KONUK YAZARLAR

“NENEGA” SEVİLDİKTEN SONRA “HAYAT” KAPISINI KİLİTLEMEK! …

 

Siverek’teki olayın (1) ardından Kahramanmaraş’ta ortaokula düşen bomba (2) başka siyasi iktidarı silkeledi, 86 milyon yurttaşta travma (3) ve endişe yarattı…

☆☆☆

Can güvenliği bulunmayan öğretmenlerin, son derece haklı ve yerinde olarak Milli Eğitim Bakanı üzerinden iktidarı protesto etmeleri ne yazık ki tolere edilemedi.

Eski AKP milletvekili gazeteci Şamil Tayyar’ın son açıklaması (4) tehdit gibi, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın paylaşımı (5) ise “kutuplaştırma” yangınına benzin dökmeye devam ediyor…

Her olaydan “siyasi yarar” elde etme siyasi iktidarın bu çağdışı anlayışından kolay kolay vazgeçeceği elbette ki beklenmiyor…

☆☆☆

İktidar mensuplarının haklı ve yerinde eleştirileri ““Acının siyaseti olmaz! Bu elim saldırı reyting ve polemik malzemesi yapılamaz!” (6) diyerek adeta siyasetçilere yeni bir dokunulmazlık alanı yaratma çabalarını tipik AKP klasiği olarak kabul etmek lazım…

Sanki ülke başka bir gezegenden yönetiliyor…

Ülkeyi yöneten siyasi iktidarın eleştirilmesinin de doğal olarak siyasi olacağı gözden kaçırılmak isteniyor…

☆☆☆

Sanki RTÜK’e görevlerini hatırlatmak suç mu?

Duyarlı yurttaşların; özellikle de araştırmacı gazetecilerin (7) ve konusunda uzman bir hoca (8) ile “Yapay Zekâ” konusunda altın değerinde fikirleri bulunan bir uzmanın (9) söylediklerini ciddiye alıp gereğini yapılacak yerde “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik (TCK m.216)”, “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma (TCK m.217/A)” ve “Cumhurbaşkanına Hakaret (TCK m.299)” suçlarını hatırlatmak 21. Yüzyıl Türkiye’sine yakışıyor mu?

☆☆☆

Olay olduktan sonra sorumlu bulmak en kolay iştir; cinayetleri işleyen İsa Aras’ın öğretmen annesi ile polis babası ilk akla gelendir.

Hangi anne-baba çocuğunun katil olarak kara topraklara girmesini ister?

Olayın gerçek nedeni çok daha önemlidir; bunu da en iyi çocuk söyleyebilir…

Çocuk şimdi yok ama geriye bıraktığı bilgileri yorumlayacak bilim insanlarımız vardır.

Onları analiz ederek, İsa Aras’ı bu karanlık dehlize kimin/kimlerin ittiğini öğrenmek mümkündür…

Ancak o zaman “çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler” diyebiliriz…

☆☆☆

Bu tür olaylar olduktan sonra; çok sayıda savcı görevlendirmek, polisleri okulların veya öğretmenlerin önüne dikmek çözüm değildir!

Haberlere erişimi engelleyerek de hiçbir sorunu çözemezsiniz!

Bu karanlık ortamı yok etmek için bilimsel bir şeyler yapacaksınız!

2,9 milyon civarında ruhsatlı, 30 milyona yaklaşan ruhsatsız silahları toplayıp yakacaksınız!

Gençlere, neden bu Cennet vatanı terk ederek de geleceklerini yurtdışında aradıklarını soracaksınız!

Onları anlamaya çalışacaksınız…

Neden kamu kurumlarında işe girmekten umutlarını kestiklerine biraz kafa yoracaksınız!

Gençleri dinleyeceksiniz ki, arkadan gelen çocuklara yön tayin edici olabilesiniz!

Bilim insanlarına kulak vermek zorundasınız, bilime saygılı olacaksınız!

Aksi halde, sadece günü kurtarabilirsiniz, takip gelen günlerde olup bitenleri öngöremez ve şaşırıp olduğunuz yerde oturup kalırsınız…

Bu kafayla giderseniz sorunları artırırsınız…

☆☆☆

Aksini söyleyen yok; elbette ki çocuklarla en çok anneler ilgilenir.

Bu yüzdendir ki kadınların eğitimli olması şar görülür; asgari eğitimden geçmeyen bir anne çocuğuna ne verebilir?

Olmayan şey verilir mi?

Eğitim sadece okullarda verilmiyor ki! …

İletişim çağındayız; herkesin evinde televizyon var, hemen herkes internetten yararlanabiliyor.

Devlet insanları insan olmaktan çıkartan bazı diziler (10) yerine, topluma yararlı eğitim programlarını öne çıkartamaz mı?

Böylece dünyada neler olup bittiğini öğrenen anneler, çocuğunun eline “tablet”i vererek TV karşısına geçmezler ve çocuk katilleri yetiştirmezler…

Ancak bu şekilde anneler, bir b*ka yaramayan o dizileri seyretmekten kurtulup hem kendilerinin hem de çocuklarının gelişmesine ve böylece yararlı yurttaşlar olarak yetişmelerinde aktif rol oynayabilirler…

☆☆☆

Çocukları “tablet”e, ev hanımlarını “dizi”lere mahkûm eden anlayış, vakit geçirmeden mahkûm edilmelidir.

Devlet kontrolünde olması gereken yayınlarda; görünüşte aile kavramı ile dini motifler merkeze alınıp, büyük-küçük ilişkisi ve saygı gibi değerler zaman zaman işlenmekte ise de “kadın hakları” ve “şiddet” gibi toplumsal konulara hiçbir şekilde yer verilmemektedir.

Bu dizilerde asıl tartışılan, aldatma ve gayrimeşru ilişkilerin normalleşmesidir.

İslâmi ahlakla bağdaşmayan bu durum, Türk töresi ve etiğine de kesinlikle uyum göstermez.

Aile yapısını zayıf gösteren, sürekli kavga, entrika ve ihanet üzerinden anlatım yapılması, dizilerin ikinci eleştirilen yönleridir.

Dizilerdeki lüks ve tüketim kültürü, beslenme çantasına bir şey konulamayan çocukların ruh sağlığını olumsuz yönde etkilemekte, ebeveynlerini kahretmektedir…

İzleyicinin gösterişli hayatlara özendirilmesi “israf” ve “kanaatkârlık” değerlerimizle taban tabana çelişmektedir…

Yüzeysel de olsa ve bazı dizilerde sadece dekor gibi sunuluyor olsa da dini değerlerin kullanımı “laiklik ilkesi” ni zedelemektedir…

☆☆☆

Belli ki siyasi iktidar; yönettiği insanların birey olmalarını, dünyayı tanımalarını, hak ve ödevlerinin neler olduğunu bilmelerini istemiyor; yarı uyku halinde ve “iyi birer seçmen” olarak ömürlerini tamamlamalarını tercih ediyor…

İktidara yakın bir akademisyenin ağzından kaçırdığı bu iğrenç fikir, (11) aslında bir tercih olmaktan başka, ülkemizin yüz kızartıcı yanı ve görmezden gelinemez utancıdır!..

Bu vasatlık, tercih edildiği için de eğitim ve öğretim çağdaş ölçülerden giderek uzaklaşmaktadır…

Toplumdaki gerilimleri dramatize eden, izlenme oranını artırmak için abartı ve çatışma üreten; “nasıl olmalı?” dan çok “ne oluyor?” u gösteren diziler, çoğu zaman ideal ahlâkı değil, dramatik hikâyeyi merkeze alıyorlar…

Toplumun aynası olan ve ağırlıklı olarak da “değerlerimizi aşındıran” bu tür dizi ve programları kendi irademizde hayatımızdan çıkartamazsak, çocuklarımıza yeterince zaman ayıramayız, benzer olayları daha çok yaşamak zorunda kalırız…

En önemlisi de elinde tabletiyle odasına kapanmış çocukların, hangi alemlerde gezindiğini anlama, öğrenme ve dolayısıyla önlem alma olanağı elimizden kaçırmış oluruz…

İncel gruplar” (12) hakkında bilgi sahibi olmayan ebeveynlerin, çocuklarını dünya çapında örgütlü olan bu yapılardan korumaları asla mümkün değildir!..

☆☆☆

Şimdi 12 numaralı dipnotu okuma zamanı gelmiştir.

Hadi bakalım doğru 12 numaraya…

☆☆☆

Biraz daha devam edelim, bitiriyoruz:

Az önce öğrendiğiniz “incel hareketi”, çok şükür Türkiye’de örgütlü bir akım değildir.

Ama benzer düşünceler parçalı ve zayıf biçimde bizde de mevcuttur.

Çoğu durumda sanal ortamda örgütlenen bu yapılar, ideolojiden çok hayal kırıklığı ve sosyal sıkıntıların ifadesi olarak görülüyor olsa da yine de önemlidir…

☆☆☆

Sınırlı olanaklarla kendi çapımda yapmaya çalıştığım bu hazırlıktan şu sonucu ortaya çıkartmış bulunmaktayım:

Ailelerin dizi izleme yerine teknolojiyi öğrenmeleri ve takip etmeleri hayati önemdedir.

Bununla birlikte siyasi iktidarın, sanal dünyayı kendine “yeni seçmenler” kazanma alanı olarak değerlendirme yerine; çağdaş ve bilimsel ölçüler çerçevesinde kontrol altında tutmak ötelenemez ve ertelenemez temel bir görev olarak benimsemelidir…

☆☆☆

Zira:

Hayat herkes için bir kez yaşanmaktadır…

Nenega” (13) sevildikten sonra “hayat” (14) kapısını kapatmanın bir anlamı olmuyor!..

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) https://www.aa.com.tr/tr/gundem/siverekte-okula-duzenlenen-silahli-saldirida-16-kisi-yaralandi/3904852

(2) https://www.trhaber.com/gundem/son-dakika-kahramanmaras-ta-okulda-silah-sesleri-cok-sayida-polisler-sevk-edildi-h965840.html

(3) Travma, en genel anlamıyla kişinin bedenini ya da ruhsal dengesini sarsan, zorlayıcı ve etkisi kalıcı olabilen olay veya yaşantı demektir.

(4) https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/akp-li-samil-tayyar-dan-eylemdeki-egitimcilere-tehdit-bu-milleti-sahaya-inmek-zorunda-birakmayin-2495928

(5) https://www.sozcu.com.tr/okullarda-kan-govdeyi-gotururken-saray-danismani-nin-aciklamasi-sasirtti-p312122

(6) https://www.yeniakit.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogandan-kahramanmaras-mesaji-acinin-siyaseti-olmaz-bu-elim-saldiri-reyting-ve-polemik-malzemesi-yapilamaz-1995773.html

(7) https://youtu.be/D94yP7m9qEI?si=Q6JQCeFW9uJRKM4J

8.) https://www.nefes.com.tr/siddete-yatkinlik-ailede-basliyor-118879

(9) https://x.com/vbozkurt55/status/2045389539854684511?s=20

(10) İzleyici kitlesi tek tip olduğu için biraz indirgemeci olmakla birlikte “ev kadınlarının en çok izlediği dizileri”, gündüz kuşağı ve prime-time (akşam) dizilerine bakarak 4 grupta toplamak mümkündür:

1.) Aile – dram – entrika dizileri: Geniş kitleye hitap eden bu dizilerin başlıcaları; Kızılcık Şerbeti, Yalı Çapkını, Aldatmak, Sadakatsız’dır. Konuları ise evlilik, aldatma, aile içi çatışmalar, kayınvalide–gelin ilişkileri, sınıf farkı (zengin–fakir), aşk, sadakat ve ihanettir…

2.) Geleneksel–modern çatışması temalı diziler: Örneklerin başında yine Kızılcık Şerbeti gelir. Konusu: Seküler yaşam tarzı ile muhafazakâr yaşam tarzının karşılaşması, başörtüsü, yaşam biçimi, aile değerleri ile kültürel uyumsuzluk ve çatışmadır.

3.) Tarihî ve “değer odaklı” diziler: Bu dizilerde daha çok “değer vurgusu” arayan kesimde öne çıkarlar. Başlıcaları: Diriliş- Ertuğrul, Kuruluş- Osman ve Payitaht- Abdülhamid’dir. Konular; Osmanlı tarihi, devlet kurma süreci, İslami motifler, adalet ve (dizisel yorumla) cihat anlayışı ile kahramanlık ve fedakârlıktır.

4) Gündüz kuşağı programlar: Dizi değil ama çok izlenen gündüz kuşağı programları da şunlardır: Evlilik programları, “gelin–kayınvalide” yarışmaları ve gerçek yaşamdan kaydedilmiş dramatik ve mizahi durumları (reality tarzı) ekrana yansıtan aile programlardır.

(11) https://dai.ly/x3z61l7

(12) İnternet ortamındaki en tehlikeli yapılar, dünya çapında örgütlü olan “İncel” gruplardır. “İncel” kavramı, İngilizce “involuntary celibate” (istemsiz bekâr) ifadesinin kısaltmasıdır. İnternette bu isimle anılan gruplar, özellikle son yıllarda hem sosyolojik hem de güvenlik açısından dikkat çeken bir alt-kültür hâline gelmişlerdir. İlk kullanım 1990’larda, yalnızlık yaşayan insanların destek bulması için oluşturulan zararsız bir topluluktu. Zamanla bazı çevrelerde bu kavram, kadınlara ve topluma yönelik öfke içeren bir ideolojiye dönüşmeye başladı. Günümüzde “incel” dendiğinde genellikle bu radikalleşmiş çevreler kastediliyor. Bu gruplar genelde, anonim forum sitelerinde; “Reddit” benzeri platformlarda, kapalı “Discord / Telegram” gruplarında yer alıyorlar. Çoğu zaman kullanıcılar gerçek kimliklerini gizlerler. Her “incel” aynı değildir ama radikal gruplarda sık görülen bazı görüşlerini şöyle sayabiliriz: “Kadınlar sadece belirli erkekleri tercih eder”; “toplum haksız ve adaletsizdir algısı yaygındır”; “romantik/sexual başarısızlığın dış faktörlere bağlıdır”. Bunlara ek olarak bu gruplar genellikle kendilerini “dışlanmış” ve “değersiz” hissederler. Bazı alt gruplarda bu düşünceler: Kadın düşmanlığı (mizojini), aşırı karamsarlık (blackpill) ve nefret söylemi boyutuna kadar varabiliyorlar… Bu toplulukların tamamı tehlikeli değildir; ancak bazı kesimleri ciddi risk taşırlar.

Sürekli aynı fikirlerin tekrar edilmesi (echo chamber etkisi) radikalleşmeye yol açar, nefret söylemi, kadınlara veya topluma karşı düşmanlık duygusunu besler, şiddet övgüsü, çok nadir ama önemli vakalarda gerçek dünyada saldırılarla ilişkilendirilmiştir. (Örnek: Elliot Rodger olayıdır.)

“İncel” sosyolojik açıdan şöyle yorumlanır: Uzmanlar genelde bu grupları; yalnızlık ve sosyal izolasyon, özgüven eksikliği, modern ilişkilerdeki beklenti–gerçeklik farkı ve internetin “kutuplaştırıcı” etkisi ile değerlendirirler. Yani mesele sadece “kadın–erkek ilişkisi” değil, daha geniş bir psikososyal problem alanıdır.

İnternetin anonim yapısı nedeniyle hızla yayılabilen bu toplulukların bir kısmı zamanla negatif ve zararlı bir çizgiye sürüklenmişlerdir.

Yeri gelmişken her yalnız veya ilişki yaşamayan erkek “incel” olmadığını da vurgulamak gerekir… Bu grupların kullandığı jargon (örneğin “Chad”, “Stacy”, “blackpill” vb. gibi sözcükleri) çoğu kişi ya hiç duymamıştır ya da anlamlandırmakta zorluk çekmektedir.

(13) “Nenega” Karadeniz bölgesinde babaanne ve anneanneye karşı kullanılan yöresel hitap tarzıdır.

(14) “Hayat” Karadeniz bölgesinde balkon için kullanılan yöresel addır.

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir