi gerektiğini” şeklindeki mesajı, (11) iç politikaya yönelikti ve Pentagon’un oluşturduğu “gerçek ABD politikası” (Monreo Doktrini) ile örtüşmemektedir…

☆☆☆

Şu hususu da önemle belirtmek gerekir ki:

ABD’nin; Ukrayna, Türkiye ve Venezuela’daki nadir elementler ile ilgilenmesi onlar açısından hayati önemdedir:

Yarı iletkenler (çipler) saf silikonla başlar, ancak yüksek performans, minyatürleşme ve

Enerji verimliliği için nadir toprak elementleri (NTE) ve bazı kritik metaller vazgeçilmezdirler.

Çoğumuzun yabancı olduğu, fakat günlük olarak kullanmaktan asla vazgeçemediğimiz/geçemeyeceğimiz teknoloji ürünlerinin (cep telefonları, bilgisayarlar, otomobiller vb. gibi pek çok ürünün) üretiminde kullanılan bu nadir elementlerin hangisinin: nerede, hangi aşamada ve neden kullanıldıkları aşağıda (12) net biçimde özetlenmiştir…

Mutlaka okuyunuz…

☆☆☆

ABD’nin pazarlarını daraltan en büyük rakibi Çin’in, teknolojideki yerini görünce, neden uluslararası kuralları çiğneyip, bütün dünyayı karşısına aldığını kolayca anlaşılabilecektir:

Rezerv işleme lideri olan Çin, nadir toprakların yüzde 60’tan fazlasının üretimini ve yüzde 80’den fazlasının rafinasyonunu (13) kontrol etmektedir.

Çip üreticileri (ör. TSMCIntel) bu elementler olmadan üretim yapamazlar!..

Bu yüzden ABD, AB ve Japonya stratejik stok ve alternatif tedarik arayışındadırlar.

Özetle: Nadir elementler, teknoloji egemenliğini simgelemektedirler…

Çipler, yalnızca silikon (14) değillerdir.

Nadir toprak elementleri olmadan; 5G, yapay zekâ çipleri, elektrikli araçlar, savunma elektroniğini üretmek mümkün değildir…

Bu elementler küçük miktarda kullanılırlar ama teknolojinin olmazsa olmazlarıdırlar…

Çipler artık sadece teknoloji değil: Askerî üstünlük, yapay zekâ, siber güç ve ekonomik bağımsızlık demektir.

Bu yüzden ABD–Çin rekabeti, “ticaret savaşı” değil, bir “egemenlik savaşı”dır… 

☆☆☆

Çin ile rekabet edemeyen ABD, içerisinde bulunduğu ekonomik krizden (15) normal yollardan çıkamayacağını bildiğinden, başka ülkelerin kaynaklarına “çökme”yi ve Suudi Arabistan gibi petrol zengini ülkelerden haraç almayı (16) bir çözüm olarak görmektedir.

Bu arada liberal iktisatçıların; akla pek de yatkın olmayan “borç/GSYH oranı yüzde 100’ün üzerinde olmak borcun sürdürülemez olduğunu otomatik olarak göstermez” şeklindeki görüşlerinin doğruluğunun (!) pratikteki ispatı da Venezuela’nın kaynaklarına “çökülerek” kanıtlanmıştır!..

ABD’nin 2025 verilerine göre, ticaret açığı devam etmektedir.

Örneğin 2025’in ikinci çeyreğinde, cari işlemler açığı yaklaşık 251,3 milyar dolar olarak kaydedilmiştir. (17)

ABD, karşılıksız dolar basarak kapatamadığı açığını, mafya usulleri ile para toplayarak azaltmaya çalışmayı, bakalım ne zamana kadar sürdürebilecektir?!..

☆☆☆

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz:

Çip savaşları, 21. yüzyılın “Soğuk Savaşıdır”; bu savaşta tanklar değil, transistörler belirleyici olacaktır.

Savaşı kazanmak için petrol ve nadir elementler hayati önemdedir…

Ve bunların ikisi de Venezuela’da vardır!..

☆☆☆

Bir soru sorarak, bugünkü sohbeti bitirmek istiyorum:

“S-400 Triumf” uzun menzilli ve çok katmanlı hava savunma füze sistemleri (18) Maduro’nun elinde olsaydı, ABD böyle elini kolunu sallayarak Venezuela liderini gece yarısı yatağından alabilir miydi?

Sanık sizin, başka sorum yok!..

Dipnotlara çok önemli bilgiler yerleştirilmiştir, mutlaka okuyunuz, yoksa karışmam!…

Av. Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

(1)

(2) https://cemilcan.gen.tr/demokrasi-getirmek/

(3) Yeni-Sömürgeciliğin dolaylı sömürüyü ve “gönüllü iş birliğini” içermesi karakteristik özelliğidir. Bir direnişin bulunmaması nedeniyle, çoğu kez sömürülenler, sömürüldüğünün farkında bile olamazlar. 2001 yılında Güney Afrika’nın Durban şehrinde düzenlenen Irkçılık Karşıtı Konferansta (The World Conference against Racism: What was Really Achieved); “sömürgeciliğin insanlığa karşı suç olduğunu bir kez daha onaylıyoruz” açıklaması ile köle ticareti insanlık suçu olarak kabul edilmiş ise de; sürecin devamı olan “yeni-sömürgeciliğin” aynı şekilde uluslararası örgütler tarafından kınanması ve yasaklanması hiçbir zaman gündeme gelememiştir. Başka devletlerin topraklarına ve çeşitli alanlarda iç politikalarına uluslararası örgütler ya da diğer devletler tarafından zaman zaman müdahaleler olabilmektedir. Hukuk metinleri tarafından kabul görmese de, uluslararası arenada güçlünün sözünün geçmesi nedeniyle, bu tür uygulamalar için yaptırım gücüne sahip birimler bulunmamaktadır. Bugün bir insanlık suçu olarak görülmeyen ve bir cezası bulunmayan yeni-sömürgeciliğin, bir gün tamamen ortadan kaldırılması söz konusu olabilecektir. Emekçi sınıfların hak mücadelesi, küresel plânda bu nihai amaca hizmet etmelidir.

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/701017

 (4) Bir kişiye “gözü dönmüş” demek, o kişinin aklî ve ahlâkî dengeyi yitirerek kontrolsüz biçimde hareket ettiğini anlatmak içindir. Günlük ve edebî dilde yaygın, ancak hukuk ve resmî söylemde sakıncalı kabul edilen güçlü bir deyimdir.

(5) https://youtu.be/Op5d-QuBfIc?si=uEw5SIusGRgzZGIb

(6) https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abdnin-saldirisi-venezuelanin-petrol-kaynaklarini-yeniden-gundeme-tasidi/3789287

(7) Venezuela hükümeti 2023’te; kassiterit, nikel, rodyum, titanyum ve diğer nadir toprak elementlerini stratejik kaynak ilan etti.

https://tr.euronews.com/2026/01/03/abd-venezuela-krizinin-perde-arkasi-mavi-altin-elementler-ve-orinoco-kusagi

Venezuela’nın Guayana Kalkanı bölgesinde, nadir toprak elementleri ve kritik minerallerin varlığına dair örnek analizler ve küçük ölçekli tahminler yapılmıştır; bazı tahminlere göre, en az ~300.000 metrik ton civarında yataklar olabileceği ileri sürülmektedir.

https://rareearthexchanges.com/news/venezuela-oil-pressure-and-the-hidden-mineral-endgame/?utm_source=chatgpt.com

(8) Birleşmiş Milletler Anlaşması Madde 2/7-İşbu Antlaşmanın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletlere herhangi bir devletin kendi iç yetki alanına giren konulara müdahale yetkisi vermediği gibi üyeleri de bu türden konuları işbu Antlaşma uyarınca bir çözüme bağlamaya zorlayamaz; ancak, bu ilke VII. Bölümde öngörülmüş olan zorlayıcı önlemlerin uygulanmasını hiçbir biçimde engellemez. https://inhak.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/2212020141836bm_01.pdf

(9) Monroe Doktrini’nin temel ilkeleri şunlardır: 1. Avrupa’ya kapalı Amerika: Avrupa devletleri Amerika kıtasında yeni sömürge kuramazlar, mevcut kolonilerini genişletemezler anlamındadır. 2. ABD, Avrupa işlerine karışmayacaktır: Avrupa’daki savaşlar ve iç çatışmalar ABD’nin konusu değillerdir. 3. Amerika kıtası ABD’nin etki alanıdır: Amerika kıtasına yönelik her Avrupa müdahalesi, ABD’ye karşı düşmanca bir hareket sayılır. (Orijinal metinde “doğal kaynaklar” ifadesi açıkça geçmez, ancak: Siyasi egemenlik + ekonomik nüfuz = kaynaklara erişim mantığı zamanla yerleşmiştir.) “Amerika’nın doğal kaynakları Amerikalılarındır” yorumu nereden geliyor? Bu ifade: Metnin bire bir cümlesi değildir. Ancak 19. ve 20. yüzyıldaki ABD uygulamalarının fiilî sonucudur. Özellikle: Latin Amerika madenleri, petrol (Meksika, Venezuela), tarım ve stratejik hammaddeler üzerinde ABD’nin ekonomik hâkimiyeti bu doktrinle “meşrulaştırılmıştır.”

(10) Doktrinin genişletilmesi: 1901’de ABD Başkanı seçilen Theodore Roosevelt 1904 yılında, Monroe Doktrini’ni şu şekilde genişletti: “ABD, Latin Amerika’da düzeni sağlamak için müdahale edebilir.” Bu Yorumla: Askerî müdahaleler, hükümet değiştirmeler, ekonomik denetimler hukuki kılıfa sokulmuştur. İşte bu aşamadan sonra doktrin: Doğrudan kaynaklara ve rejimlere müdahale aracına dönüşmüştür.

(11) https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/suriye-ordusu-halepe-ilerlerken-trumptan-dikkat-ceken-dis-politika-aciklamasi-641453

(12) 1) Doping (Elektriksel özellik kazandırma): Saf silikon tek başına zayıf iletkendir. Atomik ölçekte katkılama (doping) yapılır. Galyum (Ga) p-tip yarı iletkendir; İndiyum (In) yüksek hızlı iletkendir ve opto-elektronik çiplerin imalatında gereklidir. Nadir toprak elementleri (ör. Erbiyum – Er ile) optik iletişim, lazer uyumu hale getirilebilirler. Sonuç: Bu elementler kullanılarak: Transistörler “aç/kapa” yapabilir hâle gelirler.  2) İleri litografi ve katman teknolojileri: Çipler onlarca ultra ince katmandan oluşur. Bazı nadir elementler ısıya dayanım ve yüksek dielektrik sabiti sağlarlar: Hafniyum (Hf), modern transistörlerde “high-k gate” malzemesi; Lantan (La), Seryum (Ce), oksit katmanlar, yüzey kararlılığı için gereklidir. Sonuç: Daha küçük transistör, daha az enerji tüketimidir. 3) Optik ve fotonik bileşenler: Veri merkezleri ve haberleşme çipleri için kritik malzemelerdir; Erbiyum (Er), fiber optik yükselticiler; Neodimyum (Nd), lazerler; Yitriyum (Y) fotonik entegre devreler için gereklidir. Sonuç: Işıkla veri iletimi (yüksek hız, düşük gecikme) sağlamakta kullanılmaktadır. 4) Manyetik ve bellek teknolojileri: MRAM, sensörler ve güç elektroniği teknolojisinde; Neodimyum (Nd), Disprosyum (Dy), Praseodimyum (Pr) kullanılmaktadır. Sonuç: Hızlı, kalıcı ve ısıya dayanıklı bellekler elde edilmektedir. 5) Ekran, LED ve çip paketleme: Her çip bir “paket” içinde çalışır; ışık ve renk için NTE’ler gerekir; Europiyum (Eu) kırmızı fosfor, Terbiyum (Tb) yeşil fosfor, Yitriyum (Y) LED ve mikro-LED teknolojileri için olmazsa olmazdır. Sonuç: Akıllı telefon, OLED ekran, otomotiv elektroniği için gereklidir ve hayati önemdedir.

(13) Rafinasyon, bir maddenin veya bir formun saflaştırılması işlemidir. Terim geniştir ve cevherin metale indirgenmesi gibi daha köklü dönüşümleri de içerebilir.

(14) Silikon, periyodik tabloda: Sembolü (Si), Atom numarası 14, Türü Yarı metal (metalloid) olan doğal bir kimyasal elementtir. Kumun ana bileşeni silisyum dioksit (SiO₂)’tir. Kayaçlar, cam, seramikte ve Dünya kabuğunda oksijenden sonra en bol ikinci element olarak bulunmaktadır. Yarı iletkenlerin ve çiplerin temel maddesidir; bilgisayar, telefon, yapay zekâ, güneş panellerinin imalatında kullanılır. Elektriği gerektiğinde iletir, gerektiğinde yalıtır. Modern teknolojinin bel kemiğidir. (ABD’deki “Silikon Vadisi” adı da buradan gelmektedir.)

 (15) 2025 yılı verileri ile ABD’nin toplam kamu borcu yaklaşık 38 trilyon ABD doları civarındadır. Bu rakam Hazine verilerine göre yıl içinde artarak bu seviyeyi aşmıştır.

(Bkz. https://www.sde.org.tr/amerika/abd-korkunc-bir-borc-bataginda-borclar-38-trilyon-dolari-gecti-analizi-61250 )

2025 yılı için ABD’nin GSYH’si yaklaşık 30 trilyon ABD doları civarındadır. ABD’nin toplam borcunun GSYH’ye oranı yaklaşık yüzde 125 civarındadır. Bu rakam; borcun büyüklüğünün ülke ekonomisinden daha büyük olduğu anlamına gelir. Başka bir söyleyişle; “ülkenin borcu ekonomik üretiminden daha büyük” demektir; yani borç, yıl boyunca üretilen mal ve hizmet değerinin yüzde 125’i kadardır.

 (Bkz. https://tradingeconomics.com/united-states/government-debt-to-gdp )

(16) https://www.dw.com/tr/abd-ba%C5%9Fkan%C4%B1-trumptan-bol-kazan%C3%A7l%C4%B1-suudi-arabistan-%C3%A7%C4%B1karmas%C4%B1/a-72532582

(17) https://www.bea.gov/data/intl-trade-investment/international-transactions

(18) https://savunmahatti.com/s-400-triumf-hava-savunma-sistemi/?utm_source=chatgpt.com

 

 

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir