KONUK YAZARLAR

ALLAH’IN DEDİĞİ OLUYOR!..

İran’da neler oluyor?

Bu sorunun yanıtını televizyonlardan öğrenmek mümkündür:

ABD ve İsrail uçakları İran’ın askeri hedeflerini vurmaya devam ediyorlar.

Bu arada okullara da bombaların düştüğü haberleri geliyor.

Ajanslar 150 kız öğrencinin öldüğü haber verdiler.

ABD ile İsrail, İran’ın dini lideri Ali Hamaney ile Genel Kurmay Başkanı Abdurrahim Musavi’yi öldürdüler. (1)

Hamaney’ in yerine Ayetullah Ali Rıza Arafı geçici olarak görevlendirildi.

İran’da 40 günlük yas ilan edildi.

Yetkililer, halkı sokaklarda intikam yemini etmeye çağırdılar…

İntikam yeminleri ediliyor…

☆☆☆

İran’da bundan sonra ne olacak?

Bu sorunun yanıtını bu aşamada kimse veremez.

Sadece bir tahminde bulunulabilir ki, hepsi o kadardır.

Bu bir savaştır.

Benim tahminimin ne önemi var ki!

Bu aşamada şu kadarını söyleyebilirim:

Bu savaşın faturasını sadece İran halkı ödemeyecektir.

Fatura, bölge halkına birlikte kesilecek…

☆☆☆

İran, Ortadoğu’da ABD üssü olan bütün ülkelere füze göndermeye kararlı.

Biraz da bu yüzdendir etrafında İran’ı destekleyen bir tek ülke kalmadı.

Rusya ve Çin ile yakın geçmişte yapılan askeri tatbikatlar da mazide kaldı.

Rusya petrol şirketi Lukoil bile Irak’taki en önemli petrol sahasından çekildi. (2)

Meydan ABD şirketi Chevron’a kaldı…

Çin’in ise olup bitenlerden haberi yok!..

☆☆☆

Bütün bunlar İran halkının başına neden geliyor?

Bu sorunun yanıtı bellidir:

“Molla rejimi” bütün bu belâları başına kendi sardı.

İslâm dinini benimsemiş: Emevîleri, Abbasiler, Endülüs, Osmanlı ve Safeviler tarih boyunca aynı anda var oldular, sorun olmadı.

Siyasi olarak “bir tek İslam devleti” olması gerektiği fikrini zorunlu bulmadılar.

Ümmeti “inanç topluluğu” olarak kabul ettiler…

☆☆☆

İran İslâm Devrimi, kendini “modern devrimci ideolojilere” benzetmeye çalıştı.

Mollalar; Marksizm, anti-emperyalist hareketler ve üçüncü dünya devrimlerinin ortak dili olan: Ezilenler, zalimler, küresel mücadele ve devrimin yayılması gibi kavramlara eş değerde dini kavramlar ürettiler:

“Proleterya”ya Mustazaflar (ezilenler); “emperyalistler” e Müstekbirler ve Dünya Devrimine de İslâm Devrimi dediler…

☆☆☆

Sıra geldi İslâm Devrimi’nin İslâmi dayanaklarını bulmaya:

Mollalar, yüzyıllar boyunca tartışılan ve sorun yaratmayan kavramları kendilerine göre yorumladılar:

Klasik İslâm alimlerinin: “Müslümanlar kardeştir ama her bölgenin kendi yönetimi olabilir” fikrini İslâm’a aykırı buldular.

Müslümanların liderliğini temsil eden “Halifelik” kurumunu, mevcut düzeni sürdürmek ve istikrarı sağlamak için kullandılar…

Şiiler ise, manevi birlik anlamına gelen “Ümmet” kavramını; “siyasi birlik” ve “ideolojik mücadele”ye dönüştürdüler.

Onlara göre Ümmet, sadece kardeşlik değil, “ortak siyasi kader” anlamına geliyordu…

Bu iddia ile ortaya atıldılar…

☆☆☆

Çoğu Müslüman ülke (Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Endonezya vb.); devletlerinin “ulusal egemenliğe sahip olduğu” görüşünde kalarak, İran’ın “devrim ihracı”na şüpheyle yaklaştı ve mesafeli kaldılar.

İran ise bildiği yolda yürümeye devam etti.

Devletlerden taraftar bulamayan Mollalar, bölgede vekillerini oluşturdular:

Lübnan’da Hizbullah’ı, Filistin’de Hamas’ı, Filistin İslami Cihadı’nı, Suriye’deki Ulusal Savunma Güçleri’ni;(Afganlı Fatemiyun Tugayı ve Pakistanlı Zeynebiyun Tugayı’nı), Irak’ta Şii misil şemsiyesi Haşdi Şabi’yi; (içindeki İran’a yakın ana gruplar: Kataib Hizbullah, Asaib Ehl el-Hak ve Bedir Örgütü’dür), Yemen’de Husiler’i örgütleyip desteklediler. (3)

İran, Ortadoğu’da bu örgütler üzerinden çok katmanlı bir vekâlet ağı kurup; bu ağ sayesinde İsrail, ABD ve Körfez ülkelerine karşı sürekli baskı ve caydırıcılık sağlamayı düşünmüş ve kısmen de başarılı olmuştur…

☆☆☆

İran, İslam Devrimi’nin insan kaynakları neden hiç tükenmiyor?

Hayati önemdeki soru budur!

Çünkü Kuran ayetlerini bağlamından kopartarak amaca uygun şekilde yorumlamak ve inananların din duygularını istismar edip, sömürmek Emevîler’den kalan ve yüzyıllardır uygulanagelen bir kötü gelenek olarak yaşatılıyor.

Aynı yolu izleyen Mollalar da Kuran’ın bazı ayetlerini (4) işlerine geldiği gibi yorumlayarak, “devrimci ideoloji”lerinin dini dayanaklarını oluşturdular:

İran yorumunun mantığı gerçekten ilginçtir.

İran, “devrim ideolojisi ayetlerini” şöyle bir zincire bağlar:

Müminler kardeştir (Hucurat 49/10); ezilen Müslümanlara yardım gerekir (Nisa 4/75, Enfal 8/72); İslam evrenseldir ve devrim sadece ulusal olamaz

2 numaralı dipnotta anlamları verilen bu ayetler gerçekte: Ümmet dayanışmasını destekler ve mazluma yardımı teşvik ederler.

Fakat başka ülkenin siyasi rejimini değiştirmek şeklinde bir zorunluluğu asla emretmezler.  

Fark şudur:

Mazluma yardımın devrimci yorumu “devrim ihracı”; kardeşliğin devrimci yorumu “sınırları aşan siyasi liderlik” ve dayanışmanın yorumu da ideolojik yayılma olarak öne çıkmaktadır.

Burada sorunun ayette değil, yorum biçiminde olduğunu söyleyebiliriz…

Birçok Sünni ve Şii alim şöyle der:

Bu ayetler ahlaki dayanışma içindir.

Her ülkenin siyasi düzenine müdahale anlamına gelmez. 

Yardım ile devrim ihracı aynı şey değildir.

Bu yüzden de İran’ın yorumu İslam dünyasında ortak kabul görmez

☆☆☆

Hiç kuşku yok ki, ABD-İran Savaşı’nın en önemli aktörü İsrail’dir.

Kim ne derse desin, sonuçta İsrail de İran gibi bir “din devleti”dir.

Yahudi kutsal metinlerinde; özellikle Tevrat/Tanah’ta “Vadedilmiş Topraklar” dan (5) söz edilmektedir.

Tevrat / Tanah’ta: Tanrı’nın Hz. İbrahim’in soyuna bir toprak vaat ettiği anlatılır.

Bazı pasajlarda sınırlar çok geniş tasvir edilmektedir.

Dolayısıyla Nil’den Fırat’a kadar olan bu toprakları Yahudiler kendilerine ait kabul ederler ve o toprakları ele geçirmeyi inançlarının bir gereği olduğuna inanırlar…

☆☆☆

Hal böyle olunca devrimini ihraç etmek için çalışan İran da Tanrı’nın kendilerine tahsis ettiği toprakları ele geçirmek için mücadele eden İsrail de “dinlerinin gereğini yerine getiriyorlar” diyebiliriz!..

Ama:

Tanrı’nın dediğini yapmadıkları kesindir.

Faturayı kesip, bizim önümüze koyacaklarına da şüphe yoktur!

Faturada nelerin bedelini ödeyeceğimizi önümüzdeki günlerde göreceğiz…

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) https://www.trthaber.com/haber/dunya/iran-genelkurmay-baskani-musavi-olduruldu-935946.html

(2) https://www.turkiyetoday.com/business/chevron-enters-talks-to-replace-lukoil-at-iraqs-west-qurna-2-oil-field-3215009?utm_source=chatgpt.com

(3) https://cemilcan.gen.tr/ortadogu-savasinda-ne-yapabiliriz/

(4) “Mazlumları destekleme” (Mustazaflar) için Nisa Suresi 4/75’i öne çıkardılar. Bu ayet İran devrim söyleminde en çok atıf yapılan metinlerden biridir: “Size ne oluyor da Allah yolunda ve ‘Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar’ diyen ezilmiş erkekler, kadınlar ve çocuklar için savaşmıyorsunuz?”

Bu ayetten çıkarılan yorum İran ideolojisindeki okuma: Dünyada ezilen Müslümanlar vardır. Onları desteklemek dini görev olabilir. Zalim düzene karşı mücadele meşrudur. Bu yüzden “Mustazaflar” (ezilenler) kavramı siyasi bir slogan haline gelmiştir.

Sık kullanılan bir diğer ayet Kasas Suresi 28/5’tir. Anlam olarak; Allah’ın yeryüzünde ezilenleri önderler yapacağı. Bu ayet de: Tarihsel bir kıssa bağlamından alınarak “ezilenlerin iktidarı” fikrine uyarlanır.

Klasik alimler genelde bu ayetleri: belirli tarihsel bağlam, savaş şartları ve savunma durumu çerçevesinde yorumlarlar. Yani: “Her yerde devrim ihraç edin” şeklinde açık bir anlam çıkarmazlar.

“Ümmet birliği” fikri için dayandırılan 5 ayet var. Temel ayet olarak Hucurat Suresi 49/10 gösteriliyor: “Müminler ancak kardeştir; öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin.”  Buradan çıkarılan yorum: Müslümanlar tek bir kardeşlik topluluğudur. Sınırlar ikincil olabilir. İran söyleminde bu ayet: “Ulus-devlet sınırlarının üstünde ümmet dayanışması” şeklinde okunur.

Çok önemli bir ayet de Enfal Suresi 8/72’dir:

“…Eğer dinde sizden yardım isterlerse, onlara yardım etmeniz gerekir…”  Bu ayet özellikle şöyle yorumlanır: Müslümanlar birbirinin velisidir (destekçisidir). Dini baskı altındakilere yardım etmek gerekir. İran’ın bölgesel politikalarında en sık referans verilen ayetlerden biridir.

Al-i İmran 3/110 genel çerçeveyi çizen ayettir,

“İyiliği emreder, kötülüğü engellersiniz…” Buradan: Sadece bireysel değil, toplumsal-siyasi sorumluluk da çıkarılır.

(5) 1) Tekvin/Yaradılış 15/18 en geniş sınır tanımı yapar. Tanrı’nın İbrahim’e verdiği vaat şöyle aktarılır: “Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar olan toprakları senin soyuna verdim.” Bu tanıma göre coğrafi olarak: Bugünkü İsrail–Filistin, Ürdün, Lübnan, Suriye’nin bir bölümü, Irak’ın batısı bu geniş vaat yorumuna dâhil edilir.

https://en.wikipedia.org/wiki/Promised_Land

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir