• YALAN PROPAGANDA VE SAVUNMA HAKKI ÜZERİNE!..

    AKP, 2002 yılında 3 Y’yi (yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar) kaldırma vaadi ile iktidara gelmişti. 2015 yılında çeyrek altın 170 liraydı, 2025′de çeyrek karpuz da 170 lira oldu, eşitlendiler!.. Yoksulluğun ne kadarının ortadan kaldırıldığı bu örnekten bellidir. Asgari ücret ve emekli maaşları ile nelerin alınamayacağını, neler yapılamayacağını tek tek saymaya gerek kalmamıştır… ☆ ☆ ☆ Yolsuzluk meselesine gelince, say say bitmezler.(1) AKP yolsuzluklar konusunda Cumhuriyet tarihinde bir ilki başlatarak yolsuzlukları din istismarcılığıyla sürdürmenin kılıfını hazırlamıştır: Yolsuzluğa Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla gerekçe bulmak AKP döneminde başlamıştır.  Örneğin “Fıkıh alimlerinin” verdiği fetvalardan biri “Yolsuzlukla hırsızlık aynı şey değildir” şeklindeydi. (2) Bunun anlamı, iktidarın rahatlıkla yolsuzluk yapabileceğidir. Her konuda bir fetvası olan Diyanet İşleri Başkanlığının ne…

  • KÜRTLER BATIDAN DOĞUYA GÖÇ ETMEYİ KABUL EDECEKLER Mİ?..

    Öcalan’ın “paradigma” sözcüğü ile şifrelediği 25 Şubat 1925 tarihli mektubundaki (1) PKK’nın misyonunu tamamladığı ve “silâh bırakma” kararı alması gerektiği şeklindeki vurgulamaları önemliydi. Denebilir ki, “silâhlı mücadelenin terk edilmesi” kararının yarattığı heyecan dalgası, PKK Kongresi’nin açıkladığı “fesih kararı”ndaki (2) tarihi gerçeklerle örtüşmeyen ifadeler görmezden gelinebilirler şeklinde bir algı da yarattı. Öcalan’ın mektubu tartışılırken 4 Mayıs 2025 günü Lozan’da düzenlenen resepsiyonla Lozan Kürt Enstitüsü‘nün kurulduğu duyuruldu. PKK, 5-7 Mayıs tarihleri arasında güvenlik gerekçesi ile yerini açıklamadığı “Medya Savunma Alanları”nda 12. Kongresini toplayarak, “PKK adıyla” silâhlı mücadeleye son verdiklerini duyurdu. Kongre’nin fesih kararında; Lozan Antlaşması ile 1924 Anayasası‘nı hedef almasını, Lozan Kürt Enstitüsü’nün kuruluş hedefleri arasında yer alan “Kürtlerin kendi kaderlerini tayin…

  • MAVRA YAPARAK “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” YARATILAMAZ!..

    Gazetecilikte sıkça kullanılan bir ironidir: “Köpek insanı ısırırsa haber değildir ama insan köpeği ısırırsa haberdir.” Çubuk’taki şehit cenazesine katılan Kılıçdaroğlu’na yapılan linç girişimi sırasında yumruk atan o inek hırsızı Osman Sarıgün’ü haber yapmayabilirdiniz. Şart değildi.. Ama: Sarıgün’ün elini öperek hatıra fotoğrafı çekenleri (1) haber yapmak, halkın doğru haber alma hakkının (2) gereğidir… ☆ ☆ ☆ Aynı şekilde: DEM Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in AKP’deki cenaze törenine katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, yumruk atan katil Selçuk Tengioğlu’nu haber yapmak gerekmiyordu. Onun da bir haber değeri yoktu! Ama: İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın sıcağı sıcağına bir kınama mesajı yayınlaması elbette ki haberdir ve bu haberin tüm medya organlarında yer alması gerekiyordu… Bir tek…

  • YALANCININ ŞAMDANINA AMPUL TAKTILAR!..

    Çevremde bu kadar yalancı ne ara birikti? Hayret ki ne hayret! Aralarında çok da yakınlarım var. Onlarla olan ilişkimi belirli bir çerçeveye oturtmak ve ona göre konumlanmak gerekiyor. Bu birinci şart! Aksi halde, yalancılarla karıştırılmam işten bile değildir… Çok mu geç kaldım onu da bilmiyorum?.. ☆ ☆ ☆ Başkasının yalanını “bilerek ve isteyerek” tekrar edenleri, sadece “etik” açıdan ele almanın yeterli olacağını sanmıyorum. Bence “tıbbi” açıdan da işe el atılmalı… Meseleyi o yönü ile de ele alacağız bugün… Başlıyoruz: ☆ ☆ ☆ Önce şu tespiti yapalım: Yalanı (1) bilerek yaymak, yalana ortak olmaktır. Aklıma gelmişken söyleyeyim; Bu defa dipnotları okumadan sakın geçmeyiniz… Bir kişi bir bilginin yalan olduğunu bile bile…